Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

UYDURMA HADÎS NASIL ANLAŞILIR?

Prof.Dr.Ekrem Buğra Ekinci

Tarih: 2018-06-04 / Hit: 109

“Ey fıkıh âlimleri! Sizler, tabib, biz hadîs âlimleri ise eczacı gibiyiz” diyorduA’meş...
 
 
Bazı meclislerde, işittiği bir hadîs-i şerif için“Sahih mi ki?”diye dudak bükenlere, Kütüb-i sitteyi saymasını rica ediyorum. "Bunlar ne" gibisinden bön bön yüzüme bakıyorlar. Hadîs kitaplarının isimlerini sayamayanların, utanmayıp hadîs-i şeriflerinsıhhatini sorgulamalarıne trajikomik!
 
Çok emek
 
Sünnet-i nebevîyi bildiren hadîs-i şeriflerin birsenedve bir demetinkısmı vardır. Sened, sünneti rivayet edenlerin isimlerini ihtiva eder. Hükmü teşkil eden metinde ise Hazret-i Peygamber’in kavli veya fiili anlatılır. Seneddehicrî 3. asra kadarolan râvilerin (rivayet edenlerin) isimleri bulunur. Bu tarihten sonra hadîsler zaten kitaplara geçirilmiştir.
Müslümanlar, hadîsleri sonraki nesillere nakledebilmek içinçok emeksarf ettiler; seyahatler yaptılar; işittiklerini yazdılar. Kur’ân-ı kerîmin sıhhatine inanan, hadîs-i şeriflerden de şüphe edemez. Çünküikisini deSahâbe ve talebeleri olan âlimlernaklettiler.
Hadîs âlimlerinemuhaddisdenir. 300 binden fazla hadîsi ezbere bilen âlime,hadîs imamıdenilmesi âdettir. Metni aynı olsa bile senedi değişik hadîsler,ayrı birer hadîssayılır. Onun için Resûlullah aleyhisselâma nisbet edilen hadîslerin çok fazla oluşunu yadırgamamalıdır. Kitaplarda yazılanı da, hadîs-i şeriflerin hepsi zannetmemelidir. Kim bilir daha nicesi, günümüzeintikaletmemiştir.
 
Kulluk ne ile?
 
Muhaddis olmak için hadîsleriişittiği gibi ezberlemeklazım olup, mana, murad ve te’villerini bilmek ve fıkhî hükümlerin delillerini anlamak şart değildir. Bu sebeple bir hadîsin sıhhatinde muhaddis ile fakihin sözleri karşı karşıya gelse,fakihin sözükabul edilir.
Meşhur muhaddis A'meş, İmam Ebu Hanife’ye bir fıkıh meselesi sordu. O da cevap verdi. Delilini sordu. Bir hadîs-i şerîf söyledi ve bunu kendisinden işittiğini arz etti. Hayran kalan A'meş, “Ey fıkıh âlimleri! Sizler mütehassıs tabib, biz hadîs âlimleri ise eczacı gibiyiz. Hadîsleri ve bunları rivayet edenleri biz söyleriz. Bizim söylediklerimizin manalarını dasiz anlarsınız” dedi.
Tefsir ve hadîs ilmi, asırlar evvel tekemmülünü tamamlamış; aklın ro­lünün fazla bulunmadığı yüksek ve kıymetli ilimlerdir. Kelâm, fıkıh ve tasavvuf ise böyle değildir. Bugün için müminlerefaydalı olanbu ilimlerdir; tefsir ve hadîs, fıkha yardımcı olduğu kadar lüzumludur.
Ancak fıkıh, fazla mesai ister; yorucudur. Eskilerin tabiriylebahr-i bilâ-sâhil(sonu bulun­mayan bir deniz) gibidir. Bu sebeplegözleri korkutmakta; tahsil ve nakli daha kolay olan tefsir ve hadîs ilmiyle iştigal tercih edilmektedir. Ağzı laf yapanlar da, âyet-hadîs deyip, fıkıhtan uzak durmakta veya yalan yanlış şeyler söylemektedir. Halbuki Kur’an-ı kerimde“Allah, cin ve insanları kendisine kulluk etmeleri için yarattı”buyuruldu. Kulluk ise, ancak emir ve yasakları bilmekle, yani fıkıh ile mümkün olur.
 
Sahih hadîs
 
Âdil, hadîs ilmini bilen, işittiklerinieksiksiz ezberlemişâdil râvilerden kesiksiz bir senedle bildirilen hadîslere, sahih hadîs denir. Her âlimin buna ilave kıstasları olabilir. MeselâBuhârî’ye göre ise her râvînin, bu hadîsikendi hocasındanişittiğinin mutlaka bilinmesi lâzımdır.
Bildirenler doğru ve emin olup, hâfızası, anlayışı, ötekiler kadar kuvvetli olmayanların bildirdiği hadîslerehasenhadîslerdenir. Bildirenlerden birinin hafızası, adaleti gevşek olan veya itikadından şüphe edilen hadîslerezayıfhadîsdenir. Zayıf hadîs ile farz ve haram sâbit olmaz; ama nafile ibadetlere delil olur.
Âlimler, hadîs râvîlerinin şahsî ve ilmî karakterlerine dair cildler dolusu kitap yazmışlardır. Bazıları hadîs ilminden o kadar habersizdir ki,“bu rivâyetin aslı yok”denen hadîsleri, mevzu zanneder. Halbuki bu, ilk râvinin isminin bildirilmediği mürsel hadîsleri ifâde eder.
 
Uydurma hadîs
 
Bir âlimin, hadîslerin sıhhati içinaradığı şartları taşımayan, nitekim herhangi bir hadîsi haber verirkenkasten yalan söylediği bilinenbir kimsenin haber verdiği hadîslerin hepsine mevzu (uydurma) hadîs denir. Hadîs uydurmak, iyi niyetle olursaharam; Müslümanları aldatmak içinseküfrdür. Resûlullah,“Uydurduğu bir sözü, hadîs olarak söyleyen, Cehennemdeki yerini hazırlasın”buyurdu.
Tarihte bilhassabid'at fırkalarına mensupkimseler, yollarını desteklemek; zındıklar da, insanları dinden ayırmak için hadîs uydurmuşlardır. Buna uyan bazı gafiller, insanlarıibadete teşvikiçin hadîs uydurdular. Irk ve belde taassubu; kıssa anlatma merakı da bunu kamçıladı. Daha Resûlullah’ın sağlığındamünafıklaryapardı. Dört halifenin son zamanlarında,Şiî ve Hâricîlerbu işte ileri gitti.“Muaviye’yi minberimde görünce, öldürün”sözü böyledir.
Usul-i hadîs ilminde, bir müctehid, bir hadisin mevzu olduğunu isbat edince, başka âlimlerin de mevzu demesi lâzım gelmez. Mevzu diyen müctehid, bir hadîsin sahih olması için lüzum gördüğü şartları taşımayan bir hadîs için,benim mezhebimin usul kâidelerine göre mevzudur,der. Server-i âlemin sözü değildir, demek istemez. Bu sözün hadîs olması, bence anlaşılmamıştır, demektir. Bu âlime göre hadîs olmaması, hakikatte hadîs olmadığını göstermez. Hadîs ilmininbaşka bir müctehidide, doğru olması için aradığı şartları bu sözde bulunca, hadîstir, diyebilir.
Nitekim bir hadîsin sahih olduğu, ancakzann-ı galibile anlaşılır; kat’i olarak bilinemez. Meselaİbnu’l-Cevzî’nin mevzu dediği hadîslerin çoğununböyle olmadığını, Zehebî isbatlamaktadır.
 
Gazâlî’de uydurma hadîs mi?
 
İmam-ı GazâlîveBeydâvî hazretleri gibi âlimlerin kitaplarında mevzu hadîs olduğunu söylemek, büyük bir cür’ettir. Dindederin bir uçurumaçmaktır. Acaba bu büyük âlimler, mevzu hadîsi sahihinden ayıramaz mı idi? Yoksa, hadis uyduracak kadar din kuvveti veAllah korkusundan mahrummuydu? Olsa olsa zayıf hadîs bulunur ki, bu da nafile ibadetlere delildir.
Şia,Ehl-i beyttengeldiğine inanmadıkları hadîs-i şerifleri kabul etmezler. Buna mukabil, 12 İmamdan birinin sözünü veya işini, Peygamber’e atfetmeyi de caiz görürler. Ehl-i Sünnet’e göre, sahâbeninhepsi âdildir. Günah bile işleseler, adalet sıfatlarını kaybetmezler. Sahâbiliği sâbit bir zâtın rivayetleri, artıkşahıs kritiği(cerh ve ta'dil) yapılmaksızın kabul edilir.
Bir hadîsin mevzu olduğunu dakati anlamakiçin ya haber verenlerden birinin bunu uydurduğunu itiraf etmesi, ya da kendisine haber verdiğini iddia ettiği kimsenin bu doğmadan evvel ölmüş olması, yahud da hadîs denilen sözün İslâmiyete ve akla, hesaba ve tecrübeye uymaması vete’vil kabul etmemesilâzımdır.
Hadîs denilen bu gibi sözler ilk devir var ise de, ellerinde sıkı bir kontrol usulü(cerh ve ta'dil)bulunan hadîs âlimleri hicrî 3. asırdan itibaren bunlarıayıklamışolduğundan, bugün için muteber kitaplarda mevzu hadîs bulunduğusöylenemez.

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

ŞAM YANGININDA BİR OSMANLI HÂNEDAN REİSİ

Osmanlı hânedanının şu andaki reisi, Sultan Abdülhamid’in torunu 88 yaşındaki Dündar Efendi, Şam’da tek başına hayat mücadelesi vermektedir.   Saltanat ve h...

KÖLE BESLEMEK Mİ, İŞÇİ ÇALIŞTIRMAK MI? HANGİSİ DAHA UCUZ?

*Sanayi inkılâbı, köleliğin sonunu getirdi. Kapitalist sistemde kölenin yeri yoktu. Yevmiyeli işçi çalıştırmak mı; köle beslemek mi daha ucuza geliyordu? Mühim olan...

KÖLELERİ EVLAT SAYAN MEDENİYET KÖLE SAHİBİ OLMAK, KÖLE OLMAKTIR

Peygamber Efendimiz “Kölelerinize yediklerinizden yedirin, giydiklerinizden giydirin. Onlara kölem demeyin; oğlum veya kızım deyin. Yapamayacağı işi yüklemeyin. Bir...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı