Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

Âb-ı Hayat - 1974 (Cum'anız mubarek olsun efendim)

Ali Zeki Osmanağaoğlu

Tarih: 2018-07-20 / Hit: 49

Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer....

Bâzı hatıralar vardır ki, kalblere nakşeder.
 
O hatıraları hatırlamak, Cennet hayatı yaşamak gibidir...

18.03.2009 Sarıyer'de, Yatsı namazı sonrası Enver abiler buyurdular ki;

Havasın kalbinden, avamın dilinden olan herşey gıybettir. Tehlikeli iş. Ama marifet ehli yalnız ahiret için konuşur, ahiretten bahseder. Ama harika ehli, harikalarla uğraşan, işte böyle üstünlükler, kerametler, uçmalar, kaçmalar bunlar hem iyi hem kötü. İyi, Allahü tealaya imanı var. Ama kötü, kibre girebilir. Onun için bizim dinimiz görmeyi değil inanmayı şart koşmuştur. İşte soruyorlar; efendim, uçuyor, sinek de uçuyor, yahut da bir yere gidiyor. Şeytan daha beterini yaptırıyor. Onun için bunlar, özenilecek şey değildir hatta tehlikelidir, buyuruluyor. Ben bir gün mübareklere dedim ki; efendim, bir arkadaşla kabirleri ziyaret ettik, fakat Allah ona çok büyük bir lütufta bulunmuş, kabirdekilerle konuşuyor, görüyor, soruyor, cevap alıyor. Hocamız buyurdular ki; Maşallah çok iyi ama sakın özenmeyin, o tip insanlar tehlikededir daima. Kendisinde olup da başkasında olmadığını düşündüğü anda kaybeder. Onun için cinlerle uğraşmak insanı kibre götürür. Çok tehlikeli... Velhasıl, Şah-ı Nakşibend hazretlerinin bir talebesi, hocasından nefsin kötülüğünü duya duya, gitmiş bir tenha odaya, başlamış kafasına vurmaya, nefsim senden çok çekiyorum, başlamış yanağına vurmaya, her tarafını dövüyor. Derken bir mübarek zat karşısına geliyor. Ne yapıyorsun sen diyor. Bu nefsimden çok çekiyorum diyor. Vurdun mu her tarafına diyor. İyi ama diyor, seni nereden aldatıyorsa sen oradan kendini koruman lazım. Sen onu, seni nerden vurduğunu, seni nerden alt ettiğini biliyor musun diyor. Allah Allah, nereden diyor. Evladım o sana düşman değil ki, o Allaha düşman. Dolayısıyla, dine düşman, peygambere düşman. Evvela sen düşmanın nerden saldıracağına bak. Ona göre tedbirini al. Allah Allah, ne yapacağım diyor. Dinini öğreneceksin evvela diyor. Dinini öğren ki onun düşmanlığından sakın. Sen zaten onu güldürüyorsun, eğlendiriyorsun. Sonra ne yapacağım. Sonra öğrendiklerini yapacaksın ve Allah için yapacaksın. O zaman nefsin perişan olur. Sonra diyor, sonra hiçbir şey yapmayacaksın. Mübarekler de buyurmuşlardı, nefsi en ziyade tahrip eden şey, sormaktır kardeşim, buyurdular. Nefs der ki ben biliyorum. Sonra mübarek zat bir anda kaybolmuş. Talebe gelmiş Şah-ı Nakşibend hazretlerine, huzuruna. Mübarek başlamış gülmeye. Ne oldu demiş. Efendim, kendi kendimi dövdüm ama bir işe yaramadı demiş. Ama biri geldi, bana birşeyler söyledi ve gitti. Peki kimdi o diyor. Ben bilmiyorum, bir anda kayboldu. Kardeşim Hızır aleyhisselâmdır. Bizi çok sevdiği için talebelerimizi de çok sever. Sana gelmiş, hakikati sana söylemiş. Sen niye bana sormadan gidip kendini dövüyorsun? Sor bakalım, efendim ben kendimi dövebilir miyim diye. Ömer bin Abdülaziz "radıyallahü anh" camiden çıkmış yatsı namazından, eve gidecek, bakmış bir sarhoş, şarkı mı söylüyor belli değil, bir bakıyor Allah Allah, benim halife olduğum yerde dışarıya çıkıyorum, karşıma sarhoş çıkıyor. Hemen zaptiyelere talimat yakalayın onu diye. Yakalıyorlar, kelepçe, vuruyorlar, götürüyorlarken, diyor ki Allah Muhammed aşkına diyor, beni bir dakika halifenin huzuruna götürün diyor. Bir çift kelam edeceğim diyor. Efendim diyorlar sarhoş böyle böyle. Ne yapalım, gelsin söylesin diyor. La ilahe illallah. Sarhoş geliyor, tam halifenin karşısına, Bir tükürük atıyor Halifenin yüzüne. Mübarekler buyuruyor ki, mümin nasıl olur? Güler yüz tatlı söz. Mübarek o kadar öfkeleniyor, o da insan ya. Diyor ki zaptiyelere affettim bırakın. Adama diyor ki, affettim seni. Efendim diyor neden affettiniz. İyi dinle, yarın diyor ahirette Allahü teâlâya ameller, iki şekilde arz edilecek. Allah için olanlar, nefs için olanlar. Benim öfkem önce Allah içindi fakat sen tükürük atınca nefsim karıştı. Nefsim için de ceza verecektim, bunun hesabını ben veremem. Onun yüzünden ahirette sıkıntıya düşmem. Ancak Allah için yapanlar kurtulacaktır. Ben biraz evvel Allah için ceza verecektim, şimdi nefsim için idare ettim. Niye bu sarhoş yüzünden Rabbimin huzurunda sıkıntıya düşeyim, diyor.

Enver abiler, asırlarda ender yetişen çok müstesna bir insandı. Allahü teala rahmeti ile merhameti ile muamele eylesin inşallah.

Fî emanillah

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

Âb-ı Hayat - 1998

  Enver abiler buyurdular ki; Ahirette hangi iş, hangi eşya işe yarar? İşe yarayan iş, amel-i salih olandır. O halde, dünyada elde ettiklerimiz veya edecek...

Âb-ı Hayat - 1997

Enver abiler buyurdular ki; Dünya hayaldir, yalandır. Allahü teâlâ dünya için, meta-ül-gurur, buyuruyor. Dünya, aldatıcı bez parçası gibidir. Sıcak tencereyi t...

Âb-ı Hayat - 1996

Enver abiler buyurdular ki; Talebenin biri yolda gelirken hocasıyla karşılaşır, hocası sorar, nereden geliyorsun? Efendim, filancanın cenazesinden geliyorum, ö...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı