Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

SOYAĞACI FURYASI

Prof.Dr.Ekrem Buğra Ekinci

Tarih: 2018-02-19 / Hit: 351

Arşivden soyunu öğrenmek kolay değildir. Horasan’dan kalkmış bir aile, asırlarca Bitlis’te yaşamış; sonra Bosna’ya yerleşmiş; nihayet Bursa’ya göçmüş. Kim, hangi soyağacını tutacak?
 
 
e-Devletin usul-füru (altsoy-üstsoy) aplikasyonunun faaliyetegirmesi üzerine, milyonlarca kişi soyunu öğrenmek üzere birbiriyle yarıştı. Çokları da öğrendiklerindenmemnunolmadı. Nitekim bu bir soyağacı (şecere) değil, anne ve ninelerin de gösterildiği tafsilatlınüfus kayıt suretidir.
Yıllar evvel halkla münasebetler mütehassısıBetül Mardinbir konferansında, globalleşmeye karşı kendisini korumak isteyenlerin, soylarına alaka duyacağını söylemiş;“şimdiden soyunuzu öğrenmeye çalışın”tavsiyesinde bulunmuştu. Vaktiyle soyunu araştıranlardelilikle itham olunur; ucunda miras yoksa, bu gibi işlere fuzuli gözüyle bakılırdı. Gelin görün ki refah arttıkça, milletin karnı doydukça, bu gibifantezilererağbet arttı.
 
Ya paşa, ya ağa
 
Cenâb-ı Peygamber aleyhisselâm,“Akrabalarınıza sıla-i rahm yapacak kadar soyunuzu öğreniniz. Zira sıla-i rahm, yani akrabasını arayıp sormak, görüşmek, yardımına koşmak, ailede sevgi, malda bolluk ve ömürde uzunluk demektir”buyurmuştur (Tirmizî).
Soyunu aramak, övünmek için olmamalıdır. Rahmetli büyük amcam, soyunu merak eden bir gence, şöyle demişti:“Oğlum, sen kötüysen, deden iyi olsa ne fayda! Sen iyiysen, deden kötü de olsa, torunu dedesinin yüzünü ak etti derler.”Son zamanlarda antikacılardan bulduğu bir resmi duvara asıp, paşa dedesi diye tanıtanlar çıkıyor. Zaten her nasılsa, herkesin dedesi, şehirde ise “paşa”, köyde ise “ağa”dır. Ama Haleb oradaysa arşın da buradadır.
Tek başınadede ve ninesinin isminiöğrenmek ne ifade eder? Nasıl biriymiş; nerede yaşamış, ne yapmış, bilmedikten sonra… Soyağacını aramak, akrabasını bulmak için olsa bir mana ifade eder. Gerçi bu zamanda, olmadık birininakraba çıkıpbaşa belagetirmek ihtimali de yok değildir.
 
Can derdindeki insan
 
Avrupa’da insanların soyunu öğrenmesi daha kolaydır. Ziraaristokrasivefeodalitegibi müesseseler, buna imkân veriyor. Hristiyanlığa giriş vaftizle olduğu için, en küçük köy kiliselerinde bilevaftiz kayıtları, fazla göç de yaşanmadığı için, bir Avrupa köylüsünün 700 sene evvel yaşamış atasını bulmasına yardımcı oluyor.
Bizde, atası tımarlı sipahi gibi birmemuriyette bulunmamış veyaaile vakfıkurmamış ise, bir kimsenin soyunu asırlar öncesine uzatması mümkün değildir. Böyle ise, resmî arşivlerden bir şeyler çıkmak ihtimali vardır. Çok az bazı aileler soya ehemmiyet vermiş, kendileri hususişecerenâmetutmuşlar; nesilden nesile ilavelerle bugüne getirmişlerdir. Memleketin dörtte biri muhacir olduğuna göre, sınırlar haricinde kalan vesika ve akrabalara ulaşmak daha da zorlaşır.
Şark’ta nüfus kayıtlarıvergiveaskerlikmaksatlıdır. Sadece erkekler yazılır. Evvelce lakap vardı. 1934’te uydurma soy isimlerle bu lakaplar da değiştirildi ve unutuldu. Aristokrasi, feodalite ve esas itibariyletoprak mülkiyetide olmadığı için, nüfus çok seyyardır. Bugün yaşadığı şehir veya köyde200 yıldanfazladır oturan aile yok gibidir. Horasan’dan kalkmış bir aile, Bitlis’te yaşamış; sonra Bosna’ya yerleşmiş; nihayet Bursa’ya göçmüş. Kim, hangi şecereyi tutacak? Can derdindeki insan için, aile tarihi biraz fantezidir.
 
150 yaşındaki dede
 
İlkmodern nüfus sayımı1830’larda yapıldı. Sadece erkek nüfus sayılmıştır. Başbakanlık arşivindeki bu defterleri, nedense devlet açmıyor. 1887 tarihli nüfus kütükleri, bugüne bölük pörçük intikal etmiştir. Şimdi câri nüfus kayıtları, 1905; yangın, işgal vs. görmüş yerlerde 1925 tarihlidir. Bir kimse, e-Devlet hizmetiyle açılan bu sicillerden o tarihte yaşayan dedesinin baba adını öğrenebilir. Bu kişiuzun ömürlüise, soyunu 1820’lere kadar götürebilir. Temettüat ve kefalet defterleri de son asra aittir.
Bu sicilleri, yeni yazıya çevirirken ciddiokuma yanlışlarıyapılmıştır. Mesela Mekki ismi Güllü diye okunmuştur. Çoğununölüm kaydıişlenmemiştir. 150 yaşında kişiler gözükmesi bundandır. Hayatta kullanılan isim ile kütükteki isim aynı olmayabilir. Rumî tarihler miladiye tahvil edildiğinden, yıllar bir sene oynayabilir. Zaten kimsenin zamanındakütüğeyazılmadığı bir memlekette, bunların ne kadar hakikati aksettirdiği de şüphelidir.
Bu kütüklerden soyumuz nereden gelmiş, hangi ırktanız,hangi Oğuz boyundanızgibi suallere cevap aramak beyhudedir. Hele kendisini bir ırka mensup zannederken, bambaşka bir sürprizle karşılaşmak ihtimali de vardır. Kimse kendisine şöyle veya böyle bir soyu yakıştırmıyor. İslâmiyetırkadeğil, ahlâk ve takvâya ehemmiyet verdiği için, Osmanlılar, bir imparatorluğa yakışır şekilde, her ırk mensubu teb’asına fırsat eşitliği temin etmiş; aynı şefkat ve merhametle yaklaşmıştır. Yeniçerisinden, savaş esirine; Arnavut’tan Çerkez’e, farklı ırklar, İslâmiyet potası içinde erimiş,bir millet hâsılolmuştur.
 
 
Medet umma!
 
Soyunu öğrenmek isteyenler, arşivlerden fazlamedetummamalıdır. Evvela fırsat elden kaçmadan aileyaşlılarını konuşturmalıdır. Yıllarca süren harbler, esaretler, âfetler, hicretler bir nesli yok etmiştir. Bilecek ve anlatacak insan bulmak da zorlaşmıştır. Amabir şeyin hepsi ele geçmezse, tamamı da terk edilmezsözü meşhurdur. Dinlemek, dinlediğini anlamak ve bunu kayda geçirmek mühim bir meziyettir.
Eğer kaldırılıp yeri park veya gazino yapılmamışsa,mezar taşlarını bulup okumalıdır. Bizde yazılı vesika an’anesi zayıftır. Hele hâtıralarını yazan, yok denecek kadar azdır. Dünyaya nizam vermişkoca padişahlarbile hayatlarını kayda değer görmemişlerdir. Yine de varsaaile evrakı, günlükler, mektuplar, fotoğraflar, tapular, senedler, mahkeme ilamları ehline çok şey anlatır. Memleketin öbür ucunda, hatta İşkodra’da veya Şam’da bir akrabanızın çıkma ihtimali vardır.
Harf velisan değişikliğibu işleri de çok zorlaştırmıştır. Dedesinin mezar taşını, hele mektuplarını okuyacak babayiğit pek kalmamıştır. Bu sebeple soyağacı tedkikatı ancak Osmanlıca okuyabilen ve bilgili kimselerin yardımıyla yapılabilir. Her vesikayı da herkes okuyamaz. Klasik arşiv vesikaları divânî, tapu defterleri siyakat denilenşifre yazısıile yazılmıştır. Üstelik şehir ve köylerin isimlerinin değiştirilmesi de, ipucu bulmak ihtimalini zayıflatır.
Bu e-Devlet aplikasyonuyla başlayan furya da bir gün söner. Çoğueli boşhüsrana uğrar. Ama insanlarınmaziye alâkaduymasının sevindirici bir şey olması bir tarafa, sosyal tarihle bir irtibat kurmaya da vesile teşkil edebilir.
Bu mevzuda fazla malumat için benim şu makaleme bakınız:Soyağacı (şecere) nasıl hazırlanır?www.ekrembugraekinci.com

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

SONUN BAŞLANGICI: SURİYE BOZGUNUNUN HİKÂYESİ

Filistin-Suriye cephesinin çözülüşü ve Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasının üzerinden tam yüz sene geçti. Burada cereyan eden hâdiselerin içyüzü bugün bile iyi bil...

RODOS VE 12 ADA NASIL ELDEN ÇIKTI?

Rodos’un merkezi olduğu ve 4 asır Osmanlı hâkimiyetinde kalan 12 Ada’nın, Lozan ile elden çıktığını söylemek hiç de ‘cahilce’ bir söz değildir...   Anadolu’...

BÜYÜK HARP BİTELİ 100 SENE OLDU

914 sonbaharında harbe giden gençler, Noel’de evde olmayı umuyorlardı. Ne çare; harp4 sene sürdü. Çoğu, evini bir daha göremedi...   Avusturya Veliahdi'nin,...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı