Madde Kullanımında Aile

Madde Kullanımında Aile

Tarih: 2014-09-18 / Hit: 2638

Ergen ve Aile Ergenlik; 13 yaşlarında başlayan ve 20’li yaşlara kadar devam ettiği kabul edilen, psikolojik, biyolojik ve bilişsel yönden olgunlaşma süreci olarak tanımlanabilir. Oldukça hızlı değişimlerin yaşandığı bu dönem, kendine özgü bazı davranışlar göstermektedir.

Ergenlik dönemi gencin kişiliğinin tamamlandığı dönemdir. Bu dönemde genç, kılavuzsuz gemi gibidir,“ben kimim, nereye yönelmeliyim” gibi kendisiyle ilgili bazı sorulara cevap arar. Bu dönemde genç oldukça kaygılıdır, fiziksel görünümüyle, geleceğiyle ilgilikaygılar yaşar.

Çocukluktan yetişkinliğe doğru bir geçiş sürecinde olan gencin arkadaş çevresi ailesinden daha ön planda tutulur, bir gruba ait olma, sevme, sevilme isteklerini bu arkadaş grubu içerisinde gidermeye çalışır. İdealist ve coşkulu olan gencin bu dönemdeki arkadaş çevresi gencin yaşamında olumlu veya olumsuz etkiler bırakabilir. Bu dönemde anlaşılmadığını düşünen genç ile ailesi arasında zaman zaman problemler yaşanabilir. Ergenlerle yetişkinlerin bakış açılarının ne kadar farklı olduğunu şu diyaloglar açıkça göstermektedir.

Genç:“Yapacağım” diyor

Büyük: “Yapmasan da olur” diyor

Genç: “Heyecanlıyım” diyor

Büyük: “Geçer” diyor

Genç:”Düşüncelerimi savunurum” diyor

Büyük: “Yorulursun boşuna uğraşma” diyor

Genç:“Hedeflerim var” diyor

Büyük:“Bir zamanlar benim de vardı” diyor

Genç:“Aşığım” diyor

Büyük:“O da geçer aslında aşk yok ki” diyor

Genç:”Bir şeyler yaratmalıyım, enerjim var” diyor

Büyük:”Boş hayaller kurma” diyor

Genç: Sevgilerim var” diyor

Büyük:”Hayal kırıklığına uğrarsın” diyor

Genç: Önyargılarım yok” diyor

Büyük: “Eskiden benim de yoktu” diyor

Genç:”Hayat güzel” diyor

Büyük:”Bir zamanlar ben de buna inanırdım” diyor

Genç :“ Umutlarım var” diyor

Büyük: “Nasılsa gerçekleşmeyecek” diyor

Genç :“İleriye, daha ileriye gideceğim” diyor

Büyük: “Durmalısın, sen de artık büyümelisin” diyor.(Öz,1999,s.47)

Aile sistemi içindeki destekleyici iletişim, ergenin kimlik gelişimi, sorunlarla baş edebilme ve gerekli sosyal becerileri kazanması açısından önemlidir. Yapılan araştırmalarda bu dönemde genellikle annelerin babalara göre ergenlerin günlük sorunlarıyla daha çok ilgilendikleri, daha anlayışlı ve daha açık davrandıkları, buna karşılık babaların daha otoriter oldukları, duygularını çocuklarına daha az yansıttıkları, bununla birlikte ergenlerin anneleriyle daha çok çatışma yaşadıkları görülmüştür.(Noller ve Callan,1990) Aile üyelerinin birbirleriyle az ilişkide bulunduğu ve mesafeli olan ailelerde, üyeler genellikle birbirlerinin davranış ve düşüncelerinden habersizdirler. Bu ailelerde yetişen doğrukararlar alabilme becerisini henüz kazanamamış ergenler bu dönemde kolay hata yapabilirler.

Alkol ve madde kullanımı, hırsızlık, okul başarısında düşüş yaşayabilirler. Ergenlik döneminde yaşanan uyum sorunları, duygusal problemler, bocalamalar, gencin kimlik arayışları çoğu kez sıkıntıya yol açmadan çözülür. Ancak bazı ergenler için ne yazık ki bu dönem aşılması oldukça zor problemlere neden olabilir, madde kullanımı da bu ciddi problemler arasında sayılabilir.

Madde bağımlılığı genellikle ergenlik döneminde başlamakta ve eğer tedavi olmazsa gencin evlenerek kurduğu ailede de devam etmektedir. Bazı evliliklerde kişi madde kullandığını eşinden saklamaya çalışmakta, bazı evliliklerde de kişi eşini de madde bağımlısı haline getirmekte, ailede madde kullanımı normal olarak algılanmaktadır.

Aileye bağlı risk etkenleri

Toplumun en küçük birimi olan ailenin çocuğun kişilik gelişimi üzerindeki etkisi yadsınamaz. Ailede ortaya çıkacak aksaklıklar ve problemler bireyin tüm kişiliğini etkileyebilir. Kişinin maddeye yönelmesine neden olan aileye bağlı önemli risk etkenlerivardır.

Ebeveynlerin çocuklarına iyi birer model olması oldukça önemlidir. Problem çözme becerisi, karar verme becerisi zayıf olan veya maddeye karşı hoşgörülü ailelerin çocukları risk altındadır.Madde kullanan gençlerin çoğunluğunun ailesinde de uyuşturucu madde kullanan kişiler olduğu saptanmıştır. Aile büyüklerinden birinin madde kullanması çocuğun maddelerle erken yaşta tanışmasına neden olacaktır. Bunun yanında çocuk, yetişkin olduğunda da madde kullanımı dışında başka davranış bozuklukları da gösterebilmektedir.

Ebeveynlerin çocukla yeterince ilgilenmemesi, onların hayatlarıyla ilgili olmamaları önemli bir risk faktörüdür. Ebeveynlerden birinin kaybı, parçalanmış ve boşanmış aile yapısı gencin yaşadığı bu boşluğu maddede aramasına neden olabilir. Ayrıca aile içi iletişim eksikliği, aile içi şiddet, anne baba ve çocuk arasında kuvvetli bir bağın olmaması da diğer risk etkenleridir. Çocuğun aile ile kurduğu bağ ne kadar güçlü ise arkadaş baskısına karşı “hayır” diyebilme gücü o kadar kuvvetlidir.

Çocukla yeterince ilgilenmeyen ailelerin yanı sıra çocuğu aşırı derecede koruyup kollayan, çocuk üzerinde aşırı baskı oluşturan ailelerin çocukları da riskli grupta yer almaktadır. Çünkü çocuk bu baskıdan ve aşırı ilgiden bunalmıştır.

Anne baba arasında çatışmaların olması, evde huzursuzluk olması da genci maddeye iten sebeplerdendir. Bu tür ailelerde aile bağlarının zayıf olması, bireylerin birbirleriyle sağlıklı iletişim kuramaması nedeniyle ailesinde göremediği sevgi, ilgi ve mutluluğu dışarıda aramaya yönelebilir. Dışarıya yönelen genç, gruptan dışlanmamak için arkadaş gruplarının baskıları karşısında “hayır” diyemeyerek madde kullanmaya başlayabilir.

Sosyo ekonomik durumun düşük olması, aile içinde gencin özdeşim kurabileceği bir bireyin olmaması, anne veya babadan birinin sabıkalı olması, anne babanın herhangi birinde psikiyatrik hastalıklar gibi etkenlerde gencin madde ile tanışmasına neden olabilmektedir. Ailenin, maddelere karşı tutumu, aile içi şiddet, anne baba arasındaki geçimsizlik, çocuğa yeterli sevgi ve ilginin gösterilmemesi, çocuğun sürekli başkalarıyla kıyaslanması, çocuğun ailenin sorunları altında ezilmesi, çocuk ve gençleri aile dışı ortamlara itebilmekte, bu durum ise bağımlılık yapıcı maddeleri kullanma riskini artırmaktır

Madde Kullanan Kişiyi Aile Nasıl Anlar?

Uyuşturucu madde kullanan kişinin farkına varmak sanıldığı kadar kolay değildir. Madde kullanıldığından kuşkulanılan kişilerde gözlemlenen davranışlar doğru yorumlanmalıdır. Gözlemlenen davranış değişikliklerinin başka nedenlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı iyice araştırılmalıdır. Çünkü madde kullanan bir gencin gösterdiği davranışlarla ergenlik dönemine ait bazı davranışlar benzerlik göstermektedir. Bu nedenle kullanmadığı halde bazı belirtiler benziyor diye kişiyi boş yere suçlamak gençle ebeveyn arasındaki ilişkinin kopmasına neden olabilir.

Öyleyse anne baba çocuğunun madde kullandığını nasıl anlayabilir?

En kesin yöntem kan ve idrar testleridir. Ancak ebeveynin kuşku duyduğu gençten bunu istemesi aralarındaki güven duygusunu zedeleyebileceğinden uygun bir yöntem olmayabilir.

Madde kullanımını anlamada en önemli ölçüt aniden ortaya çıkan davranış değişiklikleridir. Madde kullanan genç öncelikle arkadaş grubunu değiştirir. Çünkü yeni arkadaş çevresinde maddeye daha iyi ulaşacak ve daha rahat kullanacaktır. Çocukların ne gibi arkadaş gruplarında yer aldığını bilmek, grupların davranışlarından haberdar olmak çok önemlidir. Çocuğun eski arkadaş grubundan uzaklaşarak okuldan kaçma, evden kaçma, şiddet uygulama, madde kullanma gibi riskli davranışlar sergileyen bir grupla arkadaşlık kurmaya başlaması, önceden kullanmadığı bazı sözcükleri kullanması ipucu niteliğindedir. Genç her zamankinden daha fazla asabi, endişeli, kaygılı ve sıkıntılıdır.

Maddeye ulaşan genç artık ailesinden yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamıştır. Genç aileye karşı öfkeli ve saldırgan davranışlar içine girebilir. Evde daha az vakit geçirmeye özen gösterir. Evde bulunduğu zamanlarda odasında tek başına vakit geçirmeyi tercih eder. Budurum gencin madde kullanımının anlaşılmaması için bir açıdan kaçış olarak da düşünülebilir.

Genç her zamankinden daha fazla para harcamaya başladığı için ailesinden aldığı para yetmemeye başlar. Bu nedenle ebeveynle çatışma içine girer. Evden para çalma davranışı içine girebilir. Para maddeye ulaşmak için tek yoldur. Artık madde dışında her şey öneminiyitirmiştir.

Devamsızlığın artması ya da notların belirgin biçimde düşmesi ve okulu bırakma isteği de gencin madde kullanmaya başladığına dair ipucu olabilir. Aileden uzaklaşma, kendi kimliğini arama, bağımsız olma isteği, yeni arkadaşlar edinme, onlara verilen önemin artması ergenlik çağında da görülebilen özelliklerdir. Bu nedenle aile ergenlik dönemi özelliklerini iyi bilmeli, çocuğunda gözlemlediği davranışların madde kullanımından mı yoksa ergenlik döneminden mi kaynaklandığını ayırt etmelidir. Çünkü genci gereksiz kullanmadığı halde madde kullanımıyla suçlayıp etiketlemek aile ile genç arasındaki ilişkinin bozulmasına neden olabilmektedir. Dış görümüne olan özen her gün daha fazla azalmaya başlar. Aslında bu durum, madde kullanan bir gencin gösterdiği davranışla ergenlik dönemi davranışını ayırt etmede önemli bir noktadır. Çünkü ergenin en belirgin özelliği dış görünümüne aşırı özen göstermesidir. Ancak dış görünüşüne özen göstermeyen her genç madde kullanıyor anlamıtaşımamaktadır. Zira depresyonda da bu tür belirtiler gözlenebilmektedir.

Önceden dışadönük, enerjik olan genç içe kapanabilir, çabuk sinirlenebilir veya eskiden çok sakin olan genç madde alımıyla beraber taşkın davranışlar gösterebilir, ancak bu da ergenlik dönemi özellikleriyle karıştırılmamalıdır. Madde kullanan genç okulda öğretmen ve idarecilerle sorun yaşayabilir. Okulda yaşadığı tüm bu sorunlar onun için ciddi bir sorun olarak algılanmayabilir. Bu nedenle genç sorunu düzeltmek için çaba sarf etmez. Okul tarafından verilen uyarıları veya cezaları ailesinden saklayabilir. Ayrıca gencin okula devamsızlığından ailenin haberi yoktur.

Zamanının çoğunu madde kullanan arkadaşlarıyla geçirmeyi tercih eder. Bu gençlerde madde kullanımına bağlı fiziksel değişimlerde önemli ipucu

niteliğindedir. Madde kullanan kişilerin uyku düzenleri bozulduğundan günün farklı saatlerinde genelde uyumayı tercih ettikleri için geceleri uykusuzluk çekebilirler. Hafif uykulu, dalgın, unutkan, halsiz ve yorgun görünebilirler. Gözlerde kanlanma, yürüme ve konuşmada güçlük, ağızda kuruluk, burunda kızarıklık ve ıslak burun, bulantı, kusma, kilo kaybı, aşırı terleme, titreme gibi belirtiler gözlemlenebilir.

Gençte fiziksel bazı değişiklikler görülebilir. Eklemlerde ağrılar, kramplar, esneme, kaşıntı, tüylerin ürpermesi, vücudunda yara izleri, ciltte renk değişikliği, iltihaplı yara ya da enjektör izleri, morluklar görülebilir. Aile çocuğunun hem davranışlarını, hem fizikseldurumunu gözlemlemelidir.

Şüphelenme Süreci

Eğer genç, eski arkadaşlarını terk edip yeni ve çok sık beraber olduğu arkadaşlıklar kurduysa ve kim olduğundan ailesine bahsetmiyorsa, geceleri çok sık dışarı çıkıyorsa, eğlence yerlerine sık gitmeye başlamışsa, zamanının çoğunu ev dışında geçiriyorsa, etrafındaki kişilere karşı agresif ve sinirli davranıyorsa, sık sık para harcamaya ve istemeye başlamışsa, vücudunda sebebini açıklayamadığı morluklar varsa, kilo kaybı ve iştah sorunları yaşıyorsa, uyku düzenleri bozulduysa, ellerinde ve vücudunun değişik bölgelerinde daha önce rastlamadığımız titremeler ve kusmalar varsa madde kullanımından şüphelenilebilir.

Tüm bu şüphelenme sürecinde yapılacak en büyük hata kendini hazır hissetmeden çocukla konuşmaya başlamak olacaktır. Hazır olmadan konuşmak yarardan çok zarar getirebilir. Bu nedenle konuşma konusunda acele edilmemesi gerekir. Bu arada ebeveyn kendi duygularını yatıştırmalı konu hakkında gözlemlerini arttırarak bilgilerini sağlamlaştırmalıdır.

Konuşmak için ebeveyn dışında çocuğun ve ortamın da uygun olması önemlidir. Gencin konuşmayı kabul etmemesi durumunda üçüncü kişilerden(güvenilen aile büyüklerinden, uzman kişilerden) yardım alınabilir. Gençle konuşurken onu korkutmamaya ve utandırmamaya özen göstermeli ona destek ve yardımcı olmak istendiği anlatılmalıdır. Eğer inkâr ederse daha fazla ısrar edilmemelidir. Konuşmak isterse onu her zamandinlemeye hazır olunduğu belirtilmelidir.

Eyvah, çocuğum uyuşturucu kullanıyor!

Birçok ebeveyn için çocuğunun madde kullandığını öğrenmek büyük bir hayal kırıklığına yol açmaktadır. Aile adeta şok yaşamaktadır. Çocuğuyla ilgili büyük beklenti ve hayalleri olan, gelecek yaşantısında sağlıklı bir yetişkin olması beklentisi içine giren ebeveyn bu durumun varlığına başlangıçta inanmak istemez, inkâr eder. Neden biz? Bu günleri de mi görecektik? Bunu bize nasıl yaptın? sorularını sorar aile. Çocuğunun madde kullandığını çevresindeki kişilerden saklamaya çalışır. Çünkü bu durumdan utanç ve suçluluk duymaktadır. Çevredeki insanlar kim bilir ne yorum yapacaktır, onlara ne cevap verecektir aile? Öyle ki anne baba bu durumu diğer çocuklarından bile saklayabilirler. Tüm bu düşünceler anne babanın içindeki öfke ve kızgınlığı arttıracağından başlangıçta çocuğa yönelik tepkili yaklaşım gözlemlenebilmektedir. Eşler birbirlerini veyakendilerini suçlayabilirler, özellikle anne baba arasında çatışmalar olan ailelerde, parçalanmış veya boşanmış ailelerde çocuğun velayeti annedeyse baba, anneyi çocuğu iyi yetiştirememekle, çok yüz vermekle veya çocuk babanın yanında kalıyorsa anne, babayı çocukla ilgilenmemekle, kötü örnek olmakla suçlayabilir.

Ebeveynler için çocuğunun madde kullandığını öğrenmek ciddi bir travmadır ve bazen bu durumu inkar edebilirler veya bir sorun olarak görmeyip kendiliğinden geçecek bir durum olduğunu düşünebilirler. Çünkü onlar için bunu kabullenmek çok zordur, kendi çocuklarına böyle bir durumu konduramazlar, bu tür yaşantıların hep başkalarının başına geleceğini düşünürler.

Ailede bir üyenin madde bağımlısı olduğu öğrenildiğinde aile tarafından bazı düzenlemeler yapılmaktadır. Genellikle bunu çevreden hatta diğer çocuklarından bile saklama eğilimi gösterirler. Çevre ve akrabalarıyla olan ilişkilerini en aza indirirler, hatta bazen durumun öğrenilmemesi için başka bir semte veya şehre taşınabilirler. Aslında bu durum, ailenin ve gencin korunması açısından olumludur.

Madde kullanımının çocuğun kendi çabalarıyla ortadan kalkacağına inanan aileler bir süre sonra bunun başarısızlıkla sonuçlandığını görür ve yardım alabilecekleri kurum ve kuruluşlara başvururlar.

Aile ne kadar çabuk kendini toparlar ve uzman kişilerden yardım alırsa ve çocuğu tedavi sürecinde yalnız bırakmaz ona destek olurlarsa tedavi o derecede başarılı olur. Çocuğunun madde kullandığını öğrenen aile kendini gözden geçirmeli, çocuğu maddeye iten aile içi nedenleri ortadan kaldırmaya çalışmalıdır. Madde bağımlılığı, aileyi her yönden etkileyen bir hastalıktır. Ailede bağımlı bir üyenin varlığı aileyi ekonomik ve sosyal yönden olumsuz olarak etkilemekte ailenin işlevlerini bozmaktadır. Etkiler aynı zamanda derin ve şiddetlidir. Bu etkilenme diğer kronik

hastalıklardan çok daha fazladır. Bağımlılığın aileye ve dolayısıyla topluma, diğer hastalıklarla karşılaştırıldığında, ağır yük getiren bir hastalık olduğu kabul edilmelidir.(Çakmak ve diğerleri, 1997, s. 79 )

Tedavi Sürecinde Aile:

Birçok anne baba çocuğunun madde kullandığını çok geç fark etmekte, hatta yıllar sonra çocuğunun madde kullandığını fark eden anne ve babalara rastlanmaktadır. Oysa madde bağımlılığına erken müdahale ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçları önlemede büyük önem taşımaktadır. Bu geç kalış, tedavi sürecini de olumsuz etkileyerek, iyileşmeyi güçleştirmektedir. Aile, dikkatli ve sakin bir şekilde konuya yaklaşmalıdır. Bilgi ve yardım alabileceği kurumlar hakkında bilgi toplamalı, genci tedavi olması için desteklemeli ve cesaretlendirmelidir. Bu sorunu yaşayan ailelerin kesinlikle ceza, baskı, tehdit etme vb. yöntemleri kullanmamaları gerekmektedir. Bu yaklaşımlar sorunun daha da ilerlemesineneden olacaktır.

Anne baba genci suçlamak yerine onu dinlemeli, maddenin kişinin yaşamı üzerinde olumsuz etkilerinin neler olduğunu fark etmesini sağlamalıdır. Ayrıca onu etiketlememeli, tartışmadan kaçınmalı çocuğa yönelik şiddet uygulamamalı, onu olduğu gibi kabul etmelidir. Eğer genç maddeyi bırakmak istemiyorsa aile onu desteklemeyeceğini belirtmeli, hatalarıyla kendisinin yüzleşmesine fırsat tanımalıdır. Yaşadığı problemleri onun yerine aile üstlenmemelidir. Bu süreçte ceza, baskı, tehdit etme gibi yöntemlerin işe yaramayacağı unutulmamalıdır.

Aile gencin sosyal çevresini inceleyip sorunun kaynağını tespit etmeye çalışmalıdır. Çocuğun arkadaş ilişkilerini gözden geçirmelidir. Akran baskısı ile başa çıkmasına yardımcı olmalı, ona “hayır” deme becerisi kazandırmalıdır. Gerekiyorsa madde kullanımına neden olan arkadaş çevresini değiştirmesi konusunda desteklemelidir. Aile bu zorlu döneminde çocuğa gerekli olan sevgiyi ve desteği her an iletmeli, yenilikçi ve sosyal etkinliklere (spor, tiyatro, beceri kursları vs.) katılması için yüreklendirmelidir. Çünkü sosyal etkinliklere yönelen genç uyuşturucu ve alkolle daha az ilgilenecektir.

Çocuğunun madde kullandığını öğrenmek aile için çok büyük stres kaynağıdır, bu durum aile dengelerinin bozulmasına ve ailede çözülmelere yol açabileceğinden madde kullanan gencin dışındaki aile bireylerinin de psikolojik yardım alması durumla mücadele etmelerine yardımcı olacaktır.

Ayrıca, uyuşturucu kullanımı ile daha da artan aile içi iletişim bozukluklarının, kopukluklarının giderilmesi için anne ve babanın da tedaviye katılması gerekir.

AİLELER NELER YAPABİLİR?

· Madde bağımlılığı tehlikesi ile ilgili olarak bilinmesi gereken en önemli husus anne babanın çocuğuna iyi bir model olmaları gerekliliğidir. Çocuğa örnek olmadıkça ondan uygun davranışlar sergilemesini beklemek yanlış olacaktır. Örneğin gereksiz ilaç kullanımı engellenmeli, alkol ve sigara çocuğun bulunduğu ortamlarda kullanılmamalıdır.

· Her anne baba çocuğuyla koşulsuz ve sağlam bir sevgi ilişkisi kurmalıdır. Çocuğa özgüven kazandırılmalı, yaşına uygun kurallar konulmalı ve bu kurallara öncelikle anne baba uymalı, çocuğa iyi örnek olmalıdır. Konulan kuralların bazen uygulanıp bazen uygulanmaması çocuğun kafasının karışmasına neden olacaktır.

· Ebevyn kendini çocuğunun yerine koyarak onun duygularını anlamaya çalışmalıdır. Çocuk konuşurken onu dinlemeli konuyla ilgili sorular sorarak onunla ilgilendiğini belli ettirmelidir. Konuşma sırasında söylenenlere tepkili yaklaşmak, hemen öğütler vermek, kestirme öneriler sunmak doğru değildir.

· Bağımlılığı olan çocuklarda sorumluluk alma ve sorumluluklarını yerine getirme oranı çok düşüktür. Genellikle sorumluluklarını başkalarına yüklemeye çalışırlar. Bu nedenle çocuk doğduğu andan itibaren sorumluluk duygusunu verebilmek onu madde bağımlılığından uzak tutmada en önemli unsurdur.

· Çocuğun vaktinin büyük bir kısmı okulda geçmektedir. Okul yaşantısını desteklemenin en iyi yolu o gün neler yaşadığını, derslerde neler yaptığını anlatacağı bir zamanı çocuğa ayırmak olacaktır.

· Ebeveynler, maddelerin özellikleri, etkileri ve yarattığı olumsuz sonuçlar hakkında bilgi sahibi olmalı, yanlış ve eksik bilgilerle çocuğa yaklaşmamalı, çocukla maddelerin kötü etkileri hakkında konuşmalıdırlar.

· Çocuğa hayır diyebilme becerisini kazandırılmalı, istemediği durumlarda özellikle arkadaş baskısına karşı “hayır” deme becerisi öğretilmelidir.

· Aile bağları ve aile içi iletişim güçlü tutulmalı, ailede güven, sevgi ve saygı ortamının olmasına özen gösterilmelidir.

· Aile çeşitli konularda kendi değerleri hakkında çocuğuna bilgi vermeli ve bunları ona öğretmelidir. Anne babanın değerlerini çocuğuna empoze etmesi değil, çocuğun anne babasının değerleri hakkında bilgi sahibi olması amaçtır. Bu nedenle anne ve baba kendi davranışlarına dikkat etmeli, kendi davranış biçimlerinin çocuğunu doğrudan yönlendirdiğini unutmamalıdır. Tutarsız davranışlardan kaçınmalıdır. (Ögel, Kültegin,2001,s.113)

· Ebeveyn, özellikle ergenlik döneminde görülen güç savaşlarından kaçınmalı, sakinliğini koruyarak çocuğuna doğru örnek olmalıdır.

· Çocuklara sorun çözme becerileri öğretilmeli olumlu davranışlar takdir edilerek pekiştirilmelidir.

· Anne ve baba, çocuğu ev içinde ve dışında gözlemlemeli, çocuğun arkadaş çevresi ve gittiği ortamlar hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Bunu yaparken suçlayıcı ve takip edici tarzda olunmamalıdır.

· Çocuğun televizyonda hangi programları izlediği internette ne tür sitelere girdiği gözlemlenmelidir. Bu konuda seçici olması gerekliliği iletilmelidir.

· Ebeveyn çocuğuyla açık, duygularını anlamaya dönük ve güvenli iletişim kurabilmeli, çocuğun gelişim sürecinde yaşadığı problemlerde destekleyici, yol gösterici yaklaşımlarda bulunmalıdır.

· Çocuğa yönelik koruyucu, bağımlı, otoriter, baskıcı veya ilgisiz tutumlardan kaçınmalı tutarlı bir disiplin anlayışı benimsenmelidir.

· Aile içinde belli kurallar olmalı tüm aile bireyleri bu kurallara uymalıdır. Ev içinde konulan kurallar mantıklı, tutarlı ve sınırları belli olmalıdır. Kuralların nedenleri çocuğa açıklanmalıdır.

· Ebeveyn çocuğunu başkalarıyla kıyaslamamalı gösterdiği ilerlemeyi onun kapasitesine göre değerlendirmelidir. Çocuklar, gelişim döneminde olumlu tepkilere çok fazla ihtiyaç duyarlar. Cesarete ve övgüye çok ihtiyaç duyarlar, övgü almadıklarında siner içe kapanırlar.

· "Ben senin yaşındayken bu şekilde davranmazdım”, “senin için en iyisinin ne olduğunu biliyorum”, “Benim sözüm bitmeden konuşma”" gibi cümleleri azaltılmaya çalışılmalıdır. Bu tür konuşma biçimi iletişimi engeller ve ebeveyn çocuk arasındaki ilişkinin kopmasına neden olabilir.

· Çocuğa karşı kabul edici ve sabırlı olunmalı, onun bakış açısını, değerlerini ve duygularını göz önüne alarak anlamaya çalışılmalıdır.

· Çocuğun kendini tanıması, ifade etmesi ve yeteneklerinin farkına varması için ortam sunulmalı, boş zamanlarını yaşına uygun sosyal aktivitelerle değerlendirmesi için yönlendirilmelidir.

· Çocuğun da ayrı bir birey olduğunu unutulmamalı ve ona yaşına uygun davranılarak, bazı konularda onun da fikri alınmalıdır. Onun da birtakım kurallara, yönlendirmelere ihtiyaç duyduğu unutulmamalı, yaşına uygun sorumluluklar verilmeli, fikirlerine değer verildiği ona hissettirilmelidir.

· Anne baba öfke kontrolü ve çatışma çözme konusunda kendini geliştirmeli ve yeni beceriler edinmelidir.

· Ebeveyn, çocuğunun öğretmenleriyle işbirliği içinde olmalı, çocuğun okuldaki durumu (dersleri, davranışları, arkadaş grubu vs) hakkında bilgilenmelidir, sadece problem olduğunda değil her zaman okulla iletişim halinde olmalıdır.

Kaynak: Madde Kullanımı Önleme Kılavuzu

YORUM YAZ




Son Eklenen Yazılar

Pas­te­ur'e yardım eden Halîfe.

  Hata ve kusuru başkalarında arayanlar, sevimsizleşir. Etraflarında insan kalmaz, dost edinemezler. Hüseyin Hilmi bin Saîd “Rahmetullahi aleyh” Dil gönl...

Er­me­ni soy­kı­rı­mı İn­gi­liz­ ya­lanıdır.

  İçinizde en çok sevdiğim kimse, huyu en güzel olanınızdır. Hadîs-i şerîf TARİH........................ ER­ME­Nİ SOY­KI­RI­MI İN­Gİ­LİZ YA­LA­NI­DIR T...

Öğrenmesi farz olanlar

  İbâdetlerin efdali ve en kıymetlisi, fıkıh öğrenmek ve öğretmektir. Hadîs-i şerîf Sabırlı talebe himmetten mahrum kalmaz. Zîrâ rehberi onun hâlin...

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı