Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

“Bu adamın amacı ne?..”

Ünal Bolat

Tarih: 2018-10-12 / Hit: 28

“Kahveden çıkıp, kamyona gittim; bütün cesaretimi toplayıp şoförü ikaz ettim...”
 
Bu meçhul şoförün amacını anlamamıştım ama niçin durduğunu sormaya cesaret edemedim. O da homurdanır gibi konuştu:
“Acıktım. Karnımı doyurayım öyle…”
Ağır ve külhanbeyi hareketlerle kamyondan inip lokantadan içeri girdi. Ben de ardından içeri girdim mecburen…
Vay ki ne vay… Adam çorbadan başlayıp birer buçuk olmak üzere öyle bir kebap siparişi verdi ki sanırsın on kişiye sipariş veriyor… Şişler, ızgaralar… Hayret adam patlayasıya yedi hepsini… Ben de ayıp olmasın diye yanında bir porsiyon yemek yedim. Hem canım sıkkın hem iştahım yok…
Şoför yemek sonrası ağzını sol elinin tersiyle silip yemek bulaşan kalınbıyıklarını avuç ayalarıyla temizledikten sonra kapıya yöneldi… Anladım ki hesabı benim ödememi istiyordu.
“Neyse” dedim içimden “kazasız belasız varalım da varsın yemek parasını ben vereyim...”
Oradan çıktık, Ankara’ya doğru ilerliyoruz. Kendine göre açmış bir müzik dinliyor. Ben şoför mahallinde olsam da yok gibiyim. O da zaten beni hiç hesaba katmıyor…
Yol boyu ne ben bir kelime soruyorum ne de o benimle konuşmaya tenezzül ediyor. Ama Allah var, bir daha da yolda hiç durmadık… Derken gele gele Ankara’nın Kazan ilçesine kadar geldik. Kazan o zaman henüz nahiyeydi… Ankara merkeze tahminen otuz kilometre mesafe vardı. Adam yine kendi isteğiyle arabayı sağa çekip durmasın mı?
Kalbim heyecandan atmaya başladı. Bu arada o da “garç gurç” el frenini çekiyordu. Göz göze geldiğimizde baktım gözleri kan çanağı… O hâliyle karşımda iri bir goril var gibi oldum. Homurtu hâlinde konuştu:
“Uykum ağırlaştı. Uyuyacağım. Sen de kendine bir yer bul!”
Hayret! Adam beni aşağı indirip kendisi boylu boyunca şoför mahalline uzanmıştı. İyi de maksadı neydi? Şunun şurasında en fazla bir saatlik yolumuz kalmıştı. Aşağı indim… Hava fırtınalıydı. Gök gürlüyordu ara ara. Ben dışarıda kaldım o arabada çoktan uykuya dalmıştı bile…
Baktım dışarıda beklemem mümkün değil. Çünkü gözümden uyku akıyor benim de… Ya bir kenara sızıp kalırsam, o arabayı çalıştırıp çekip giderse… Veya bir başka niyeti varsa? Bu bir saatlik yolda nereden çıktı bu uyku?

Az ileride bir çay ocağı gördüm. Oraya gittim. Sabahçı kahvesi gibiydi ama kimse yoktu. Kahveci ortaya tipik bir soba yerleştirmiş. İçine doldurmuş yanık yağ dedikleri petrol atıklarını; soba gürül gürül yanıyordu…DEVAMI YARIN

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

Bu nasıl güzellik böyle?

“Yoksa rüya mı görüyordum? Şaşkınlıktan ağzım açık kalmış küçük dilimi yutacak olmuştum...”     Harran Ovasında yaşayan bir ailenin sekiz çocuğundan bir...

Öküzden sonra gelen hayatlar!..

“Bizi kurtlar yese bile, yerimizi tutacak kardeşlerimiz vardı. Fakat sığırların yenisini alacak paramız yoktu!..”   O yılların çocukları kırlara hayvan gütm...

“Neden kaşık istiyorsun ki?”

“Ortada tek bir yemek tabağı ki o da bugünün servis tabaklarından büyük bir sahan...”   Soframızdaki yerimiz öküzümüzden sonra geliyordu diyor 60-70 yıl önc...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı