Diyarbakır’a sınav yolculuğum...

Ünal Bolat

Tarih: 2017-10-13 / Hit: 46

“Arkadaşlarımızın hemen hemen hepsi Tatvan’da oturuyordu. Beş altı saat sonra Diyarbakır’a geldik...”
 
Türkiye’nin çok karanlık, kontrolsüz günlerinin yaşandığı; anarşinin kol gezdiği, sokakların bölündüğü, kardeşin kardeşe düşman olduğu, beş bin vatan evladının yok yere öldüğü 1980 öncesi yıllardı.
O yıllarda Bitlis Tatvan’da görev yapıyordum. Aynı zamanda da Yay-Kur'a bağlı Meslek Yüksekokulunda okuyordum. Okulun devam mecburiyeti yoktu. Şimdiki açık öğretim gibi denilebilirdi. Sınavlara da her dönem belirlenen yerlerde giriyorduk. Şimdiki gibi öyle her ilde veya büyük ilçelerde sınavlar yapılamıyordu. Hatta doğu illerinde de birkaç büyük ilde Erzurum veya Diyarbakır’da filan sınav yapılabiliyordu. Biz Tatvan’da görev yaptığımız için bizim o yaz dönemi sınav yerimiz belli olmuştu. Diyarbakır da sınava girecektik...
Sınavlar beş gün sürecek çarşambadan başlayıp pazar akşamı sona erecekti. Birbirimizi tanıdığımız yedi arkadaş Tatvan’da bir araya gelerek beraber Diyarbakır’a gidip imtihanlara da beraber girip yine hep beraber Tatvan’a geri dönmeye karar verdik. Bizim gibi Tatvan’dan ve Bitlis’ten de bayağı kalabalık gruplar Diyarbakır'da sınava gireceklerdi. Onlardan bizi, bizden de onları az çok tanıyan arkadaşlar vardı; ne de olsa hepsi Tatvanlıydı ama kafa yapıları ve fikirleri farklı olduğu için onlardan ayrı bir grup olarak gidecektik. Onlar da kendi grupları ve arkadaşlarıyla beraber gideceklerdi.
Biz arkadaşlarla Tatvan’da bir araya gelerek imtihandan bir gün önce Diyarbakır’a hareket ettik. Zaten arkadaşlarımızın hemen hemen hepsi Tatvan’da oturuyordu. Beş altı saatlik bir yolculuktan sonra akşamüzeri Diyarbakır’a geldik...
Surlara yakın, şehrin en güzel yerinde büyük bir otelde yan yana iki odayı kiralayıp arkadaşlarla yerleştik ve istirahate çekildik... Ertesi gün beş gün sürecek imtihanlarımız başladı. Bizim arkadaşlarımızın bölümleri ve imtihanları ayrı olmasına rağmen farklı sınıflarda imtihanlara girsek bile imtihan sonrası belli bir yere geliyor birbirimizi bekliyorduk. Birbirimizden ayrılmadan yemeye, camiye, çarşıya vs. hep beraber gidiyor, dolaşıyor birbirimizden ayrılmıyorduk...
Tek başına hiç kimse hiçbir arkadaşımız bir tarafa hareket etmiyordu. Çünkü birimizi tek başına bir tarafta yakalasalar hemen sözlü sataşmalar yapıyor, hatta sorguya çekmeye çalışıyorlardı...DEVAMI YARIN

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

"Ne yapıyorsun sen burada?"

“Bir bana baktı… Bir getirdiğim kitaplara… Ses çıkartmadan ve hiç ilgilenmeden gitti...”   Yaz günleriydi. Bir gün Gümüşyaka sahile, çocuklar ile ailece pik...

"Seni bekleyelim mi?"

“Beni çok severdi. Kulağına eğilip geldiğimi söyledim. Birden hızlı nefes alıp tepki verdi...”   Doktoruyla konuştum; “gelmen iyi olur, durumu kritik” dedi....

"Onun ekmeğini yiyorsunuz"

“Bu çok büyük bir kimse. O bu dünya insanı değil. Neye kavuşmuşsanız bunun sayesindedir..."   Ben Anadolu’nun bağrında hayat sürmüş bir ailenin çocuğuy...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı