Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

Alışveriş bilgileri (Bey ve Şira) 2.Bölüm (1)

Tarih: 2017-12-27 / Hit: 1397

 

İÇERİK İÇİN TIKLAYINIZ
- BİRİNCİ BÖLÜM

- İKİNCİ BÖLÜM (1)
- İKİNCİ BÖLÜM (2)


İKİNCİ BÖLÜM (1)

1-Ağaçtaki meyve
2-Darasını almak
3-Götürü usulü
4-Kar haddi
5-Pahalı satmak
6-Hırsızlık malı
7-Ödünç vermek
8-Şarapçıya üzüm satmak
9- Şartlı satış ve hediye
10-Ticaret ahlakı
11-Vade farkı istemek
12-Kredi çekmek
13-Faiz
14-Alacağı bağışlamak
15-Alışverişte yemin
16-Bulunan şeyler
17-Borcu inkâr
18-Borçluya mühlet vermek
19-Mühayee ne demektir?
20-Borsa
21-Ticarette ırk, din farkı olmaz
22-Tazminat almak
23-Bitcoin sanal para
24-Piyango kumar oyun


1-Ağaçtaki meyve
Ağaçtaki olmuş meyveyi tarladaki olmuş kavun karpuz gibi ürünleri, ölçmeden, götürü usulüyle satmak caizdir. Tartmak gerekmez. Götürü usulü uygundur. Henüz belirmemiş olan ürünü satmak batıldır; fakat ürün yenecek halde olmasa bile, müşteri hemen toplayacaksa, satmak caiz olur. Toplamayıp, ağaçta kalmasını istemek caiz olmaz. Olmuş ürünü ise satmak caizdir.
2-Darasını almak

Tuz, hurma kiloyla alınmaz, ölçekle alınması gerekir diyorlar. Bir de, baklava alırken, bana bir kilo baklava ver diyoruz. O da kartonuyla tartıp veriyor. Diyelim baklavanın kilosu 10 liraysa, on lirayı veriyoruz. Yahut 20 lira veriyoruz o bize 10 lira veriyor. Poşetle, kese kâğıdıyla da tartılan gıdalar oluyor. Bazıları, (Böyle alışveriş fâsid olur, darasını ayrıca alması gerekir) diyor. Böyle bir şey var mı? Yaptığımız alışveriş sahih olmuyor mu?

Böyle alışverişler sahihtir, fâsid değildir. Hatta biz bir kilo ver dedik, o da 950 gram verse, yine sahih olur. Çünkü 900 gram veya 1100 gram gıdayla poşeti veya kartonu, 10 liraya almış oluyoruz. Bu, götürü alışverişe giriyor. Bunun hiçbir sakıncası yoktur. Bu iddialar, fıkıhkitaplarını yanlış anlamanın neticesidir.

Tuzu, hurmayı da aynı şekilde almanın hiç mahzuru olmaz. Yani bir kilo hurma ver deriz, bu ne kadar deriz, fiyatı neyse onu alır. Bunun hiç mahzuru olmaz. 1 kilo hurmayı götürü usulüyle almış oluyoruz. Bir kilo hurma ver desek de, tart desek de fark etmez. Satıcı bir kilodan az veya çok tartsa da, yine fark etmez. Çünkü biz o miktarı satın alıyoruz. Buna ne kadar vereceğiz demeye de, bunu sattın mı demeye de gerek yok. Satıcı şu kadar vereceksin derse veya verdiğimiz paradan belli bir miktar alsa, biz de razı olsak, hiç konuşmasak da alışveriş sahih olmuştur.


3- Götürü usulü
Tenekeyle beş kiloluk zeytinyağı satılıyor. Ama tenekesiyle 5 kilo geliyor, net 5 kilo değildir. Böylece satın almakta bir sakınca var mıdır?

Hayır. Kabıyla olunca, götürü usulüyle alınmış oluyor. Hiçbir sakıncası yoktur. Poşetle, kese kâğıdıyla alınanlar da böyle caizdir. Kabıyla birlikte alınmaktadır.

4-kâr haddi

Kültürümüzde kâr haddi var mıdır?

yoktur. Fakat ihtikâr ve fahiş fiyat yasaklanmıştır.
Medine’de pahalılık oldu. Fiyatlar yükseldiği için kâr haddi koyması istenildiğinde, Peygamber efendimiz, (Fiyatları koyan Allahü teâlâdır. Rızkı genişleten, daraltan, gönderen yalnız Odur. Ben Allahü teâlâdan bereket isterim) buyurdu. Başka zaman ise, (Kâr haddi koymayın, fiyat koyan Allahü teâlâdır) buyurdu.

Karaborsacılar, fırsatçılar tarafından [mallar saklanarak] fiyatlar yükseltilip millete zarar ve zulüm haline geldiği zaman, Belediyenin ilgililerle istişare ederek uygun bir narh, kâr haddi koyması caiz olur. (Redd-ül Muhtar)


Satılan şeyin ayıbını, kusurunu gizleyerek aldatmak uygunsuz olduğu gibi, alınan malın kıymetini gizleyerek aldatmak da uygun değildir. Mesela, bir kimse, sattığı malın kıymetini bilmiyor. On binlik malı, beş bine satıyor. Ona (Bu mal, her yerde 4 bin eder) diyerek kandırmak haramdır. İnsanlar, Müslüman ahlakına uyarsa, ne kandıran, ne kandırılan olur. Mallara narh koymaya lüzum kalmaz. Arz ve talebe göre, mallar kıymetlenir veya ucuzlar.

Basra’da büyük bir tüccar vardı. İran’da bulunan adamlarından biri, buna mektup yazarak, bu sene şeker kamışının verimli olmadığını, kimse duymadan, çok şeker almasını bildirdi. Tüccar da, çok şeker satın alıp, şeker piyasadan çekilince, pahalı satarak, otuz bin dirhem kâr etti. Sonra, düşünüp (Şeker kamışlarına afet geldiğini Müslümanlardan saklamakla, onlara hıyanet ettim, bu nasıl insanlıktır?) diye, otuz bin dirhemi, şekerlerini almış olduğu kimselere götürdü. Yaptığı yanlış işi anlattı. Hatasına pişman olup dürüstlük göstermesinden dolayı, hiçbiri verdiği parayı almayıp, Sana helal olsun dediler. Akşam evinde düşündü ki, belki utanarak almamışlardır. kardeşlerime hıyanet ettim diyerek, ertesi gün tekrar götürdü. Her birine yalvararak otuz bin dirhem gümüşü taksim etti.

Müşteriye doğru söylemeli, hile etmemelidir.

Malda bir arıza oldu ise, haber vermelidir. Ucuz aldığı bir malın fiyatı yükselip pahalı satıyor ise, aldığı fiyatı söylemelidir.

Aldatarak satmak, hıyanet ve dolandırıcılık olur. Böyle hıyaneti bilmeyerek yapanlar olur. Hıyanet yapmaktan kurtulmak için, herkes, kendine yapılmasını istemediği şeyleri, başkalarına yapmamalıdır.

Bir malı peşin ucuz, veresiye veya taksitle pahalı satmak caizdir. Vade farkı istemek ise caiz değildir. Vadeli satışla, vade farkı ayrı şeylerdir. (Redd-ül Muhtar)


5-Pahalı satmak ve aldatmak

Esnaflık yapıyoruz. Elimizde mevcut bazı malların fiyatları yükseliyor. Mesela 10 liraya aldığımız malın fiyatı 20 lira olabiliyor. Aynı malı 20 liraya alıyoruz. Elimizde 10 liraya aldıklarımız da var. Biz, 10 liraya aldığımız malları, daha önce 15 liraya satarken, şimdi 25 liraya satabilir miyiz?

Dinimizde kâr haddi yoktur. 10 liraya alınan bir malı, müşteriye yalan söylemeden, onu kandırmadan, 100 liraya bile satmak caiz olur. Mesela 10 liraya aldığı bir mal için, müşteri sorunca, (Biz bunu 20 liraya aldık, 5 lira da kâr koyarak satıyoruz) derse caiz olmaz, fakat (Bu malı, biz 10 liraya aldık, ama şimdi toptancısında 20 liradır. 5 lira kârla 25 liraya satıyoruz) denirse mahzuru olmaz.

Din kitaplarında deniyor ki:
Ucuz aldığı bir malın fiyatı, yükselip pahalı satıyorsa, aldığı fiyatı söylemelidir.


6-Hırsızlık ihtimali olan mal

Ucuz mal satılıyor. Hırsızlık ihtimali var. Almak caiz mi?

İhtimal ile hareket edilmez. Almak caizdir.

Bir mal piyasadaki değerinin altında satılıyorsa ve satan kişi malı benden aldığınızı söylemeyin diyorsa, bu malı almak caiz olur mu ?

Hırsızlık olduğu kesin olarak bilinmediği için alışveriş caiz olur.

7-Ödünç vermek

Hangi durumlarda ödünç istemek caiz olur?

Şu üç durumda ödünç istemek caiz olur:
1- Nafaka almak için. Lüzumlu gıda gibi, lüzumlu çamaşır da nafakaya dâhildir.

2- Ev almak, kirada oturmak, soğuktan korunmak maksadıyla elbise almak veya tedavi ücreti gibi ihtiyaçlar için.

3- Mevkii, görevi sebebiyle, âdete uygun giyinmek için.
Yalnız bunlara ödünç verilir.
Zalimlere, fâsıklara, ihtiyacı olmayana, malını lüzumsuz yere, harama harcayana ödünç verilmez. Başkasına ödünç vererek, kendini sıkıntıya düşürmek doğru değildir

Bu üç maddede bildirilen hususlar dışında ödünç istemek caiz olmaz. Mesela, parası olmayan kimsenin baklava yemek, meşrubat içmek ve pahalı kumaşlardan elbise almak, komşunun var diye ihtiyaç olmayan bir şeyi almak için ödünç istemesi doğru değildir. Kısacası makam ve vazifesi gereği değilse, lüks sayılan yiyecek, içecek ve giyecek için ödünç alınmaz.

İhtiyacı olana ödünç verilir. İhtiyacı olmayana, malını lüzumsuz yerlere, harama harc edene verilmez. Başkasına ödünç vererek, kendini sıkıntıya düşürmek doğru değildir. Nisaba malik olmayan kimsenin, kurban kesmek için ödünç istemesi caiz değildir.

Ödemek niyetiyle ödünç alana Allahü teâlâ yardım eder, ödünç verene de çok sevap verir.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Sadaka için on sevap, ödünç için ise on sekiz sevap vardır.

Allah rızası için ödünç verene, her gün için sadaka sevabı verilir. Fakirden alacağını çabuk istemeyene, her gün için malın hepsini sadaka vermiş gibi sevap verilir.

Borçlanmamaya çok dikkat etmelidir! Hazret-i Lokman Hakim, (Borç yükü altında ezilmektense, taş taşımayı tercih ederim) buyuruyor. Çünkü borçlanmak, insanı küfre kadar sürükler.

Huzur içinde iken, borçlanarak korku içinde yaşamayın. hadisi şerif

Borçtan sakının! Borç, gece gama, gündüz zillete sebep olur. hadisi şerif

Ödünç verirken, zaman tayin etmemelidir. Çünkü, zaman tayin ederse, malı, misli ile veresiye satmış olur. Bu ise faiz olur.

Senede ödeme tarihi koymamakla, ödünç veren verdiğini geri almak hakkına her zaman malik olmakta, belli bir zamanı beklemek zorunda kalmamaktadır. Zaman tayin etmeksizin ödünç vermeli ve arzu ettiği zaman isteyip geri almalıdır. ödünç verecek olan bana bir ay sonra lazımdır diye baştan da söyleyebilir. Cahillerin, ödünç verilen şeyin ödenmesi istenirse, sevabı kalmaz demeleri, doğru değildir. Kalp kırmayarak, başa kakmayarak, hakkını istemek caizdir. Kalp kırmak, ayrı bir günahtır

Ödünç alınan borçları ilk fırsatta ödemeye çalışmalıdır! Alışveriş neticesinde meydana gelen taksitli, borçları da zamanında ödemelidir! Ödemeyi geciktirmek günahtır.

İhtiyacı olmayana, malını lüzumsuz yerlere, harama harcayana ödünç para vermemelidir! Borcunu vaktinde ödemeyen kimsenin, gelip mühlet istemesi gerekir. Ödeme imkanı olduğu halde, borcunu geciktirmek zulümdür, günahtır. Bir kimse, malı olduğu halde, borcunu ödemeyi bir saat geciktirirse, zalim ve asi olur. Namaz kılarken de, oruç tutarken de, uykuda da, yani her an, lanet altında bulunur. Malı olmak, parası çok olmak demek değildir. Satılık bir şeyi olup da, satmazsa, günah olur.

Ödünç verirken, günah işlemeden gün tayin edebilmenin yolu

Miktarı az olan paralar için gün tayini mühim değilse de, miktarı fazla olan paralar için gün tayini lazım olabilir. Senede, ödeme tarihi konabilmesi için, birkaç usul:

1- Ödünç vereceği kimseden kefil ister. Kefilden ödeme tarihi belli bono alır. Borçlu da kefilin ödemesi lazım gelen tarihte öder.

3- Ödünç isteyene, ödünç vereceği kadar fiyatla, ucuz bir şeyi veresiye satar. Ondan bu satış için belli tarihli ödeme senedi alır. Sonra bu şeyi aynı fiyatla, peşin olarak geri alır. (Ödünç vereceği kimseye, bir kağıt parçasını bile bin liraya satmak caizdir)
4- Samimi tanıdıklar arasında, daha kolay bir usul vardır. Ödünç isteyene, (Falanca gün bana aynı miktar para hediye edersen, şu parayı sana hediye ederim) denir. O da kabul ederse, para alınmış olur.


On arkadaş, elimize para geçtikçe, bir arkadaşa emanet olarak veriyoruz. O arkadaş da, herkesin hesabına ne kadar para vermişse yazıyor. Bu paraları bir kasada saklıyor. Arkadaşa parayı verirken de her türlü kullanmaya yetki verdik. Bir cins yardımlaşma sandığı oldu. Bu sandıktan ödünç para almamız caiz midir ?

Evet.

Ödünç verince, zamanla, paranın değeri düşüyor. Ödünç veren zarar ediyor. Diyelim ki, verdiğim para 100 Euro etse, ödünç verdiğim şahsa, 100 Euro üzerinden senet yapsam, "Eline ne zaman geçerse bana 100 Euro getir" desem uygun mudur?

Uygun olur. Hatta alacaklı razı olursa, borçlu borcunu ödediği andaki 100 Euro’nun değeri kadar altın, kağıt para, zeytin yağı veya başka mal da verebilir. Mühim olan alacaklının razı olmasıdır. Alacaklı, "Altın verdim, altın isterim" derse, başka şey verilmez.


Ödünç verdiğim parayı, içimden arkadaşa hediye ettim. Arkadaş, borcunu getirince aldım. Caiz oldu mu?

Evet. Niyet etmekle hediye edilmiş olmaz. Hediye teslim etmekle alanın mülkü olur.

Bekara suresinin 282. âyetinde (Borç verirken vadesini yazın) buyuruluyor. Her ne kadar ödünç denmiyorsa da, halk arasında ödünce de borç deniyor. Ödünç verirken, senede tarih koymak caiz midir?

Alışveriş yapıp borçlanınca senede tarih konur, ödünç alıp verirken ödeme tarihi bildirilmez ve senede tarih konmaz. Koymak gerekirse, Maliki’yi taklit ettim demek yeterlidir. Diğer üç mezhepte ödünç verirken vade tarihini belirtmenin mahzuru yoktur.

Ödüncü taksitle ödemek
Alınan ödüncü, taksitle ödenmesini istemek caiz midir?

Hayır, caiz değildir. Ödünç almak, alışveriş gibi değildir. Alışverişte, hem ödeme tarihini, hem de varsa, taksit miktarını ve tarihlerini belirlemek gerekir. Ödünç alanın ise, borcunu mümkün olan ilk fırsatta ödemesi gerekir. Hepsini birden ödemeye gücü yetmezse, eline geçtikçe öder.

Ödünç verirken veya verdikten sonra, alacağını taksitlere bağlamak Hanefî’de caiz değildir. İhtiyaç olunca, Mâlikî’yi taklit ederek takside bağlanabilir.

Ödünç verirken
Ödünç alan kimsenin borcunu öderken, ayrıca mal veya para gibi bir şey hediye etmesi caiz olur mu?

Evet, hediye olarak bir şey verebilir. 10 bin lira ödünç almışsa, 15 bin lira verip, (5 bini hediyedir) diyebilir. Bunun mahzuru olmaz.

Ödünç verirken bir menfaat şart koymak faiz olur, haram olur. Şart konmadan, öderken fazladan bir şey vermek caizdir.



8-Şarapçıya üzüm satmak

Gayrimüslimlerin şarap fabrikasına üzüm satmak, üzüm taşımak veya kiliselerini tamir etmek caiz midir?

Üzüm şırasını şarap yaptığı bilinen bir kimseye satmak caizdir; çünkü günah, şıranın kendisinde değildir. [Şıradan pekmez de, sirke de yapılabilir.], Şıra [şarap yapılarak] değişikliğe uğratıldıktan sonra alınıp satılması günah olur.
Fitne yapanlara, asilere silah satmak, mekruhtur; fakat silah yapmaya yarayan eşyayı, mesela demir satmak mekruh değildir. Yani günah yapmakta kullanılan şeyin kendini satmak, mekruh olur. Bu şeyi hazırlamaya yarayan maddeleri satmak ise, tenzihen mekruh olur. Çalgıları satmak da mekruh olup, çalgı yapılan tahtayı, çalgıcıya satmak, tenzihen mekruh olur. [Sadece mehter marşında çalınan müzik aletlerini satmak ise, caizdir.] Dövüş horozunu da, fâsıklara satmak tenzihen mekruhtur. Şarap yapana üzüm satmak da tenzihen mekruhtur; çünkü kendileri haram işlemekte kullanılmaz. Haram olan şeyin hazırlanmasında kullanılır. Bunları, helal olan yere satamayan kimsenin, tenzihen mekruh olan yere satması caizdir.

Şarap yapan Müslümana üzüm satmak caizdir. (K. Saadet)

Müslüman ülkesinde caiz olunca, gayrimüslim ülkesinde caiz olduğunda hiç şüphe kalmaz. Şarap fabrikasına üzüm, bira fabrikasına arpa taşımak da bunun gibi caizdir.

Kilise tamirinde çalışmak mekruh değildir; çünkü bu işin kendisi günah değildir.


Ücretle kâfirin şarabını taşımak, kilise tamir etmek ve Hristiyan’a zünnar gibi küfür alametlerini satmak, İmam-ı a’zama göre caizdir.


9-Şartlı satış ve hediye

Bir kimse, birine para hediye edip, (Bu parayı, elma alman şartıyla sana hediye ettim. Bu parayla gazoz alırsan, haram olsun!) dese, o da bu parayla gazoz alsa, uygun olur mu?

Evet.uygundur. Hediye sahihtir, hediye verilirken söylenen şartlar ise bâtıl olur. Yani, elma alması gerekmez. O parayla muz da, gazoz da alabilir.

Geçersiz şartlar
Alışveriş yaparken, ödünç veya hediye verirken, bir şey şart edilince, yapılması caiz olan ve şarta uyulmaması gereken şeyler nelerdir?

Bazıları şöyledir:
Hizmet etmek şartıyla verilen ödünç sahihtir, şartı geçersizdir. Yani ödünç parayı alan kimsenin, hizmet etmesi gerekmez.

Hizmet etmek şartıyla, verilen sadaka geçerlidir, sadakayı alanın hizmet etmesi gerekmez.

Yavrusunu vermemek şartıyla, bir hayvanı hediye etmek sahihtir, yavrusu da hediye edilmiş olur.

Mehir vermemek şartıyla yapılan nikâh sahih olur, daha sonra erkek mehrini hanımına vermek zorundadır.

Hiç kimseyle evlenmemesi şartıyla karısını boşamak sahih olur, şarta uymak gerekmez, yani kadın boşanınca, iddet müddetinden sonra, artık istediğiyle evlenebilir.

Alıcı veya satıcıya faydası olmayan şartla alışveriş sahih olur, şart edilen şey yapılmaz. Mesela bu meyveyi hanımınla yemek şartıyla satıyorum dese, satın alan istediği kimseyle yiyebilir. Şart geçersiz olur.

Müşterinin, başkasına satmaması veya hediye etmemesi yahut binmemesi şartıyla bir hayvanı satmak; müşterinin kendi giymemesi şartıyla elbise satmak; müşterinin kendi yememesi veya başkasına satmaması şartıyla yiyecek satmak; başkasına satmamak şartıyla bir şey satın almak gibi yapılan alışverişlerin hepsi sahih olup, şartların hepsi geçersizdir, şartlara uyulmaz.

Kesmek şartıyla hayvan satın almak sahihtir ve şart geçersizdir.

Bir malı, o şehirde satmamak şartıyla satın almak sahih olup, şart geçersizdir. O şehirde de satabilir.

Bir kimseye faydası olmayan veya zararı olan şartla satış da sahih olup şart geçersizdir. Mesela, bir evi yıkmak şartıyla satın almak gibi.

Alıcı ve satıcıdan başkasına faydası olan şart geçersiz olup, satış sahih olur. Mesela, müşterinin başka birine borç vermesi şartıyla satmak gibi ki, satış sahih olup, borç vermek gerekmez.

Müşteriden başkasının, satıcıya borç veya hediye vermesi şartıyla satış sahih olup, bunları vermesi gerekmez. (Bu bilgilerin hepsi S. Ebediyye’den alınmıştır)

Yemin etmek :

Alışverişde doğru ve yalan yere yemin etmemelidir.
Az bir şey için Allahü teâlânın ismini söylemek saygısızlık olur.
Vallahi-billahi-tallahi demek kaç yemindir:
1 yemin.
Vallahi ve billahi ve tallahi demek kaç yemindir:
3 yemin.

10-Ticaret ahlakı

Başlıca dört şey yapmamak lazımdır:

1- Satılan malı, aşırı övmemelidir!
Çünkü, hem yalan söylemiş, hem aldatmış, hem de zulmetmiş olur. Hatta, doğru olarak da, müşterinin bildiği şeyi söylememelidir! Çünkü, bu da faydasız söz olur. Yemin etmemli.Doğru yemin ederse, az bir şey için Allahü teâlânın ismini söylemek saygısızlık olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Alışveriş yaparken, vallahi böyledir, billahi öyle değildir diye yemin eden kimseye ve “bugün git, yarın gel” diyerek sözünde durmayan sanatkâra yazıklar olsun!)

(Malını yemin ederek beğendirmeye çalışan kimseye kıyamette merhamet edilmez.)


(Bir esnaf, verdiği sözde durur, alacaklısını sıkıştırmaz, malını fazla övmez ve yalan söylemez ise, kazancı ona mübarek olur.)

2- Malın kusurunu gizlememelidir!
Malın aybını, kusurunu müşteriden gizlememeli, hepsini, olduğu gibi göstermelidir! Kusuru gizlemek, hıyanettir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

Malın iyi tarafını göstermek, kötü tarafını gizlemek zulüm, hile olur.
Şunu bilmeli ki, hile ile rızk artmaz, aksine malın bereketi gider. Hile ile azar azar biriktirilen şeyler, ansızın gelen bir felaketle, birdenbire giderek geride yalnız günahları kalır.

Bir sütçü, süte su katardı. Bir gün, ansızın sel gelip, ineği boğdu. Adam şaşkın bir halde iken, çocuğu, “Süte kattığımız sular birikerek, gelip ineği götürdü” dedi. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ticarete hıyanet karışınca, bereket gider.)

Bereket demek, az malın çok faydası olmak, çok işe yaramak demektir. Az bir mal, bereketli olunca, çok kimsenin rahat etmesine, çok iyi işlerin yapılmasına yarar. Bereketli olmayan, çok mal vardır ki, sahibinin dünyada ve ahirette felaketine sebep olur. O halde, malın çok olmasını değil, bereketli olmasını istemelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

3- Ölçüde, tartıda hile yapmamalıdır!
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Verirken noksan, alırken fazla ölçene acı azaplar yapacağım.) [Mutaffifin 1]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Alışveriş ettiğin zaman de ki: "Dinimizde aldatma yoktur.") [Buhari]

(Muamelesinde hilekârlık eden bizden değildir.) [Buhari]

(Malının kusurunu gizleyene Allahü teâlâ gazap eder, melekler de lanet eder.)

(Ölçü ve tartıda hile yapılınca, mahsullerde noksanlık baş gösterir.)

Büyüklerimiz, her aldıklarını biraz noksan, verdiklerini de, biraz fazla ölçüp, (Bu az fark, Cehennem ile aramızda perdedir. Cenneti, birkaç liraya satanlar ve birkaç lira için, Cehennem azabını hak edenler, ne kadar ahmaktır) derlerdi. Malın iyisi ile kötüsünü karıştırıp, hepsini iyi diye satmak haramdır.

4- Satış fiyatında hile yapmamalıdır!
Peygamber efendimiz, (Müslümanların, şehre mal getiren köylüleri karşılayıp piyasa fiyatını gizleyerek, ucuz satın almalarını) yasakladı. (Müslim)

Piyasayı bilmeyenlere yüksek fiyatla mal satmak da haramdır. Hatta, acemi olup, ucuz satan veya pahalı alanlar ile alışveriş etmemelidir! Piyasadaki fiyatı bunlardan gizlemek günahtır. Müşteriye doğru söylemeli, hile yapmamalıdır! Malda bir arıza oldu ise, haber vermelidir! Malı, akraba veya ahbabından, ona yardım olsun diye yüksek fiyatla aldı ise, müşterisine bunu söyleyerek, doğru değerini bildirmelidir!

Mesela, on lira etmeyen malı, on liraya aldı ise, o malı satarken, on liraya aldığını söylememelidir! Ucuz aldığı bir malın fiyatı yükselip pahalı satıyor ise, aldığı fiyatı söylemelidir! Hıyanet yapmaktan kurtulmak için, herkes, kendine yapılmasını istemediği şeyleri, başkalarına yapmamalıdır! Çünkü, herkes, dikkat ile, pazarlıkla uğraşarak, tam değerini verip aldığını sanır. O halde, aldatarak satmak, hıyanet ve dolandırıcılık olur.

aldanmak ve aldatmak yoktur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Satılan malın kusurunu gizlemek ve söylememek helal değildir.)

(Alıcı ile satıcı birbirine doğru söyleyip, nasihat edince, kazançları bereketli olur, malın kusurunu gizleyip, yalan söyledikleri zaman bu bereket kalkar.)[Buhari]



(Doğru tüccar, peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.) [Tirmizî]

Hile yapmayıp doğru tüccarlardan olmaya çalışmak ve böylece iyilerle beraber olmak ne büyük nimettir.
Hile yapan pazarcı
Pazarcılar, genelde, sebze ve meyvelerin iyilerini öne, eziklerini, kötülerini arkaya koyuyorlar. Müşteriye meyve sebze verirken, biraz da onlardan karıştırıyorlar. Yemin ediyorlar, eksik tartıyorlar. Bunlara çok defa şahit oldum. Böyle yapmaları günah değil midir?
CEVAP
Elbette günahtır. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Müslümanı aldatan, ona zarar veren ve ona hile yapan bizden değildir.)

(Pazarcının çoğu fâcirdir! Çünkü çok yemin ederek, yalan söyleyerek günaha girerler. Alışverişleri de helâl olmaz.

11-Vade farkı istemek

Alışverişte vade farkı istemek caiz mi?

Bir malı peşin ucuz, veresiye veya taksitle pahalı satmak caizdir. Vade farkı istemek ise caiz değildir. Vadeli satışla, vade farkı ayrı şeylerdir. Mesela 10 liralık malı, ihsan ederek, 5 liraya satmak caiz olduğu gibi, vadeli veya vadesiz olarak 15 liraya satmak da caizdir. Fakat vadesi dolduktan sonra, ödenemeyen aylar için vade farkı almak caiz olmaz.

Ancak müşteri borcunu verinceye kadar, paranın değeri düşse, malın satıcı tarafından satıldığı gündeki değeri istenebilir. Diyelim ki, satılan mal karşılığı olan 40 lira ile o zaman bir altın lira alınabildiği halde, şimdi paranın değeri düştüğü için aynı kıymette altın alınamıyorsa, mesela bir altın 80 lira olmuşsa, müşteriden bir altın veya o değerde para istemek caiz olur. Böyle yapmakla vade farkı alınmamış, satılan malın değeri istenmiş olur. Satıcı zarara uğramadığı gibi, müşteri de fazla para ödememiş olur.

Ben her zaman 800 liraya peşin satılan bir malı veresiye bin liraya alıyorum. Bir arkadaş, sana 800 lira vereyim git peşin al, oraya vereceğin bin liralık çeki, bana ver dedi. Bu caiz olur mu?

Kitaplarda diyor ki:
Zengin on bin lira değerindeki malı fakire mesela 12 bin liraya veresiye satar. Fakir, malı alıp, başkasına, peşin on bin liraya satarak, on bin lira almış olur. Zengine 12 bin lira borçlu olur. Bu şekildeki satış caizdir.



Bir malı vadeli satarken, gecikme cezası da koymak caiz olur mu?

Caiz olmaz, faiz olur. Fakat, borcun satış zamanındaki altın üzerinden değeri belirlenip de, (Vadesinde ödenmezse, alacağımızı altın üzerinden isteriz) denirse, o miktarı istemek caiz olur.

Belirsiz taksitle satış
Taksitleri belirlemeden, bir yılda ara sıra ödemek şartıyla mal satmak caiz midir?

Caizdir, çünkü zaman bellidir. Bir yıl sonra ödenmesi gerekiyor.

12-Kredi çekmek ve kredi kartı kullanmak

Banka kredisi ile ev ve araba almak caiz midir?

Zaruret olmasa da, ev nafakadan olduğu için, evi olmayanın kredi ile ev alması caiz olur, fakat zaruretsiz, araba veya ticaret için, kredi çekmemelidir. Dosya masrafı diye bir miktar para alınarak, faizsiz kredi veriliyorsa, böyle verilen krediyi de almak caiz olur.

Her türlü alışverişte, kredi kartı kullanmak caiz midir?

Kredi kartı kullanmak caizdir. Kredi kartı ile bir malı taksitle daha pahalı almak da caizdir. Zaruretsiz kredi kartından nakit çekip faiz ödemek caiz değildir. Bir de, zaruret olmadıkça, kredi kartı borcunu vaktinde ödemeyip, kalanı için ceza ödemek caiz olmaz. Bunun gibi elektrik, su faturalarını da ödemeyip ceza vermek caiz değildir. Para bulamamışsa veya unutarak geciktirmişse günah olmaz.

Faizle kredi çekmek
Ev ve yiyecek gibi nafakaya dâhil olan şeyler için hariç, zaruretsiz kredi çekip faiz ödemek caiz olmuyor. Nafakaya dâhil olmayanların caiz olması için bir yol, bir çare yok mudur?

Zaruret olunca faizle de kredi çekmek caiz olur, çünkü (Zaruret, haramları mubah kılar) buyuruluyor. Öyle bir iş var ki, zarurete girer mi girmez mi bilinmiyorsa, böyle durumlarda, faizsiz para almanın birkaç yolu şöyledir:

1- Günümüzde kredi kartıyla alışveriş yapılıyor. Bir mal, taksitli olarak kredi kartıyla 500 liraya alınmışsa, bu malı başkasına 450 liraya satabiliriz.

2- Kredi kartıyla bir altını taksitli olarak 500 liraya almışsak, başka kuyumcuya peşin olarak 450 liraya satabiliriz.

3- Tahakkuk edecek faiz için, muamele masrafı, işlem ücreti, komisyon gibi bir şey denirse yine faizsiz alınmış olur, çünkü alışverişte, hediyede, yeminde, nikâhta, adakta niyete, maksada değil söze bakılır.

4- Araba, iş yeri, makine gibi bir şey alırken, katılım bankası veya herhangi bir banka, almak istenilen şeyi kendisi alıp vadeli olarak daha pahalı satarsa, mesela 3 bin liralık malı, 4 bin liraya satarsa faiz olmaz, caiz olur.

Yani dinimize uymak isteyene, bir çare bulunur.

Nafaka ve faiz
Din kitaplarında, (Nafaka, yiyecek, giyecek ve meskendir) diye bildiriliyor. Bunların birini temin edemeyen bir kimse, zaruret karşısında, faizsiz ödünç bulamazsa, nafakasını temin edecek miktarda faizle borç para alması caiz olur mu?

Evet, zaruret olunca nafaka için caiz olur

Araba almak
Günümüzün şartlarında, banka kredisiyle araba almak caiz midir?

Günümüzün şartlarında, İstanbul gibi büyük şehirlerde, Müslümanın kendisini ve ailesini günahtan korumak için, araba almak şart olur; çünkü haramdan kurtulmaya çalışmak farzdır. Haram işleme tehlikesi yoksa araba alması gerekmez. Zaruret olunca bankadan kredi çekmek de caiz olur. Önemli olan arabanın zaruret olup olmadığını tespit etmektir.


Kredi kartının hediyeleri
Kredi kartı kullanınca verilen hediye puanları, telefon kontörlerini kullanmak caiz midir?

Evet, bir mahzuru yoktur.

13------Faiz

(Helak eden yedi şeyden biri faiz almaktır.) [Buhari]

(Yedi büyük günahtan biri faiz yemektir.) [Bezzar]

(Faiz alana da verene de lanet olsun!) [Müslim]

(Vücuduna dövme yapana, yaptırana, faiz alıp verene lanet olsun.) [Buhari]

(Allahü teâlâ, dört kimseyi Cennete koymaz: Bunlar, devamlı içki içen, faiz alan, yetim malı yiyen ve ana-babasına asi olandır.) [Hakim]

(Faiz 73 kısımdır. En aşağısı, kişinin anası ile zina etmesi gibidir.) [Hakim]

(Bir dirhem faiz alıp vermek otuz zinadan günahtır.)[Taberani]

(Hep faiz yiyen sonunda fakirliğe düşer.) [İbni Mace]

(Kıyamet yaklaştıkça, faiz, zina, ve içki çoğalır.) [Taberani]

Gayrimüslim diyarında,
Gayrimüslim ülkelerde, müslümanların kâfirlerden faiz almalarının caiz olduğu bildirilmiştir. Bundan başka zaruret dışında faiz her yerde her zaman haramdır. (Cevhere)

Faiz yalnız İslam dininde değil, semavi dinlerin hepsinde haramdı

Faiz, ödünç vermekte, rehinde ve alışverişte olur. Fıkıh kitaplarında faizin yetmişten fazla çeşidinin olduğu bildirilmektedir. Bunun için alışveriş ve başka sözleşme yapacak kimselerin, hangi hallerde faiz olduğunu iyice öğrenmesi gerekir. Bu bilgileri öğrenmek farz-ı ayndır. Bilmeyen kimse farkında olmadan faiz alıp verir, böylece büyük günaha girmiş olur. Haram olduğunu bilmediği için tevbe etmez.


Daha fazlasını ödemesi şartı ile ödünç vermek faizdir. Haram anlaşma ile ele geçen malın hepsi haram olur.




Avrupa’da faiz meselesi
Dâr-ül-harbde, müslümanın, kâfirlere ödünç vererek, onlardan faiz almasının caiz olduğu bütün kitaplarda yazılıdır. Dâr-ül-harbde, gayrimüslimlerin mallarını faiz, kumar, fâsid bey’ ile almak helaldir. Bu yollarla müslümanın zarar etmesi ise, helal değildir. (Redd-ül Muhtar)

Kuyumcu esnafı


Kuyumcu dükkanım var. Biliyorsunuz altın alıp satıyoruz. Neye dikkat etmem lazım?

Sarrafların ve bunlardan alışveriş yapanların bilmesi gereken hususlardan bazıları şunlardır:
1- Altın, altın ile değiştirilirken, birinin ağırlığı biraz fazla olursa haram olur. Mesela 7.2 gram ağırlığındaki Reşat altını verip bunun yerine 7 veya 8 gram bilezik almak, faiz olur haram olur. Ağırlıklarının eşit olması lazımdır.

2- Altını altına satarken, ağırlıkları aynı olsa bile biri veresiye olursa yine haram olur. Mesela kuyumcuya, bir Hamit lira verilip yerine bir adet Elgazi istenilse, kuyumcu da, şimdi Elgazi yok, yarın vereyim dese haram olur.

3- Altında ayar farkı nazarı itibara alınmaz. Mesela on gram 24 ayar altın ile on gram 14 ayar altın değişirse, iki taraftan biri, fazla bir şey alırsa, haram olur.

4- Hurda altın, işlenmiş altın, antika altın, birbiri ile değişirken eşit ağırlıkta olması lazımdır. Mesela Hamit verip de yerine Reşat alınırken ayrıca bir şey almak haramdır.

Yukarıda bildirilen haramlara düşmemek için şunları yapmalıdır:
a- Hurda altın getirip yerine işlenmiş altın almak isteyen, önce hurda altınlarını kağıt para ile satar. İşlenmiş altınları da kağıt para karşılığı satın alırsa hiç mahzuru olmaz.

b- Altını, altın karşılığı değil de, kağıt para veya başka mal karşılığı veresiye satmakta da hiç mahzur yoktur. Mesela kuyumcudan bir Reşat altın veresiye bir ton oduna satılabilir. Altın ve gümüş olmayan madeni veya kağıt paralarla da veresiye satmak caizdir.

c- Altını veya herhangi bir malı veresiye pahalı satmak caizdir.
Faizli alışverişler
1- 5 gr 14 ayar ile 5 gr 24 ayar altını değişmek caizdir. Biri fazla ise veya veresiye ise faiz olur. Hadis-i şerifte, (Altın altına, gümüş gümüşe, hurma hurmaya, buğday buğdaya, tuz tuza, arpa arpaya misli misline satılırken, biri fazla olursa faiz olur. İkisi de peşin olmak şartı ile, altını gümüşle [veya başka şey ile] fazla veya eksik fiyatla, alınıp satılabilir) buyuruldu. (Tirmizi)

2- Hurda altın, çok değerli antika bir altınla bile değiştirilirken eşit ağırlıkta olmalıdır. Antikadır, değeri yüksektir diye fazla altın almak faiz olur. Faiz olmaması için, antika altının yanına mesela bir de kalem konursa, bu kalemle birlikte antika altına çok yüksek fiyat istenebilir. Diyelim ki 7 gr antika altın için, yanında başka mal da olduğundan dolayı, bir kg işlenmiş altın istemek caiz olur.

3- Hurda altın yerine işlenmiş altın almak isteyen, hurda altınlar ile işlenmiş altınların fiyatı hesap edilir. Diyelim hurda altın 80, işlenmiş altın da 100 TL tuttu ise, 20 TL fark istenir. Veya hurda altın çok olup 100, işlenmiş altın da 80 TL tutmuş ise, 20 TL fark verilir.

4- Altını, kağıt para veya başka mal karşılığı veresiye çok pahalı satmak caizdir.

5- Bir teneke kaliteli buğdayı, bir teneke kalitesiz buğdayla değişmek caizdir. Biri fazla olursa faiz olur.

5 teneke kalitesiz buğday verip, 4 teneke kaliteli buğday almak faiz olur. 4 teneke buğdayın yanına başka cins bir mal mesela bir kalem veya bir kitap konur, bununla birlikte satılırsa caiz olur.

6- Bir şey kendi cinsi ile, [mesela arpa arpaya, altın altına] veresiye satılınca faiz olur.

7- Ortak bir malı, ölçmeden veya tartmadan paylaşmak faiz olur. [Mesela kurban etini tartmadan bölüşmek faiz olur. 4 hisseye birer ayak, bir hisseye baş, ötekine de deri konursa faiz olmaz.]

8- Bir malı, mesela 2 ay sonra teslim etmek üzere sattıktan sonra, noksan olarak, daha önce vermek faiz olur. [Çek, senet kırdırmak da faiz olur. Vadesi gelmemiş borcu birkaç ay önce öderken eksik ödemek faiz olur. Faiz olmaması için hepsi ödenir. Sonra alıcı fazlasını borçluya hediye eder.]

9- İki kişi, birer çuval buğdayı, ölçmeden, karıştırıp un yaptırdıktan sonra, ikiye bölüşseler faiz olur.

10- İki kişinin ortak bir ineği olsa, sütünü bir gün biri, bir gün öteki alsa faiz olur. Her günkü sütü eşit bölüşmek gerekir. [Bunun gibi iki kişinin kirada bir evi olsa, kirasını bir ay biri, bir ay öteki alsa caiz olmaz. Her ay alınan parayı ikiye taksim etmek gerekir. Altın günü, dolar günü, TL günü veya başka bir mal günü yapıp, her seferinde birine altın, Dolar, TL veya başka mal vermek caiz olmaz.]

11- İki kişi, arabalarını, her biri kullanmak üzere, muayyen bir zaman için değişseler faiz olur.

12- Bir şeyi ucuz satın almak veya ona pahalı satmak şartı ile ödünç vermek faiz olur.

13- Bir şeyi, aldatmak suretiyle pahalı satmak veya ucuz almak da faiz olur. Aldatmadan pahalı satmak veya ucuza almak caizdir.
[Bu maddeler, (Erbain-i Selmani) kitabından alınmıştır.]


Zaruret:

Kendinin veya nafakasını vermesi gerekenlerin, aç, susuz, çıplak veya sokakta kalarak hasta olması demektir. (Eşbah)

Zaruret, zor ile, başka şey yapmaya imkan olmadığı hallerde olur. (Kamus tercümesi)

Görüldüğü gibi, insanı bir şey yapmaya zorlayan, insanın elinde olmayan semavi sebebe zaruret denir. Kısacası, dinimizin emrettiği veya yasakladığı bir işte, başka bir şey yapamama mecburiyeti zarurettir.

Zarureti birkaç misal ile açıklayalım:
Bir günlük yiyeceği olanın dilenmesi haramdır. Çalışmaktan aciz olup açlıktan ölecek kimse, ödünç arar. Ödünç veren olmazsa dilenir. Dilendiği halde, kimse bir şey vermezse, leş yiyebilir.

24 saat yemek yemeyen kimse açtır. Bu açlığı ihtiyaçtır. Çünkü ölecek bir durum yoktur. Böyle bir kimsenin leş yemesi haram olur. Burada görüldüğü gibi, zaruret, bütün kapıların kapanması halinde yapılacak son çaredir.

Katılım bankaları
Katılım bankalarıyla diğer bankaların çalışmaları aynıdır. Zerre kadar fark yoktur. Katılım bankaları, kâr ortaklığı adı altında kâr payı veriyorlar. Diğer bankalar da, buna kâr demiyor, faiz diyorlar. Sadece isim farkıyla, biri caiz, öteki haram olur mu?

Önemli olan sözleşmedir, çalışma tarzlarının aynı olması bir şeyi değiştirmez. Mesela, bir erkeğin yabancı bir kadınla ücretli veya ücretsiz beraber olması zina olur, ama iki şahit yanında nikâh yaparak beraber olması, helal olur. Yapılan iş aynı ise de, sözleşme farklıdır.

Bir banka, bin lira için, bir lira faiz alsa haram olur. Fakat aldığı fazlalık para için muamele masrafıdır dese caiz olur, faiz derse haram olur. Burada yapılan iş aynı ise de, anlaşma, söz farklıdır. Katılım bankaları da, kâr zarar ortaklığı derse, mahzuru olmaz. Sadece kâra ortak denirse, diğer bankalardan bir farkı kalmaz.

Altın günü yapmak
10-15 arkadaş, tasarruf yapmak için, altın günü yaparak, toplanan altınları kur’a çekerek her hafta veya her ay birine vermek caiz midir? Caiz değil ise, çıkar yolu nasıldır?

Kitaplarda bunun caiz olmadığı, faiz olduğu bildiriliyor. Yine fıkıh kitaplarında şu örnekler de veriliyor:

İki kişinin ortak bir ineği olsa, sütünü bir gün biri, bir gün öteki alsa faiz olur. Her günkü sütü eşit bölüşmek gerekir. Bunun gibi iki kişinin kirada bir evi olsa, kirasını bir ay biri, bir ay öteki alsa caiz olmaz. Her ay alınan parayı, ikiye taksim etmek gerekir.

Altın gününün caiz şekli, şöyle olabilir:
Sohbet etmek için, önce hangi evlere gidileceği, kur'a ile veya anlaşarak tespit edilir. Sonra, her gidilen evin sahibine, mesela bir çeyrek altın hediye edilir. Böyle hediyeleşme usulü ile yapılırsa, caiz olur. Denilebilir ki, bizim niyetimiz hediyeleşmek değil, tasarruf etmektir. Evet, niyet tasarruf olsa da, hediyede, alışverişte, nikahta söze itibar edilir, niyet geçersizdir. Niyeti ne olursa olsun, bunu sana hediye ettim der de, öteki kabul ederse, hediye sahih olur.


İşlem masrafı
Banka, müşterilerine, borç para da veriyor, ancak belli bir miktar işlem masrafı alıyor. Bu şekilde borç almak caiz midir?

İşlem masrafı diyorsa mahzuru olmaz. Faiz diyorsa caiz olmaz, çünkü dinde, böyle işlerde söze bakılır, niyete bakılmaz. Niyete bakılan yerlerde de söze bakılmaz. Söz ve niyetin yerleri değişiktir.

Bankada çalışmak
Sual: Bankada çalışanın aldığı maaş helal midir?

Evet, haram helal karışık işler yapanın verdiği maaşı, hediyeyi almak helaldir.

Faizli alışverişlere örnekler

Alışverişte faiz, genelde ağırlık veya hacimle ölçülen bir cinsten olan malların birbirleriyle takas edilmelerinde oluyor. Faiz olan ve olmayan alışverişlere bazı örnekler verelim:
Faiz olur: Bir teneke buğdayı, bir teneke buğdaya veresiye satmak faiz olur. Buğdaylardan birinin kaliteli, ötekinin kalitesiz olması fark etmez. Biri bir tenekeden az veya fazla olursa peşin satmak da faiz olur.

Faiz olmaz: İki şarttan biri bulunup biri bulunmazsa, farklı miktarda peşin satmak caiz olup, eşit miktarda olsalar da, veresiye satmak yine faiz olur. Bir teneke buğdayı, iki teneke arpaya peşin satmak caiz olur. Beş yumurtayı altı yumurtaya peşin satmak caiz olur. Para bozdurmak, mesela 100 lira verip iki 50 lira almak caiz olur.

Faiz olur: Beş metre basmayı, beş metre basmaya veresiye satmak faiz olur. Üç yumurtayı, veresiye üç yumurtaya satmak da faiz olur. Bozdurmak için 100 lira verilse, bozan kimse de, 50 lirasını şimdi verse, diğer 50 lirasını veresiye verse faiz olur.

Faiz olmaz: Yarım altın verip, yarım altın ağırlığında iki çeyrek verilse satış caiz olur. Altın ve gümüş, ağırlıkla ölçülür. Basılı altın liraların ağırlığı belli olduğu için, bunları sayı ile de kullanmak caiz olur. Ancak kullanırken, ağırlıklarını düşünmek gerekir.

Faiz olur: 5 gram 18 ayar altını, 4 gram 22 ayar altına satmak faiz olur.

Faiz olmaz: Kâğıt parayla altını, peşin de, veresiye de, satın almak faiz olmaz.

Faiz olur: Altın ve gümüşü, ayrılmadan önce almak ve vermek şarttır. Yani birbirinin eline vermek gerekir. Ayrıldıktan bir iki dakika sonra verse, satış sahih olmaz.

Faiz olmaz: (Bu bir teneke buğdayı, bir teneke tohumluk buğdaya sattım. Bu bir teneke buğdayı, bir teneke taze arpaya sattım) diyerek sözleşmek caiz olur. Fakat sözleşme yerinden ayrılmadan, tohumluk buğdayı veya taze arpayı teslim almak gerekir.

Faiz olur: Altın ve gümüşten başka madenlerde, sanat, işçilik farkı olabilir. Bir bakır semaveri, daha ağır bakır semaver karşılığı satmak caiz olur. Çünkü altından ve gümüşten başka madenler, üzerinde işleme yapıldığından, sanat yönüyle, ağırlık ölçüsünden çıkıp, tane ile veya götürü usulüyle satılabilir. Fakat bunları ağırlıkla satmak âdet olan yerlerde, ağırlık farkı yine faiz olur.

Faiz olmaz: Eski bakırı, yeni bakırla aynı ağırlıkta ve peşin değişmek caiz olur. Yeni bakır hafifse, bununla az miktar başka mal veya para da, peşin verilince caiz olur, faiz olmaz.

Faiz olur: Buğdayı buğdaya peşin satarken, birinin hacmi fazla olursa faiz olur. Hacimleri eşit, fakat biri veresiye ise yine faiz olur.

Faiz olmaz: Arpayı buğdaya satarken, hacimleri aynı olsa da veresiye satmak faiz olup, hacimleri farklı olsa da, her ikisi peşin caizdir.

Faiz olur: Ağırlıkları eşit, fakat biri veresiye ise, faiz olur. Ağırlık veya hacimleri eşit olmayan peşin satışta, faizden kurtulmak için, ağırlık veya hacmi az olan malın yanına, aynı cinsten olmayan, başka az bir şey de ilave edip, iki şey bir arada iken, pazarlıkla alınmalı. Böylece faiz olmasa da, ilave edilen şeyin kıymeti azsa, tahrimen mekruh olur.

Faiz olmaz: Birkaç kimse arasında müşterek olan, ölçek veya ağırlıkla ölçülen bir malı, ölçmeden paylaşmak faiz olur. Fakat, her biri diğerlerine bir defter, ikincisi bir mendil, kalem gibi şeyler de verip helâlleşilirse caiz olur. Vermeden helâlleşmekle caiz olmaz. Mesela üç kişinin on kilo kadar ortak buğdayları olsa, yaklaşık üçe bölseler faiz olur. Göz kararıyla böldükten sonra, birinci ortak ikinci ortağa bir kalem verse, ikinci ortak üçüncüye bir mendil verse caiz olur.

Faiz olur: Ağırlıkla ve kile ile ölçülen ve ölçülmeyen her şey, kendi cinsiyle veresiye satılınca, miktarı aynı olsa da faiz olur.

Faiz olmaz: Maddeleri veya kullanış yerleri aynı olmayan veya insanlar tarafından sıfatları değiştirilen şeyler, aynı cinsten değildir. Mesela elma sirkesi ile üzüm sirkesi, koyun etiyle sığır eti, buğdayla ekmek aynı cinsten değildir.

Faiz olur: Miktarları eşit olsa da, hacimle veya ağırlıkla ölçülen bir şeyi, kendi cinsi karşılığı, ölçmeden toptan satmak faiz olur. Çünkü böyle şeylerin satışında, söz kesilirken, ölçülerek, miktarlarının aynı olduğunu bilmek, alışverişin sahih olması için, şarttır.

Faiz olmaz: İmam-ı Muhammed’e göre, ekmeği taneyle ve ağırlıkla ödünç vermek faiz olmaz.

Faiz olur: Buğdayı, buğday ununa aynı hacimde de satmak faiz olur. Çünkü buğdaydan, aynı hacimde un hâsıl olmaz.

Faiz olmaz: Unu ve buğdayı, ekmeğe satmak faiz olmaz. Çünkü ekmek, başka cinsten olmuştur ve sayı ile ölçülür.

Faiz olur: Hacimle veya ağırlıkla ölçülen bir malı, ölçmeden ödünç vermek veya almak faiz olur. Ödünç verilen şey, hediye olarak verilirse, böyle bir tehlike olmaz.

Faiz olmaz: Susam, zeytin gibi yağ çıkarılan cisimler, kendi yağları karşılığı satıldığı zaman, yağ, cisimdeki yağ miktarından fazlaysa caizdir ve yağın aynı miktarı yağ karşılığı olup, fazlası posa karşılığı olur. Fazla değilse, az veya eşitse veya belli değilse faiz olur.

Faiz olur: Bir malı, on liraya satıp, müşteriye teslim ettikten sonra, parayı teslim almadan, malı müşteriden, dokuz liraya geri satın almak faiz olur. Parayı tamam alınca, satın alabilir. Bir malı sattıktan sonra, parasının hepsini tamam teslim almadan, o malla birlikte başka bir şeyi, aynı fiyatla geri satın almak faiz olur.

Faiz olmaz: İki kişinin kirada ortak bir evi olsa, kirasını her ay bölüşseler faiz olmaz. Fakat bir ay biri, diğer ay biri alsa faiz olur.

Faiz olur: İki kişinin ortak bir ineği olsa, sütü bir gün biri, bir gün diğeri sağsa faiz olur. Her gün çıkan sütü paylaşmaları gerekir. İki kişi, mesela bir otomobili, arabayı her biri kullanmak üzere, belli bir zaman için değişseler faiz olur.


14-Alacağı bağışlamak

Fakir birinde alacağım var. Ödeyemiyor. Almasam sadaka yerine geçer mi? Bağışlamanın dindeki yeri nedir?

Borçlu fakir ise hediyeniz sadaka olur. Alacağı bağışlamak çok sevaptır.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hiçbir himayenin bulunmadığı kıyamet gününde, Allahü teâlânın himayesine girmek isteyen, alacağını bağışlasın!) [Taberani]

(Alacağını bağışlayan, kıyamet günü Allahü teâlânın himayesindedir.) [Begavi]

15- Alışverişte yemin etmek

Doğru da olsa, alışveriş yaparken yemin etmemelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Malını, yemin ederek beğendirene kıyamette merhamet edilmeyecektir.) [Müslim]

(Alışverişte "Vallahi böyle, billahi öyle değildir" diye yemin edenlere ve sanatkârdan, "Yarın gel, öbür gün gel" diye sözünde durmayanlara yazıklar olsun!) [Deylemi]

(Yalan yemin ile mal çok satılsa da böyle kazancın bereketi olmaz.) [Buhari]

(Alıcı ile satıcı birbirine doğru söyleyip, nasihat edince, kazançları bereketli olur, malın kusurunu gizleyip, yalan söyledikleri zaman bu bereket kalkar.) [Buhari]

(Alışverişte çok yemin etmek, malın bereketini giderir.)[Müslim]

(Bir zaman gelecek ki, insanlar, yalnız malın, paranın gelmesini düşünüp, helalini, haramını düşünmeyeceklerdir.) [R. Nasıhin]

16-Bulunan şeyler

Yerde bulduğumuz bir şey bizim olur mu?

Bulunan şeylerle, selin, ırmağın getirdiği ve sokağa atılan şeylerin hükmü farklıdır.
Bulunan şeyler, genel olarak kıymetli şeylerdir. Sahibi onu atmamış, kaybetmiştir. Bulunup, sahibi bilinmeyen mala Lukata denir. Sahibine vereceğinden emin olanın, korumak için alması sünnettir. Orada kalınca zarar gelecekse, helak olacaksa alması farz olur. Varsa, iki şahit yanında "Arayan olursa bana gönderin" der. Kalabalık bir yerde tarif ederek sahibini arar.

Sahibi çıkıncaya veya durmakla bozuluncaya kadar saklarken helak olursa ödemez. Sahibi çıkmayacağını veya bozulacağını anlarsa, artık aramaz. Bulan zenginse, bir fakire sadaka olarak verir. Yahut fakir olan ana-babasına, evladına veya hanımına bu malları sadaka olarak verir. Bulan fakirse, kendi de kullanabilir. Sahibi sonradan çıkarsa, bunları kendi öder veya alan fakire ödettirir.

Selin getirdiği meyve, ağaç ve dallar ise bundan farklıdır. Irmağın, selin getirdiği tahta parçalarını, ağaçları, dalları, meyveleri, zengin de olsa herkesin alması, toplaması caiz olur.

Bulunan bir parayı almak zengine haram oluyor da fakire niçin helal? Haram zengine de fakire de haram değil mi?

Dinimizin hükmü böyledir. Niçin böyle hüküm konulmuş denemez. Zekât fakirin hakkıdır. Zengin, zekâtını başka zengine verse kabul olmaz. Zenginin veya bir günlük yiyeceği olan fakirin dilenmesi haramdır. Zekât fakirin hakkı olduğu gibi, bulunan para da sahibi bilinmiyorsa fakirin hakkıdır. İçine haram karışmış helal parayı hediye olarak herhangi bir kimseye vermek caizdir. Hepsi haram olan parayı hiç kimsenin alması caiz değildir. Bir kimse, haram bir parayı fakire verse, fakir de haram olduğunu bilmese, günahı fakire olmaz.

Fakirse giyebilir
Çalınan ayakkabı yerine bazen eski ayakkabı bırakılıyor. Ayakkabısı çalınan kimse fakirse, orada bulduğu ayakkabıyı giyebilir mi?

Fakir ise giyebilir.

Atılan mal
Çöpe veya sokağa atılan, az çok değerli bir mal, bulunmuş mal hükmünde midir? Herkes kullanabilir mi?

Bunlar, bulunmuş mal hükmünde değildir. O, atılmış maldır. Atılan malı, zengin fakir, herkes alıp kullanabilir. Bulunan malı ise, fakire vermek gerekir.

Selin getirdiği mallar
Selin getirdiği malları herkesin alması caiz midir? Kimilerinin hangi firmaya ait olduğu, üstlerinde yazılı oluyor. Firma sahipleri gelip mallarını isteyince vermek gerekir mi?

Selin getirdiği tahta parçalarını, ağaçları, dalları, meyveleri, zengin de olsa herkesin alması caiz olur, fakat firma sahiplerinin isimleri yazılı mallar, kaybedilmiş mal hükmündedir. Sahipleri gelince, kendilerine vermek gerekir. Eğer almayıp bırakırlarsa sokağa atılmış mal gibi olur, herkes alabilir.

Başak toplamak
Tarladan veya ağaçlardan mahsulü topladıktan sonra, alınmayıp tek tük geriye kalan başak veya meyveleri, başkasının toplaması günah olur mu?

Bırakılmış, alınmamış veya atılmış şeyleri almak günah olmaz




17-Borcu inkâr

Bir bakkala borcum vardı. Ödedim. Bakkal bir müddet sonra borcumu ödememi söyledi. "Ödeseydin borcunu silerdim" dedi. Ben verdim diye yemin ettim, o da vermedin diye yemin etti. Hangimizin yeminine itibar edilir?

İki şahit yanında ödemeliydiniz. Yahut varsa senedi geri almalıydınız. Veyahut borcunuzu gözünüzün önünde sildirmeniz gerekirdi. Bunların hiçbirini yapmadığınıza göre, borcunuzu tekrar ödemeniz gerekir. Satıcının yemini muteber olur. (Hidaye)
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Alıcı ile satıcı ihtilaf edince, şahit yoksa, satıcının sözüne itibar edilir.) [Ebu Davud]

(Şahit dava edene, yemin, inkâr edene düşer.) [Darekutni]

18-Borçluya mühlet vermek

Borcunu ödeyemeyene, mühlet vermek gerekir mi?

Borcunu gerçekten ödeyemeyenlere mühlet vermek farzdır, çok sevabdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kıyamet gününün dehşetinden kurtulmak ve Allahü teâlânın himayesine sığınmak isteyen, darda kalan borçluya mühlet versin!) [Taberani]

(Darda olanı feraha kavuşturan veya böyle bir kimsenin borcunu ödeyeni, Allahü teâlâ kıyamet gününün dehşet, korku ve sıkıntılarından kurtarır.) [Müslim]

(Fakir borçluya, borcunu ödemesi için kolaylık gösterene, her gün o borç miktarı kadar sadaka sevabı yazılır.) [İ.Ahmed]

(Bir kimse, borcunu ödeyebileceği vakte kadar fakire mühlet verse, günahlarından tevbe etmesi için Allahü teâlâ da ona mühlet verir.) [Taberani]

(Musibetten kurtulmak, istediğine kavuşmak ve Arşın gölgesine sığınmak isteyen, eli darda olanın borcunun vâdesini uzatsın veya o borcu bağışlasın!) [Abdürrezzak]

(Kıyamette günahı çok bir müslümanı hesaba çekerler. O kimse de (Benim hiç iyiliğim yoktur. Sadece çırağıma, "Fakir olan borçluları sıkıştırma, ne zaman ellerine geçerse, o zaman vermelerini söyle, bir şey isterlerse yine ver, boş çevirme!" diye söylerdim) der. Allahü teâlâ da, o kimseyi affederek buyurur ki: (Ey kulum, bugün sen fakir, muhtaçsın. Sen dünyada benim kullarıma acıdığın gibi, bugün biz de sana acırız.) [Buhari]

Bazı kimselerde alacağım var. Verecek güçleri yok. Vermeleri için sıkıştırsam günah olur mu?

Evet, borcunu veremeyen fakirleri sıkıştırmak haramdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kıyamet gününün sıkıntılarından kurtulmak isteyen, eli darda olana, alacağını tehir etsin veya bağışlasın!) [Müslim]

(Bir müslümana Allah rızası için ödünç verene, her gün için sadaka sevabı verilir. Fakirden alacağını çabuk istemeyene, her gün için malın hepsini sadaka vermiş gibi sevap verilir.) [Hakim]

(Kim, fakirdeki alacağını tehir eder veya bağışlarsa, Allahü teâlâ da, kıyamet günü onu kendi himayesine alır.) [Taberani]
19-Mühayee ne demektir?

(Ev, tarla, zamanla veya mekânla mühayee olunur) ne demektir?

Mühayee, mülkiyeti ortak olan bir malın getirilerinin ortaklar arasında bölüşülmesi demektir. Bunlar yani ev, tarla, hacimle ölçülmediği veya tartılmadıkları için kendilerinden farklı bir şekilde faydalanmak faiz olmaz demektir. Birkaç örnek verelim:
1- İki kişinin, farklı değerlerde ortak iki evi olsa, uyuşurlarsa, iyi evde birinin, kötü evde ötekinin oturması caizdir.

2- Biri diğerinden kıymetli olsa da, ortak oldukları evde ortağın birinin oturması, diğerinin tarlayı ekmesi caizdir.

3- Ortak tek ev olsa, bir yıl birinin, öteki yıl diğerinin oturması caizdir. Tarla da bunun gibidir, bir yıl birinin, öteki yıl diğerinin ekmesi caizdir.

 

YORUM YAZ




Son Eklenen Yazılar

Mübârek zemzem suyu

  SOHBET...................... MÜBÂREK ZEMZEM SUYU Türkiye Takvimi - 17 Mayıs 2019 Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarına göre; dünyanın en sağlıklı sula...

Ramazan muhabbet ayıdır

... Bir hadîs-i şerîfte, “Ramazân ayında, özürsüz olarak, bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazândaki o bir günkü sevâba kavuşam...

Seâdet-i Ebediyye

  SOHBET.................................... SEÂDETİ EBEDİYYE Türkiye Takvimi - 10 Mayıs 2019 Tam İlmihâl Seâdeti Ebediyye kitabı, ciltli ve 1248 sayfa o...

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı