Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

İnsanın kötü huydan kurtulması mümkün mü?

Mehmet Said Arvas

Tarih: 2018-07-19 / Hit: 141

Hiçbir kimsenin huyu, yaratılıştaki gibi kalmaz. Ahlâk değişmeseydi, Peygamberlerin getirdikleri dinler faydasız, lüzumsuz olurdu...
 
Ahlâk ilmi, rûhu ve kalbi, kötü huylardan temizlemeyi ve iyi huylar ile süslemeyi öğretir. Bununiçin, evvela rûhu, sonra iyi ve kötü huyları öğrenmek lâzımdır. Peki, huy değişir mi? Bu meseleüzerinde çeşitli fikirler varsa da, hepsi üç noktada toplanabilir:
1- İnsanın ahlâkı hiç değişmez. Çünkü huy, insan gücünün değiştiremiyeceği bir varlıktır.
2- Huy iki türlüdür: Birisi insanla birlikte yaratılmıştır. Bu huy değiştirilemez. İkincisi, sonradan hâsıl olan alışkanlıktır. Buna, âdet denilir. Bu huy değişebilir.
3- Ahlâkın hepsi sonradan elde edilir ve değiştirilebilir.
İslâm âlimlerinin çoğu bu üçüncü fikir üzerinde birleşmektedir. Peygamberlerin dinleri, bu sözün doğruluğuna dayanmaktadır. Tasavvuf büyüklerinin, din âlimlerinin, talebesine terbiye için koydukları üsûller, bu sözün ışığı altında işlemektedir.
İnsanlar hangi huya elverişli olarak dünyaya gelmektedir? Bu da, içinden çıkılamamış bir sorudur. Âlimlerin çoğuna göre, insanlar iyiliğe, yükselmeye elverişli olarak doğar. Sonra, nefsin kötü arzuları ve güzel ahlâkı öğrenmemek ve kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, kötü huyları meydana getirir. Hadîs-i şerifte,“Herkes, Müslümanlığa elverişli olarak dünyaya gelir. Bunları sonra anaları babaları, Yahudi, Hıristiyan ve imansız yapar”buyuruldu...
Hiçbir kimsenin huyu, yaratılıştaki gibi kalmaz. Sonradan değişebilir. Ahlâk değişmeseydi, Peygamberlerin getirdikleri dinler faydasız, lüzumsuz olurdu. Âlimlerin söz birliğiile koymuş oldukları terbiye ve cezâ üsûlleri abes olurdu.
O hâlde, ahlâkın değiştiği güneş gibi meydandadır. Şu kadar var ki, bazı huylar pekyerleşmiş, rûhun özelliği gibi olmuştur. Böyle huyları değiştirmek, yok etmek pek müşkil olur. Böyle ahlâk, en çok, câhil, kötü kimselerde bulunur. Bunu değiştirmek için, ağır riyâzet ve çok mücâhede lâzımdır.Nefsin zararlı, kötü isteklerini yapmamak için çalışmaya “riyâzet” denir. Nefsin istemediği faydalı, güzel şeyleri yapmaya “mücâhede” denir.
Câhiller, ahmaklar, huy değişmez diyerek, nefis ile mücadele etmiyorlar. Kötü huylarını temizlemiyorlar. Böyle kabul edip de, herkes kendi arzûsuna bırakılırsa, kabâhatli olanlara cezâ verilmezse, insanlık kötülüğe gider.
Bunun için, Allahü teâlâ, kullarına merhamet ederek, onları terbiye etmek, iyi ve kötühuyları öğretmek için Peygamberler “aleyhimüsselâm” gönderdi. Bu muallimlerinen yükseği olarak dahabîbi olan Muhammed “aleyhisselâm”ı seçti.Her mümin, O'nun ahlakı ile ahlaklanmaya çalışmalıdır...

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

Dünya sevgisi ahireti unutturur

Rabbimiz dünyayı sevmiyor, sevenleri de sevmiyor. Dünyadan başka hiçbir yerde O'na isyan edilmez. Bundan dolayı dünyayı sevmez.   Şu bir gerçek ki, manevi h...

Arkadaşsız olmaz!

Hadis-i şerifte buyuruldu ki: "Cenâb-ı Hak bir kuluna hayır murad ettiği zaman ona hayırlı arkadaşlar nasip eder."   Hayvanların kasaba, aşçıya ih...

Ucub, kibir ve tevazu...

Kibirden ve ucubdan kurtulmak için tevâzu sahibi olmaya çalışmalıdır. Kavuştuğu nimetleri kendinden bilmeyen kurtulur...   Bir Müslümanın yaptığı ibadetleri...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı