Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

Sadaka-i Fıtr hakkında

Prof.Dr.Ramazan Ayvallı

Tarih: 2014-07-18 / Hit: 1587

Halkımız arasında “Fitre” veya “Fıtra” yahut da “Fıtır sadakası” da denilen “Sadaka-i Fıtr” hakkında Peygamber Efendimiz (aleyhisselâm) buyurmuştur ki:
“Sadaka-i fıtr, zenginlerinize bir tezkiye[temize çıkarma, temizleme]dir. Fakîrleriniz de verirse, Allahü teâlâ, onlara daha çoğunu verir.” [Ebû Dâvûd]
“Sadaka-i fıtr, oruçlunun, uygunsuz sözlerinden hâsıl olan günâhları temizler.” [Beyhekî]
“Ramazân orucu, gökle yer arasında durur. Sadaka-i fıtr verilince yükselir.” [Ebû Hafs]
Hanefî mezhebine göre, “ihtiyâcı olan eşyâdan ve borçlarından fazla olarak, zekât nisâbı kadar [96 gram altın veya mukâbili kadar] mâlı, parası bulunan Müslümân zengin sayılır, fitre vermesi vâcib olur.”
Nisâba mâlik değilse, fitre vermesi vâcib olmaz, fakat vermesi iyi olur. Her fakîr Müslümân, fitre ve zekât alabilir, ama dînen zengin ise fitre vermesi vacib olduğu gibi, fitre ve zekât alması da harâm olur.
Diğer üç mezhepte [Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde], “bir günlük yiyeceği olanın fitre vermesi farzdır.” Çünkü hadis-i şerifte, “Sadaka-i fıtrı, küçük-büyük, zengin-fakîr herkesin vermesi gerekir” buyuruldu. (Ebû Dâvûd)
Küçük çocuğun ve delinin mâlları varsa, yani zengin iseler, bunların fitreleri velîleri tarafından onların mâllarından verilir. Velîleri vermezlerse, çocuk büyüyünce, deli de iyileşince, eski fitrelerini de kendileri verirler. Deli iyileşmezse zâten sorumlu olmaz. (ed-Dürrü’l-muhtâr) Nitekim hadîs-i şerîfte “Aklı olmayanın, dîni de yoktur” buyurulmuştur, yani mükellef olmazlar.
Seferî yani yolcu olan kimsenin de, nisâba mâlikse fitre vermesi gerekir.
Hastalık gibi herhangi bir özürden dolayı oruç tutamayan kimsenin de, zenginse fitre vermesi gerekir...
Bir kimse eşine ve henüz bâliğ/bâliğa olmamış çocuklarına bakmak mecbûriyetinde olduğundan, onlardan habersiz ve vekâletsiz fitrelerini verebilir.
Ama bâliğ/bâliğa olan kardeşlerinin, ister evli, ister bekâr olsunlar, fitrelerini onlardan habersiz veremez; çünkü bir kimse, kendi mâlından, başkası için fitre verince, o önceden emretmiş ise, câiz olur. Emri ile vermemiş ise, sonradan o kişi râzı olsa da, câiz olmaz. Ama onların mâlı veya parası ile vermiş ise, onlar râzı olunca câiz olur. Yahut onların “Sadaka-i fıtrımı vermek üzere seni vekîl ettim” demeleri gerekir.
Fitre nisâbına katılacak olan mâlın ticâret için olması şart olmadığı gibi, elinde bir yıl kalmış olması da gerekmez. Hâlbuki ticâret için olmayan mâlların zekâtı verilmez; gelirleri nisâba dâhil edilir; zekât için elinde bir yıl kalmış olması da gerekir.

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

"Salât" sadece "dua" değildir

Sevgili Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki:"Şefâatime en lâyık olanlar, bana en çok salevât okuyanlardır."   Dünkü makalemizde...

"Salât" kelimesinin manaları

"Allahve melekleri Peygamberesalât ederler. Ey müminler! Siz de O'na salât u selâm ediniz/getiriniz."(Ahzâb sûresi, 56)   "el-Mu'cemü'l-Müfeh...

Kâinatın mükemmelliği...

"Âlemlerin hepsinde bulunan her şeyinâlem-i misâlde bir sûreti, bir görünüşü vardır. Akla, hayâle gelen şeylerin, mânâların bu âlemde bir sûreti, görünüşü vard...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı