Mevlid Kandiliniz mübârek olsun

Fahrettin Tacar

Tarih: 2017-11-20 / Hit: 128

 

Müslüman birinin, din kardeşinin gıyâbında yaptığı duâ kabul olunur.
Hadîs-i şerîf

Kıyâmet koparken, birinizin elinde bir hurma fidanı bulunuyorsa, güç yetirebilecekse, onu diksin!
Hadîs-i şerîf

Ölümü sık sık hatırlamak hırs ateşini söndürür.
İmâm-ı Gazâlî “Rahmetullahi aleyh”

İnsanoğlunu şu iki şey mahvetmiştir: İzzet arzûsu, fakirlik korkusu.
Abdullah-ı Tüsterî “Rahmetullahi aleyh”

 

MEVLİD KANDİLİ

Türkiye Takvimi - 30 Kasım 2017

Dün­ya­da­ki bü­tün in­san­la­ra peygamber ola­rak gön­de­ri­len, peygamber­le­rin so­nun­cu­su ve en üs­tü­nü Mu­ham­med aley­his­se­lâ­m, 571 yı­lı Ni­san ayı­nın 20’si­ne rast­la­yan, Re­bi’ul-ev­vel ayı­nın 12. Pa­zar­te­si ge­ce­si, sa­ba­ha kar­şı Mek­ke-i Mü­ker­re­me’­de dün­ya­ya gel­miş­tir. Her peygamberin üm­me­ti, ken­di peygamberi­nin do­ğum gü­nü­nü bay­ram yap­mış­tır. Bu­gün de, Müs­lü­man­la­rın bay­ra­mı­dır. Ne­şe ve se­vinç gü­nü­dür. Dün­ya­da­ki Müs­lü­man­lar ta­ra­fın­dan, her se­ne, bu ge­ce Mev­lid Kan­di­li ola­rak kut­lan­mak­ta, her yer­de Mev­lid ka­si­de­le­ri oku­na­rak Re­sû­lul­lah efendimiz ha­tır­lan­mak­ta­dır. Mev­lid, do­ğum za­ma­nı de­mek­tir.
Re­sû­lul­lah, mev­lid ge­ce­le­rin­de Eshâb-ı kirâma zi­ya­fet ve­rir, dün­ya­yı teş­ri­fin­de­ki ve ço­cuk­luk za­ma­nın­da­ki şey­le­ri an­la­tır­dı. Haz­re­t-i Ebû Be­kir de, halîfe iken, Eshâb-ı kirâmı top­lar, Re­sû­lul­lah efen­di­mi­zin dün­ya­yı teş­ri­fin­de­ki harikulâde hâl­le­ri ko­nu­şur­lar­dı.
Bu ge­ce, Re­sû­lul­la­hın do­ğum za­ma­nın­da gö­rü­len hâl­le­ri, mû­ci­ze­le­ri oku­mak, din­le­mek, öğ­ren­mek çok se­vap­tır. Pey­gam­ber efen­di­mi­zi öven çe­şit­li mev­lid ka­si­de­le­ri var­dır. Meş­hur olan ve Tür­ki­ye’de sık sık oku­nan mev­lid ka­si­de­si­ni Sü­ley­man Çe­le­bi, 15. asır­da yaz­mış­tır. Mev­lid-i şe­rîf oku­mak, Re­sû­lul­la­hın dün­ya­ya ge­li­şi­ni, mirâ­cı­nı ve ha­ya­tı­nı an­lat­mak, Onu ha­tır­la­mak, Onu öv­mek de­mek­tir. Mev­lid Ge­ce­si, Ka­dir Ge­ce­si’nden son­ra en kıy­met­li ge­ce­dir. Bu ge­ce Pey­gam­ber “sal­lal­la­hü aley­hi ve sel­lem” efen­di­miz doğ­du­ğu için se­vi­nen­ler affolur.
Bu ge­ce, çal­gı ve baş­ka ha­ram şey­ler ka­rış­tır­ma­dan, Al­lah rı­za­sı için mev­lid ce­mi­ye­ti yap­mak, mev­lid ka­si­de­si oku­mak, sa­levat-ı şe­rîfe ge­tir­mek, tat­lı şey­ler ye­di­rip içir­mek, hay­rat ve ha­se­nat yap­mak, böy­le­ce, bu ge­ce­nin şük­rü­nü ye­ri­ne ge­tir­mek müs­te­hap­tır.
Di­ğer kan­dil­ler­de ol­du­ğu gi­bi, bu­gün de, Kur’ân-ı ke­rîm ve ilmihâl oku­ma­lı, ka­zâ na­ma­zı kıl­ma­lı, sa­da­ka ver­me­li, duâ et­me­li, Ce­nâb-ı Hak­tan af ve mağ­fi­ret di­le­me­li­dir.

 

SOHBET
SAADET YOLU

Türkiye Takvimi - 01 Aralık 2017

Dün­ya ve âhıret saadeti­ne ka­vuş­mak; an­cak ve yal­nız, dün­ya ve âhıretin efen­di­si, yaratılmışların en üs­tü­nü ve en kıy­met­li­si olan Mu­ham­med aley­his­se­lâm­a uy­mak­la olur. Mu­ham­med aley­his­se­lâ­ma uy­mak, İslâm dîni­nin emir­le­ri­ni yap­mak, ya­sak­la­rın­dan ka­çın­mak­la olur. Doğ­ru iti­ka­dı öğ­re­nip îmânı­nı bu­na gö­re dü­zelt­mek, bun­dan son­ra ibâdet bil­gi­le­ri­ni öğ­re­nip onun­la amel et­mek lâ­zım­dır. Îmân bilgileri ile farz­lar­dan ve ha­ram­lar­dan ken­di­ne lâ­zım olan­la­rı­nı öğ­ren­mek farz­dır. Bun­la­rı öğ­ren­me­mek bü­yük günah­tır. Bu dün­ya im­ti­han ye­ri­dir. Dün­ya­nın gö­rü­nü­şü ya­lan­cı yal­dız­lar­la süs­lü­dür. Nef­se hoş ge­len ha­ram­lar, dı­şı şe­ker­le kap­lan­mış ze­hir gi­bi­dir. Dün­ya, in­sa­nı Alla­hü te­âlâ­dan uzak­laş­tı­ran şey­ler de­mek­tir. Akıl­lı kim­se, fânî ola­nı ba­ki ola­na ter­cih et­mez. Ça­buk ge­çen bir lez­zet için ken­di­ni fe­lâ­ke­te sü­rük­le­mez ve son­suz nimet­le­ri ka­çır­maz. Ver­di­ği sö­zü tu­tar. Za­ma­nın kıy­me­ti­ni bil­di­ği için, her işi­ni da­ki­ka­sı da­ki­ka­sı­na ya­par. Üze­ri­ne al­dı­ğı bir işi bi­tir­me­den, içi ra­hat et­mez. Bir işi ya­rı­na bı­rak­mak şöy­le dur­sun, ya­rın ya­pı­la­cak işi, müm­kün­se bu­gün ya­par. Böy­le kim­se­ler, rûhu­nun te­miz­li­ği ya­nın­da, vü­cut te­miz­li­ği­ne de çok dik­kat ederler. Kul­lan­dı­ğı eş­ya­lar, yi­yip iç­tik­le­ri, evi, çev­re­si hep te­miz olur. Ay­rı­ca gü­ler­ yüz­lü, tat­lı dil­li, va­kur ve ki­bâr­dır. Ana­sı­na, ba­ba­sı­na, ho­ca­sı­na, bü­yük­le­ri­ne kar­şı son de­re­ce say­gı­lı­dır. Her­kes­le iyi ge­çi­nir ve ken­di­si ile iyi ge­çi­ni­lir. Böy­le olan Müslümanlar, dün­ya­da ra­hat et­tik­le­ri gi­bi, âhıret­te de ra­hat ve huzur için­de olur­lar.

 

MENKIBE
ABDÜLHAMİD HÂN

Türkiye Takvimi - 28 Kasım 2017

ABDÜLHAMİD HÂN
Seyyid Abdülhakîm Arvâsî haz­ret­le­ri, açtığı medresedeki bir hatırasını şöyle anlatıyor:
“Başkale şehrinde bir medresem vardı. Bu medresede 20-30 talebe okutuyordum. Talebenin yemesi, içmesi, elbiseleri, bütün masrafları hep bana âit idi.
Bir gün medresede ders veriyordum ki, kapı açıldı. Gayet temiz giyinmiş bir bey içeri girdi, selâm verdi ve dersi dinledi. Ders sonunda yanıma geldi ve; “Efendim, kaç talebeniz var? Hangi kitapları okutuyorsunuz? Hangi kitaplara ihtiyacınız var?” diye sordu.
Ben de lâzım olan bir çok kitap ismi verdim. Cebinden defterini çıkardı, bütün ihtiyâçlarımı deftere yazdı. Biraz sonra da veda etti, gitti. Konuşması gayet nazik, elbisesi gayet muntazam ve temiz olduğundan, bunun bir İstanbul beyefendisi olduğunu anladım.
Aradan birkaç ay geçti. Ben artık bunu unutmuştum. Bir gün medreseye postacı geldi ve; “Seni postaneden istiyorlar.” dedi. Hemen kalkıp gittim. Postanede memurlar; “Bunlar sana geldi.” dediler ve bana iki büyük sandık gösterdiler. Baktım, koca koca iki sandık. İki sandık da kitap doluymuş. Kitapları, sandıkları aldım, hayvana yükletip medreseye getirttim. Sandıklar açıldı. Bir de ne göreyim, sandığın içinde, iki ay evvel, İstanbul’dan gelen o beyefendiye isimlerini yazdırdığım kitaplar bunlar. Üzerine de bir kâğıt konulmuş.
Alıp okudum. Kâğıtta; “Halîfe-i müslimîn Sultan Abdülhamîd Hânın hediyesidir.” yazılıydı. Çok sevindim. Demek ki Sultan Abdülhamîd Hân, “rahmetullahi aleyh” bütün Anadolu’ya, bütün medrese ve ilim yuvalarına böyle bedava kitap gönderiyordu...”
(Bir talebesi)

 

SAĞLIK
BİR SAĞLIK REÇETESİ

Türkiye Takvimi - 26 Kasım 2017

Uz­man­lar; sağ­lık­lı bir vü­cuda sâhip olma ve kan­ser­den ko­run­mak için bir re­çe­te­yi şöy­le açık­lı­yor­lar:
Her gün sarımsak: Sarımsak, has­ta­lık se­be­bi ola­cak mik­rop­la­rı %48 azal­tır­ken, bey­nin yaş­lan­ma­sı­nı ön­ler ve ko­les­te­ro­lü dü­şü­rü­r.
Eg­zer­si­z: Gün­de 1 km yü­rü­yüş ve eg­zer­siz yap­ma­lı.
Seb­ze ve mey­ve­: Seb­ze ve mey­ve her gün alın­ma­lı.
Ke­pek­: Haf­ta­da 4 de­fa ke­pek­li ek­mek, ma­kar­na ye­me­li.
Aya­küs­tü ye­mek­: Ham­bur­ger, pa­ta­tes kı­zart­ma­sı gi­bi ayaküstü ye­mek­ler­ has­ta­lı­ğa da­vet­tir.
Tu­z: Faz­la tuz fel­ce ve kalp has­ta­lık­la­rı­na da­ve­ti­ye çı­ka­rır.
Di­yet­ler: Haf­ta­da 2-3 ki­lo ye­ri­ne ay­da 2-3 ki­lo ve­ril­me­li.
Ba­lık: Dü­zen­li ba­lık ye­mek kalp kri­zi ris­ki­ni azal­tı­r ve ba­ğı­şık­lık sis­te­mi­ni güç­len­di­ri­r.
Se­len­yu­m: Kan­se­re kar­şı se­len­yum; fın­dık, fıs­tık, ba­lık ve ta­hıl­lar­da bol bu­lu­nu­r.
Bel ağ­rı­sı­: Yat­ma ye­ri­ne, nor­mal ça­lış­ma­ya de­vam edi­lir­se, da­ha ça­buk iyi­leş­ilir.
Ça­y: Bol çay içen­le­rin kalp kri­zin­den öl­me ris­ki­ azal­ır.
Ko­lest­ero­l: Ya­ğ ve tu­zu azalt­mak ko­les­te­ro­lü dü­şü­rür.
Alkole hayır: Sıhhate çok zararlıdır, hemen vazgeçmeli.
Si­ga­ra­ya ha­yır: Si­ga­ra­yı hemen bı­rak­malı.
Uy­ku­: Uy­ku­suz­luk ba­ğı­şık­lık sis­te­mi­ni bo­zar ve kon­sant­ras­yon ek­sik­li­ği­ne yol açar.
Bol su: Gün­de beş bar­dak su iç­mek, sağ­lık­lı kal­ma­nın ba­şın­da ge­li­yor.
Şeker ve tatlılar: Mümkün olduğu kadar uzaklaşmalı.
Kızartmalar: Kızartma yerine, buğulama, pişirme, fırında yapılan yiyecekleri yemeli.
Hamur işleri: Şişmanlatan yiyeceklerden uzak durmalı.
Raf Mamulleri: Raf mamullerinden uzak durmalı.
Tabî yiyecekler: Zeytinyağı, sadeyağ, yumurta, süt...

 

GÜNÜN TARİHİ
SEYYİD ABDÜLHAKÎM ARVÂSÎ

Türkiye Takvimi - 27 Kasım 2017

SEYYİD ABDÜLHAKÎM ARVÂSÎ
Seyyid Abdülhakîm Arvâsî haz­ret­le­ri; zâ­hir ve bâ­tın ilim­le­rin­de kâ­mil ve dört mez­he­bin fıkıh bil­gi­le­rin­de ma­hir bü­yük bir İs­lâm âli­mi idi. Hic­rî 1281 (m.1865)’de Baş­ka­le’de doğ­du. 27 Ka­sım 1943’de An­ka­ra’da ve­fât et­ti. Kab­ri An­ka­ra ya­kın­la­rın­da­ki Bağ­lum’dadır. Sey­yid ol­duk­la­rı Irak’­ta­ki şer’î mah­ke­me def­ter­le­rin­de ya­zı­lı­dır. Abdülhakîm Arvâsî haz­ret­le­ri, o za­ma­nın ilim ve ir­fan mer­ke­zi olan Irak’ın muh­te­lif yer­le­rin­de yük­sek âlim­ler­den sarf, na­hiv, lû­gat, man­tık, mü­nâ­za­ra, be­yan, ri­yâ­zi­ye, hen­de­se, me­âni, be­dî, ke­lâm, tef­sir, hadîs, fıkıh, ta­sav­vuf gi­bi ders­le­ri oku­yup 1883 se­ne­sin­de icâ­zet ala­rak mem­le­ke­ti­ne dön­dü. Da­ha son­ra Ar­vas’a gi­de­rek yük­sek tah­si­li­ni za­ma­nın en bü­yük âli­mi Sey­yid Fe­him-i Arvâsî “rahmetullahi aleyh” haz­ret­le­ri­nin huzurun­da ta­mam­la­dı. Baş­ka­le’­de ken­di pa­ra­sı ile bir med­re­se ku­ra­rak 29 yıl ders okut­tu.
1914’de Rus­lar Do­ğu’yu iş­gal edin­ce İs­tan­bul’a gel­di. 1919’da Med­re­se-tül Mü­te­has­sı­sîn’e, yani İla­hi­yat Fa­kül­te­si’ne Mü­der­ris (Or­di­nar­yüs Pro­fe­sör) ola­rak ta­yin edil­di. İs­tan­bul­’da çe­şit­li câ­mi­ler­de se­ne­ler­ce ilim neşret­ti. Pek çok kerâmetleri görüldü.
Si­yâ­se­te hiç ka­rış­ma­dı. Fitne çıkaranlardan, bö­lü­cü­lük ya­pan­lar­dan nef­ret eder­di. Sah­te ta­ri­kat­çı­lar ve cahil tek­ke şeyh­le­ri ile hiç gö­rüş­mez; genç­le­ri, İs­lâm bil­gi­le­ri­ni öğ­ren­me­ye, her­ke­se iyi­lik et­me­ye, me­m­le­ke­te, mil­le­te faydalı ol­ma­ya teş­vik eder­di.
Üni­ver­si­te men­sup­la­rı fen ve dev­let adam­la­rı, çö­zül­mez san­dık­la­rı güç bil­gi­le­ri sor­ma­ğa ge­lir, ya­nın­da bir sa­at ka­dar otu­run­ca bâzen sor­ma­dan ce­va­bı­nı ala­rak ge­ri dö­ner­ler­di. Bâzen de dün­ya­lık ve hat­ta düş­man­lık için ge­len­ler de bu­lu­nur­du. Kes­kin gö­rüş­le­riy­le ge­len­le­rin ni­yet­le­ri­ni he­men an­lar­dı.
Çok mü­te­va­zi ve al­çak gö­nül­lü idi. Ben de­di­ği işi­til­me­miş­tir. “Biz­ler he­sa­ba da­hil de­ği­liz. O bü­yük­le­rin yük­sek­lik­le­ri­ni an­la­ya­ma­yız. An­cak be­re­ket­len­mek için ya­zı­la­rı­nı oku­ruz.” bu­yurur­du. Hâl­bu­ki, ken­di­si, bu bil­gi­le­rin mü­te­has­sı­sı idi. Hoca­sı Sey­yid Fe­him Arvâsî haz­ret­le­ri­dir.
Ye­me­si, iç­me­si, yat­ma­sı, ko­nuş­ma­sı, sus­ma­sı, gül­me­si ağ­la­ma­sı hep dîni­mi­ze uy­gun idi. Her hâ­li is­ti­kâ­met üze­re idi. “İs­ti­kâ­met ke­râ­met­ten üs­tün­dür.” sö­zü­nü sık sık söy­ler­di. “İs­ti­kâ­met, dînin emir ve ya­sak­la­rı­na uy­mak­tır.” buyururdu.

Din bilgileri; dünya ve ahirette huzuru ve saadeti kazandıran bilgilerdir.
Abdülhakîm Arvâsî “Rahmetullahi aleyh”

 




 

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

Güçlü beyin

  İslâmiyet, temizlik üzerine kurulmuştur. Hadîs-i şerîf Kendini âlim gösterenler, Cehenneme gideceklerdir. Hadîs-i şerîf Kötü ahlâk, Allahü te...

Anne hakkının önemi

  Kendini âlim gösterenler, Cehenneme gideceklerdir. Hadîs-i şerîf Kendini bir kavme benzeten, onlardan olur. Hadîs-i şerîf   MENKIBE ANNE H...

Mevlid Kandiliniz mübârek olsun

  Müslüman birinin, din kardeşinin gıyâbında yaptığı duâ kabul olunur. Hadîs-i şerîf Kıyâmet koparken, birinizin elinde bir hurma fidanı bulunuyorsa, güç ...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı