Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

Gençleri aldatıyorlar

Fahrettin Tacar

Tarih: 2018-01-04 / Hit: 557


Allahü teâlâ her Cuma günü 600 000 kişiyi Cehennemden azat eder.
Hadîs-i şerîf

Ahireti verip dünyayı almak, yani Haktan halka yüz çevirmek akılsızlıktır.
İmâmı Rabbânî “Rahmetullahi aleyh”

Allahü teâlâdan uzaklaşan kimse, bâtıl yollara sapar.
Bennânı Hammâl “Rahmetullahi aleyh”

 

MÜTHİŞ BİR GERÇEK!
"İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar."
Ölümü çok hâtırlamak, haram işlemeye cesâreti azaltır. Peygamber efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: "Lezzetleri yıkan, eğlencelere son veren ölümü çok hâtırlayınız."
Seyyid Abdülhakîm Arvasi hazretleri “rahmetullahi aleyh” (Sefer-i âhıret) risâlesinde özetle şöyle buyurmaktadır:
Îmânı olan, aklı olan ve bâliğ olan erkek ve kadınlara, (Mükellef) denir. Mükellef olanların, ölümü çok hâtırlaması sünnettir. Çünkü, ölümü çok hatırlamak, emirlere sarılmaya ve günâhlardan sakınmaya sebep olur. Harâm işlemeye cesâreti azaltır. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Lezzetleri yıkan, eğlencelere son veren ölümü çok hâtırlayınız!)
Tasavvuf ehlinden bazıları, her gün bir kerre hâtırlamayı âdet edinmişti. Muhammed Behâeddîn-i Buhârî “kuddise sirruh” her gün yirmi kere, kendini ölmüş, mezâra konmuş düşünürdü.
Ölmek, yok olmak değildir. Ruhun, bedenden ayrılmasıdır. Bir evden, bir eve göç etmektir. Ömer bin Abdül’azîz “rahmetullahi aleyh” buyurdu ki: (Sizler, ancak ebediyyet, sonsuzluk için yaratıldınız! Lâkin bir evden, bir eve göç edersiniz!). Bir kimsenin îmân ile öleceği son nefeste belli olur. Bir insan, iman ile ölme nimetine kavuşunca, Allahü teâlânın ihsânları başlar. Saâdet sâhibi ol kimsedir ki, Azrâîl “aleyhisselâm” gelip, (Korkma, Erhamürrâhimîne gidiyorsun. Büyük devlete [nimete] erişiyorsun!) der. Böyle kimseye, bundan dahâ şerefli bir gün yoktur.
http://www.saadetgunesi.com/icerik/9623/insanlar-uykudadir-olunce-uyanirlar.html

 

SOHBET
GENÇLERİ ALDATIYORLAR

Türkiye Takvimi-05 Ocak 2018

Şükürler olsun ki, günümüzde şuurlu bir gençlik yetişiyor. Bir zamanlar öyle miydi? Genç nesil tarihini, ecdadını, dedelerini, hatta kendi ana-babasını beğenmez olmuştu. Onları câhil, bir şeyden anlamaz örümcek kafalı görüyordu...
O gençlerin bu hâle gelmelerinin tabii ki sebepleri vardı. O duruma birkaç senede gelinmemişti. İslâm düşmanları, Müslüman evlâtlarını o hâle düşürmek için hem içeride hem dışarıda yüzyıllarca çalışmışlardı. Meselâ, İngiliz casusu Hempher hatıratında diyor ki: “İstanbul’da ve Basra’da uzun seneler, Müslüman kılığında, Müslümanları dinlerinden döndürmek; en azından saptırmak için uğraştım. Fakat gözle görülür bir netice alamamıştım. Bir ara ümitsizliğe kapılıp, Londra’ya döndüm. Hariciye Nezaretindeki bir yetkiliye; “Bu işte başarılı olamadım, beni bu görevden alın!” dedim. Hariciye Nezaretindeki yetkili kimse bana şöyle dedi: “Sen böyle birkaç senede netice alacağını mı zannediyordun! Bu ektiğimiz tohumların meyvelerini ne sen göreceksin ne de ben. Bunların meyveleri 150-200 yıl sonra alınacak...”
Hempher, 1700’lü yıllarda bu faaliyeti gösteriyordu. Gerçekten de iki asır sonra, 1900’lü yıllarda meyvelerini toplamaya başladılar. Bugün de Müslümanlara gerici diyenler çıkıyor ve gençleri, İslâm yavrularını aldatmaya, bunların dinlerini, îmânlarını çalarak, kendileri gibi felâkete sürüklemeye uğraşanlar oluyor. Din câhili bâzı kimseler, diplomalarına güvenip, kendilerini bilgin, fen adamı sanıyorlar. İlim, fen denizinden bir damla tatmakla, deryayı yuttuk sanıyorlar. Bu zavallılar; İslâm âlimlerinden, din bilgilerinden haberleri olmadığı için, işittikleri birkaç kelimeye, hayalleri ile mânâlar uydurarak “İşte Müslümanlık budur.” diyorlar... Bunlara karşı İslâm dîninin emirlerini ve yasaklarını bildiren binlerce kıymetli kitap yazılmış olup; bunların çoğu, yabancı dillere de çevrilerek, her memlekete yayılmıştır. [Meselâ; “Hakikat Kitabevi Yayınları” bu uğurda büyük hizmetler vermektedir.]
Buna karşılık, bozuk kitapları hem de ücretsiz olarak neşrederek Müslümanları aldatmaya uğraşanlar da yok değil! Kıymetli gençleri, asil ve temiz yavruları, şehit evlâtlarını, bozuk yazılardan ve sözlerden koruması için ve Müslümanlığın tam ve doğru anlaşılması için, Allahü teâlâya yalvarmalı ve onlara Ehl-i sünnet âlimlerinin eserlerini ulaştırmaya çalışmalıdır.
Ahmet Demirbaş-Türkiye Gazetesi-11.02.2017

 

MENKIBE
BÂBİLLİ TÜCCAR

Türkiye Takvimi-04 Ocak 2018

Bir tüccar Bâbil’den Mekke’ye ticaret için gelip, Ebû Cehil’e koyunlarını satmıştı. Ebû Cehil parasını vermiyor ve onu oya-lıyordu. Tüccar Kureyş kabilesinin ileri gelenlerine gelip dedi ki: “Ben garip bir kimseyim. Ebû Cehil koyunlarımı satın aldı ve parasını vermedi. Kim ondan benim hakkımı alabilir?
Hazret-i Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem” o sırada onlara yakın bir yerde oturuyordu. Kureyşliler alay ederek o kimseye; “İşte şu oturan kimse senin hakkını alır.” diyerek, Resûlullahı “sallallahü aleyhi ve sellem” gösterdiler. Bunun üzerine Bâbilli o kimse, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” huzuruna gidip, başından geçenleri anlattı.
Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” hemen kalkıp; “Gel senin hakkını alayım.” buyurdu. Kureyşliler haber getirmeleri için iki kişiyi onların arkalarından gönderdiler. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” Ebû Cehilin kapısına varıp, kapıyı çaldı. “Kimsin?” diye sorunca; “Muhammed bin Abdullahım. Dışarı gel!” buyurdu. Ebû Cehil hemen dışarı çıktı. Rengi değişmiş ve vücudu titriyordu. Peygamberimiz ona; “Bu kimsenin hakkını ver!” buyurdu. Ebû Cehil, hemen; “Veririm.” dedi. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” “Bu kimsenin hakkını tamamen vermedikçe buradan ayrılmam!” buyurdu. Bunun üzerine Ebû Cehil acele ile evine girdi. O tüccarın hakkının tamamını getirip verdi.
Daha sonra Peygamberimiz oradan ayrılıp gitti. Bâbilli kimse de Kureyşlilerin toplu hâlde bulundukları yere gidip; “Allahü teâlâ Muhammed aleyhisselâma iyilikler versin. Hakkımı o zâlimin elinden alıverdi.” dedi. Biraz sonra müşriklerin haber getirmek için gönderdikleri iki kişi de yanlarına geldiler ve onlar da olanları aynen anlattılar. Az sonra Ebû Cehil de oraya geldi. Kureyşliler onu kınadılar, alay ettiler. Bunun üzerine Ebû Cehil; “Muhammed kapıma gelip kapıyı çalınca, sanki kalbim yerinden fırladı. Hemen dışarı çıktım. Muhammed’in başı üzerinde büyük bir aslan gördüm. Ağzını açmıştı. Eğer o kimsenin hakkını vermekde bir an daha duraklasam, aslan beni parçalayacaktı.” dedi. Oradakiler bu mucizeye de inanmadılar ve her zamanki gibi; “ Bu da Muhammed’in sihirlerinden biridir.” dediler. Şevâhid-ün Nübüvve - 108

 

SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ YÜRÜYÜŞÜ

Türkiye Takvimi-06 Ocak 2018

1914 yılında Rus kuvvetlerini püskürtmek için Enver Paşa komutasında 100 yıl önce düzenlenen Sarıkamış Harekâtı sırasında donarak şehit düşen 60 bin Mehmetçik’i anmak için, son yıllarda Ocak ayının ilk Pazar günü, Türkiye’nin dört bir tarafından gelen, her yaştan binlerce kişi şehitleri için yürüyor. Sarıkamış dışında da birçok şehirde bu yürüyüşler düzenleniyor.
Enver Paşa komutasındaki birlikler, 22 Aralık 191415 Ocak 1915 tarihleri arasında Sarıkamış’taki Allahüekber Dağları’nda Rus kuvvetlerini püskürtmek isterken ağır kış şartları ile karşılaştı. Genelkurmay Başkanlığı kayıtlarına göre 60 bin asker şiddetli soğuk, açlık ve yetersiz kıyafetler sebebiyle şehit düştü.
Gençlerimize tarih bilincini kazandırmak, vatan sevgisini aşılamak ve milli benlik duygusunu artırmak için, atalarımızın göstermiş olduğu fedakârlıklardan yola çıkarak toplumumuzda vatan savunması uğrunda çekilen sıkıntıları yerinde göstermek, vatan sevgisi aşılamak amacıyla her sene Ocak ayının ilk Pazar günü Sarıkamış’ta bir yürüyüş yapılıyor.
Sarıkamış ilçesinin Soğanlı ve Allahüekber dağları arasındaki Kızılçubuk zirvesinde binlerce genç, soğuk havaya ve kar yağışına rağmen ellerinde Türk bayrakları taşıyarak tekbir ve salevâtlarla Yukarı Sarıkamış Şehitliği’ne doğru yürüyüşe geçiyor. Tören alanında, erzak ve Türk bayrakları dağıtılıp, şehitler için, Kur’ânı kerîm ve Mevlid okunuyor.


 

 

 

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

Damat böyle seçilmeli

Ölümü hatırlamak, insanı günah işlemekten korur ve ahirete zararlı olan şeylerden sakınmaya sebep olur. Hadîs-i şerîf Dünya, ahiretin tarlasıdır. ...

Peygamberimizin bazı duaları

  İnsanlar içinde, kadın üzerinde en fazla hak sahibi kocası, erkeğin üzerinde de anasıdır. Hadîs-i şerîf Cennet hanımlarının en üstünü; Hazret-i Hati...

İlmihâlin önemi

  İhlâs; bütün işleri, insanlara yaranmak için değil, Allahü teâlânın rızası için yapmaktır. Ali Sincârî “Rahmetullahi aleyh” SOHBET.............. ...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı