Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

Zekâtını ayırıp vermediğin o mal, uşrunu vermediğin o buğday, hakîkatde zehrdir.

Fahrettin Tacar

Tarih: 2014-07-12 / Hit: 3233



 

ZEKÂT VERMİYENLER

Hakikat Kitabevi Yayınları-Tam İlmihal Se`âdet-i Ebediyye Sf.311-312

(Riyâd-ün-nâsıhîn) kitâbının sâhibi "rahmetullahi teâlâ aleyh" diyor ki: Emîrülmü'minîn Alî "kerremallahü vecheh" buyuruyor: Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem", vedâ' haccında buyurdu ki,(Malınızın zekâtını veriniz! Biliniz ki, zekâtını vermiyenlerin, nemâzı, orucu, haccı ve cihâdı ve îmânı yokdur).Ya'nî, zekât vermeği vazîfe bilmez, farz olduğuna inanmaz, vermediği için üzülmez, günâha girdiğini bilmezse, kâfir olur. Senelerle zekât vermiyenlerin zekât borcları birikerek, bütün malını kaplar. Malı kendinin sanıp, müslimânların o malda hakkı olduğunu, hâtırına bile getirmez. Kalbi hiç sızlamaz. Bu mala sımsıkı sarılmışdır. Böyle kimseler, müslimân olarak tanınır. Fekat bunlardan, îmânını kurtaran pek nâdir olur. Zekât vermek, Kur'ân-ı kerîmin otuziki yerinde, nemâzla birlikde emr edilmekdedir. Tevbe sûresi, otuzdördüncü âyet-i kerîmesi, böyle kimseler için olup, meâl-i şerîfi,(Malı, parayı birikdirip zekâtını, müslimân fakîrlerine vermeyenlere çok acı azâbı müjdele!)dir. Bu azâbı, bundan sonraki âyet-i kerîme bildirmekde olup, meâl-i şerîfinde:(Zekâtı verilmiyen mallar, paralar, Cehennem ateşinde kızdırılıp, sâhiblerinin alınlarına, böğürlerine, sırtlarına mühür basar gibi basdırılacakdır)buyurulmuşdur.

Ey mağrûr zengin! Dünyânın çabuk geçip, gidici malı, parası, seni aldatmasın! Bunlar, senden önce, başkalarının idi. Senden sonra da, başkasının olacak. Cehennemin şiddetli azâbını düşün! Zekâtını ayırıp vermediğin o mal, uşrunu vermediğin o buğday, hakîkatde zehrdir. Malın hakîkî sâhibi, Allahü teâlâdır. Zenginler, Onun vekîlleri, me'mûrları, fakîrler de, âilesi, akrabâsı demekdir. Vekîllerin, Allahü teâlânın borcunu fakîrlere vermesi lâzımdır. Zerre kadar iyilik eden iyiliğini bulacakdır. Hadîs-i şerîfde,(Allahü teâlâ, iyilik edenlere, karşılığını elbette verecekdir)buyuruldu. Haşr sûresi, dokuzuncu âyet-i kerîmede,(Zekâtını veren, elbette kurtulacakdır)müjdelendi. Âl-i İmrân sûresinde, yüzsekseninci âyet-i kerîmede meâlen,(Allahü teâlânın ihsân etdiği malın zekâtını vermeyenler, iyi etdiklerini, zengin kalacaklarını sanıyor. Hâlbuki, kendilerine kötülük yapmış oluyorlar. O malları, Cehennemde azâb âleti olacak, yılan şeklinde boyunlarına sarılıp, başdan ayağa kadar onları sokacakdır)buyurulmuşdur.(Elbasît)ve(Vasît)tefsîrlerinde böyle yazılıdır. Kıyâmete ve Cehennem azâbına inanan zenginlerin, mallarının zekâtını, tarla mahsûllerinin, meyvelerin uşrunu vererek, bu azâblardan kurtulmaları lâzımdır. Hadîs-i şerîfde,(Zekât vererek, malınızı zarardan koruyunuz!)buyuruyor.(Tefsîr-i Mugnî)sâhibi "rahmetullahi teâlâ aleyh" diyor ki: (Kur'ân-ı kerîmde üç şey, üç şeyle berâber bildirildi. Bunlardan biri yapılmazsa, ikincisi kabûl olmaz.

Peygambere "sallallahü aleyhi ve sellem" itâ'at edilmedikce, Allahü teâlâya itâ'at edilmiş olmaz. Anaya, babaya şükr edilmedikce, Allahü teâlâya şükr edilmiş olmaz. Malın zekâtı verilmedikce, nemâzlar kabûl olmaz). Ey gaflet şerâbının serhoşu! Dünyânın zevk ve safâsı peşinde, dahâ ne kadar koşacaksın? Bu kıymetli ömrü harâmdan, halâldan mal yığmakda, ne zemâna kadar ziyân edeceksin? İslâmiyyetin emr ve yasaklarına aldırış etmezsin! Azrâîl aleyhisselâmın gelip cânını zorla alacağı, ecel arslanı pençesini sana takacağı, can verme acılarının başına geleceği, şeytânın, îmânını çalmak için kasd edeceği, dostlarının, vah vah öldü, siz sağ olun, diye evlâdına ta'ziye edecekleri vakti düşün! Firâk sesi gelip, bize yarayan birşey yapmadın. Hep beğenmediklerimizi işledin. Biz de sana, senin bize yapdığın gibi yaparız, diyecekleri zemândan korkmuyor musun?

Düşün, kabr ve âhıret süâllerine ne cevâb hâzırladın? Allahü teâlânın tekdîrine ne behâne yapacaksın? Kendine acı! Süâle çekileceksin. Hâlbuki, verecek cevâbın yok. Cehenneme girersen, ateşine dayanamazsın. Kendine ve herkese öyle iyilik et ki, başkası iyilik yapınca, sen yapdın sansınlar. Kendine ve kimseye kötülük etme ki, başkası bir fenâlık yapınca, sen yapdın sanmasınlar.

(Sahîh-i Müslim)deki bir hadîs-i şerîfde,(Ey Âdem oğlu! Benim malım, benim malım dersin. O maldan senin olan, yiyerek yok etdiğin, giyerek eskitdiğin ve Allah için vererek, sonsuz yaşatdığındır)buyuruldu. Eğer malını seviyorsan, niçin düşmanlarına bırakıp da gidiyorsun. Sevdiğinden ayrılma, berâber götür! Hepsini veremezsen, bâri kendini de, bir vâris yerine koyup, hisseni âhıret yolunda gönder. Bunu da yapamazsan, bâri, zekâtını ver de, azâbdan kurtul! Nükte [güzel ma'nâlı söz]: Hiratlı üstâd, Hâce Abdüllah-i Ensârî diyor ki: (Malı seviyorsan, yerine sarf et de, sana sonsuz arkadaş olsun! Eğer sevmiyorsan, yi de, yok olsun!).

Hikâye:Ferîdeddîn-i Attâr,(Tezkire-tül-Evliyâ)kitâbında diyor ki: (Cüneyd-i Bağdâdî, yedi yaşında idi. Mektebden gelince, babasını ağlıyor görüp sordu: Bugün, zekât olarak, dayın Sırrî Sekâtîye birkaç gümüş göndermişdim, almamış. Kıymetli ömrümü, Allah adamlarının, beğenip almadığı gümüşler için geçirmiş olduğuma ağlıyorum, dedi. Cüneyd, babacığım, o parayı ver, ben götüreyim deyip, dayısına gitdi. Kapıyı çaldı. Dayısı sorunca, ben Cüneydim. Dayıcığım kapıyı aç ve babamın zekâtı olan bu gümüşleri al! dedi. Dayısı, almam, deyince, Cüneyd: (Adl edip, babama emr eden ve ihsân edip, seni serbest bırakan Allahü teâlâ için al!) dedi. Sırrî: (Babana ne emr etdi ve bana ne ihsân etdi?) dedi. Cüneyd: (Babamı zengin yapıp, zekât vermesini emr etmekle adâlet eyledi. Seni de fakîr yapıp, zekâtı kabûl etmek ve etmemek arasında serbest bırakmakla ihsân eyledi) dedi. Bu söz, Sırrînin hoşuna gidip, (Oğlum! Gümüşleri kabûl etmeden önce, seni kabûl etdim) dedi. Kapıyı açıp parayı aldı.(Riyâd-ün-nâsıhîn)in sözü burada temâm oldu.
 

FITRA VERMEK

Türkiye Takvimi - 11 Eylül 2009

İhtiyacı olan eşyadan, borçlardan fazla olarak, zekât nisâbı kadar malı ve parası bulunan her Müslümanın, Ramazan ayında Bayram namazına kadar fıtra vermesi vaciptir. Seferde olanın da fıtra vermesi lâzımdır.

İhtiyaç eşyası demek; kıymeti ne kadar çok olursa olsun, bir ev, bir aylık yiyecek, her yıl üç kat elbise, çamaşır, evde kullanılan eşya ve aletler, binecek vasıtaları, meslek kitapları ve ödeyeceği borçlardır. Ticaret için olmayan, ihtiyacından artan eşya, kiradaki evler, evindeki süs eşyası, sanat ve ticaret aletleri, yere serili olmayan halılar, kullanılmayan fazla ev eşyası, fıtra ve kurban için nisâb hesabına katılır.

Fıtra olarak; 1750 gr buğday veya buğday unu, 3.5 kilo arpa, hurma veya kuru üzüm verilir. Bunların kıymeti kadar altın veya gümüş de verilebilir.
 

ZEKÂTI VE UŞRU VERİLMEYEN MALLAR

Osman Ünlü-15 Temmuz 2014

"Malının zekâtını vermeyen, malının hayrını görmez. Uşrunu vermeyenin, tarlasında, kazancında bereket kalmaz. Sadaka vermeyenin, vücûdunda sıhhat kalmaz."

Bir Müslüman, zekât vermeyi vazîfe bilmez, farz olduğuna inanmaz, vermediği için üzülmez ve günâha girdiğini bilmezse, îmânı gider. Senelerce zekât vermeyen bir kimsenin, zekât borçları birikerek, bütün malını kaplar. Bu kimse, malı kendinin sanıp, Müslümânların o malda hakkı olduğunu, hâtırına bile getirmez, kalbi de hiç sızlamaz. Bu mala sımsıkı sarılmıştır. Böyle kimselerden, îmânını kurtaran pek nâdir olur. Tövbe sûresinin 35. âyet-i kerimesinde meâlen; (Zekâtı verilmeyen mallar, paralar, Cehennem ateşinde kızdırılıp, sâhiplerinin alınlarına, böğürlerine, sırtlarına mühür basar gibi bastırılacaktır) buyurulmaktadır.

Hazret-i Alinin naklettiği hadîs-i şerifte; (Malınızın zekâtını veriniz! Biliniz ki, zekâtını vermeyenlerin, namâzı, orucu, haccı, cihâdı ve îmânı yoktur) buyuruldu.

Zâdül-mukvîn kitâbında diyor ki:

 

"Eski âlimler yazmış ki, beş şeyi yapmayan, beş şeyden mahrûm olur:

1- Malının zekâtını vermeyen, malının hayrını görmez.

2- Uşrunu vermeyenin, tarlasında, kazancında bereket kalmaz.

3- Sadaka vermeyenin, vücûdunda sıhhat kalmaz.

4- Duâ etmeyen, arzûsuna kavuşamaz.

5- Namâz vakti gelince, kılmak istemeyen, son nefeste kelime-i şehâdet getiremez."

 

Din Büyükleri buyuruyor ki:

"Ey insan, dünyânın zevk ve safâsı peşinde, dahâ ne kadar koşacaksın? Bu kıymetli ömrü harâmdan mal yığmakta, ne zamâna kadar ziyân edeceksin? İslâmiyetin emir ve yasaklarına aldırış etmezsin! Azrâîl aleyhisselâmın gelip cânını zorla alacağı, ecel arslanı pençesini sana takacağı, can verme acılarının başına geleceği, şeytânın, îmânını çalmak için kasdedeceği, dostlarının, vah vah öldü, siz sağ olun, diye evlâdına tâziye edecekleri vakti düşün! Ayrılık sesi gelip, bize yarayan bir şey yapmadın, hep beğenmediklerimizi işledin, biz de sana, senin bize yaptığın gibi yaparız, diyecekleri zamândan korkmuyor musun?.. Kabir ve âhıret suâllerine ne cevâp hâzırladın? Allahü teâlânın tekdîrine ne bahâne yapacaksın? Kendine acı! Suâle çekileceksin. Hâlbuki, verecek cevâbın yok. Cehenneme girersen, ateşine dayanamazsın. Kendine ve herkese öyle iyilik et ki, başkası iyilik yapınca, sen yaptın sansınlar. Kendine ve kimseye kötülük etme ki, başkası bir fenâlık yapınca, sen yaptın sanmasınlar.

Hadîs-i şerîfte; (Ey Âdemoğlu! Benim malım, benim malım dersin. O maldan senin olan, yiyerek yok ettiğin, giyerek eskittiğin ve Allah için vererek, sonsuz yaşattığındır) buyuruldu."

Netice olarak, zerre kadar iyilik eden iyiliğini bulacaktır. Hadîs-i şerîfte; (Allahü teâlâ, iyilik edenlere, karşılığını elbette verecektir) buyuruldu.

 

RAMAZAN AYINDA NUR YAĞIYOR

M. Ali Demirbaş-12 Temmuz 2014

Ramazan-ı şerifte rahmet, mağfiret, nur yağıyor. Hele son on gün içinde Kadir Gecesi var. Özellikle bu günlerde birbirimize dua etmeliyiz.

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Allahü teâlâya şükürler olsun ki, bizlere Ramazan-ı şerifi idrak etmeyi, oruç tutmayı, nasip eyledi; bu ne büyük nimettir! Ramazanın her günü bayramdır. Bayram neşe günüdür. Çünkü ramazan ayında günahlar affolur, ne kadar neşelensek azdır. Öyle bir mağfiret ayı ki, en büyük günahlar affoluyor. Bunlar ne büyük müjdedir!

Ramazan-ı şerifte rahmet, mağfiret, nur yağıyor. Hele son on gün içinde Kadir Gecesi var. Özellikle bu günlerde birbirimize dua etmeliyiz. (Düâ-i zahr-ül gayb icabete makrundur) buyuruluyor. (Gıyaben yapılan dua, icabete daha yakındır) demektir.

Âhir zamandayız. (Elhamdülillah çok iyiyim) demek sanki unutuldu. Derdi, sıkıntısı olmayan insan kalmadı. Halbuki iman varsa her şey vardır, iman yoksa hiçbir şey yoktur. Her şeyin aslı, esası imandır. Başka şeyleri dert edinmemeli.
Peygamber efendimiz ve Onun vârisi olan bütün Ehl-i sünnet âlimlerinin hepsi, (İmanla öl, gerisine karışma) buyuruyorlar. Çünkü bir şey ne kadar kıymetliyse, hırsızı ve düşmanı da o kadar şiddetli olur. İman, Cennetin kapısını açan anahtar, Cennete girmenin tek şartıdır. İbadetle Cennete girilmez. İbadet imanı korumak içindir. Cennete girmeye sebep, doğru imandır yani Ehl-i sünnet itikadıdır.

Dinimize uymak, kalbi kuvvetlendirdiği gibi, nefsi zayıflatır. Bu sebeple nefs, kalbin dinimize uymasını istemez. Dinsiz, imansız olmasını ister. Aklına uymayıp, nefsine uyan, bunun için dinsiz olmaktadır. İnsan ya nefisle veya onun zıttı olan akılla hareket eder. Aklıyla hareket eden, nefsin bu düşmanlıklarını bildikten sonra onu frenler, ona uymaz.

İnsan nefsine demeli ki:
Senin isteklerin bana ters geliyor. Çünkü doktora gitsek, doktor tedavi etmek için ilaç verir ve bazı perhizler yaptırır. Biz de onun dediklerine uyarız. Madem doktora peki diyoruz, kalbin doktoruna, yani Ehl-i sünnet âlimlerine niçin peki demeyelim? Niçin bu büyüklere uymayalım? Doktora isyan etsek, neticede bu vücut dünyada birkaç gün sıkıntı çeker, bu da geçip gider. Ama âlimleri dinlemeyip kalbimiz hasta olarak ölürsek, kabir azabından başlayarak, Cehennem azabına kadar ne azaplar görürüz.

Bu yüzden nefsimize değil, büyüklerin Ehl-i sünnet kitaplarında bildirdiği şekilde dinimize uymalıyız.

 

SEVGİLİ PEYGAMBERİMİ ANLAT...

İsmail Kapan-12 Temmuz 2014

Anlat bana, öğret bana. En evvel Peygamberimi anlat. Muhammed aleyhisselâmı anlat. Muhtacım Ona... Onu anlatarak yolumu aydınlat...

...

Yazının devamı için tıklayınız

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/ismail-kapan/581388.aspx



 

HURMA

Türkiye Takvimi-18 Temmuz 2014

 

Dr. Kayed ve A. Kaye’nin tahlil raporudur:

 

- Hurma, bol A vitamini ihtiva eder. Bu da gece körlüğü için faydalıdır.

- Meyve şekeri bol olduğundan enerji kaynağıdır.

- Adaleleri kuvvetlendirdiği için, doğumda kolaylık ve rahatlık sağlar.

- B2 ve B12 vitaminlerini ihtiva ettiğinden, karaciğere yardımcıdır, bilhassa sarılık için bire birdir.

- Teskin eden, huzûr verici ilâhî bir ilâçtır.

- B1 vitamini ihtiva ettiği için, adaleleri kuvvetlendirir ve hareketlere yardım eder.

- Fosfor ihtiva ettiğinden, lüzumlu yerlere faydalıdır.

- İştah açıcıdır.

- Bağırsak tembelliği için bir ilâçtır. Kalın bağırsaktaki zehirli maddeleri temizler.

- Demir ihtiva ettiği için, kansızlık (anemi) için önemli tedâvi vâsıtasıdır.

 

 

 

 

BONZAİYE KARŞI MİLLİ SEFERBERLİK

Türkiye Gazetesi - 13 Temmuz 2014

Sağlık Bakanı Müezzinoğlu sentetik uyuşturucu konusunda İçişleri, Aile Sosyal Politikalar Bakanı ve Milli Eğitim Bakanı ile yarın bir araya gelerek, yeni tedbirleri değerlendireceklerini söyledi.Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, son zamanlarda kullanımı artan Bonzai adlı uyuşturucu maddeyle mücadele konusunda yeni bir yol haritası hazırlanacağını ifade etti.Bakan Dr. Mehmet Müezzinoğlu, AK Parti Keşan İlçe Başkanlığının düzenlediği iftarın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. "Son günlerde Türkiye'de gençlerin uyuşturucu madde Bonzai kullanımının artmasıyla ölümlere neden olduğu, bununla ilgili çalışmalarınız var mı?" sorusuna cevap veren Bakan Dr. Müezzinoğlu, diğer bakanlıklar ile ortak bir çalışma yapacaklarını söyledi. Uyuşturucu madde bonzai için İçişleri Bakanı ile görüştüğünü dile getiren Bakan Dr. Müezzinoğlu, Aile Sosyal Politikalar Bakanı ve Milli Eğitim Bakanımızla Pazartesi günü bir araya gelip yeni tedbirler olarak neler yapabiliriz, onu değerlendireceğiz. O değerlendirmeden sonra yol haritamızı yeniden gözden geçirip, kamuoyuna yeni deklare edeceğimiz yeni uygulama kararlaştırırsak onu da açıklarız. Şu anda mevcut uygulamalar, emniyete bizim sağlık camiasına duyarlılık mesajının dışında yeni bir yol haritası çalışması inşallah Pazartesi gününden sonra yapacağız" dedi.

 

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

Tuhaf bir yarışma

  MAKALE............. TUHAF BİR YARIŞMA Türkiye Takvimi - 18 Haziran 2018 1913 senesinde İstanbul’da doğan ve Feyziye Mektebi’nde tahsil hayatına başl...

Bayram hazırlığı

SOHBET............. BAYRAM HAZIRLIĞI Türkiye Takvimi - 14 Haziran 2018 Bay­ram ön­ce­si, yi­ye­cek ve gi­ye­cek için alış­ve­riş­ler, ev ve çev­re te­miz­...

Çocuk yetiştirmek

  SOHBET.................. ÇOCUK YETİŞTİRMEK Türkiye Takvimi - 11 Haziran 2018 Evlât, ana baba elinde bir emanettir. Çocukların temiz kalbleri kıymetli b...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı