Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

Dâhi mi, deli mi, veli mi?..

Ünal Bolat

Tarih: 2018-02-14 / Hit: 106

Sizler Tarihçi Süleyman’ı bilmezsiniz tanımazsınız amma mahallenizde veya köyünüzde yanınızda yanı başınızda Tarihçi Süleyman’a benzeyen onun gibi düşünen, onun gibi konuşan birisi mutlaka vardır. Bizler onlara bazen deli deriz bazen de söylediklerini ciddiye almaz gülüp geçeriz. Söylediklerini ciddiye almadığımız gülüp geçtiğimiz böyle birilerinin bir dahi hatta bir velî olabileceğini aklımızın ucundan geçirmeyiz.
Onun da mükemmel bir hafızası vardı. Ben ve benim gibi düşünenlere göre o, “Tarihçi Süleyman”dı. O bütün sayısal işlemleri neredeyse en gelişmiş hesap makinelerindenbile hızlı yapan biriydi. Geçmişten anlattığı gibi gelecekle ilgili ileri görüşlülük konusunda da zirve yapmış belki de keşfedilmemiş bir dâhiydi...
Hiç elinden düşürmediği bastona benzeyen sopasını bir kılıç gibi kullanarak köyün çocuklarıyla bazen “Kara Murat” oynardı. Çocuklar onun o oyunuyla ciddi ciddi eğlenir vakit geçirirlerdi. Bazen “Battal Gazi”liğe soyunurdu. Çocuklar onun sayesinde her biri Battal Gazi hayranı olup çıkmıştı. Ama çocukların gözünde olmasa da köyün kimi akil adamlarına ve ciddi yaşlılarına göre bir deli idi. Koca adam çocuklarla mı oynardı?
Bizim köyde, kaç keregittiğini unuttuğuhacılığı ile övünen bazı ihtiyarlara öyle güzel din dersleri verdiği oluyordu kiben Süleyman’ınişte o zaman bir veli olabileceğini düşünmeye başlamıştım...
Bu kadar dinîbilgiyi Süleyman nereden ne zamanda öğrenmişti şaşılacak şeydi. Süleyman’ın söyledikleri karşısında bizim köyün uleması, hacıları hocaları suspus olurlar tek bir söz söyleyemezlerdi. Ama Süleyman gittikten sonra o kendini beğenmiş bazı softalar ardından atmaya tutmaya başlardı:
“Süleyman işte, Deli Süleyman ne olacak ha ha ha… Allah verdiği aklı almasın. Çocuklarla misket çelik çomak oynayan birisinden aklı başında şeyler duyacak değildik ya… Ha ha…”
Bu şekilde ardından konuşup kahkaha atarken yüzleri dahi kızarmaz ağlanacak hâllerine gülüp geçerlerdi.
Onlar Süleyman’ın ardından konuşup bir de gıybetederken Süleyman söyleyeceklerini yüze karşı söyler giderdi. Üstelik Süleyman’ın söylediklerinde gram yalan ve yanlış yoktu. O, lafı evelemeden gevelemeden kıvırmadan kitabın tam ortasından dosdoğru konuşan özü sözü bir olan, mert bir adamdı...DEVAMI YARIN

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

Utancımdan yerin dibine girdim!..

“Bazen geçerken görüyorum. Yakın zamana kadar bir kısmı Küçükçekmece'de yazlık ev olarak kullanılıyordu...”     İstanbul'un şehir içi yolları 1958'de aç...

İçli köfte

“Gelen misafirlere birer tane içli köfte ikram ettiler ama ne içli köfte; Maraş usulüymüş...”   Yıl 1983, askerden yeni gelmiştim. Hemen ertesi gün Ömer ağa...

Yüzlerine bakmaya yüzüm yoktu

“Yüzlerine bakmaya yüzüm yoktu. Hayat nasıl da hallaç pamuğu gibi savuruyordu beni...”   Bir tarafta benden başka aileden kimsenin bilmediği bir evladımın o...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı