Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

KARADENİZ ile HAZAR DENİZİ ARASINA OSMANLI KANALI

Prof.Dr.Ekrem Buğra Ekinci

Tarih: 2018-03-12 / Hit: 344

Osmanlılar, Karadeniz ve Hazar Denizi’ni bir kanal açarak birleştirmeye teşebbüs etmişti. Böylece Rusya’nın ilerleyişi durdurulacaktı. İşte XV. asrın bu muazzam projesinin hikâyesi…
 
Seneler evvel Taşkent’te Emîr Timur heykelini görünce, Ruslar, hem de Sovyetler bunanasıl göz yummuşlardemiştim. Sonradan Rusya’nın doğuşunda Emîr Timur’un rolünü öğrenince, sebebini anladım.
 
XV. asır başında bugünki Rus ve Ukrayna topraklarında Cengiz soyundan, ama Türkleşmiş MüslümanAltınordu Devletihüküm sürüyordu. Bunun hâkimiyetinde de küçücük Moskova ve Kiev prenslikleri vardı. Bütün dünyaya hâkim olmak ihtirâsındaki Timur’un birtakım hissîsebeplerle 1391 ve 1395 senelerinde Altınordu Devleti’ne indirdiğidarbelerneticesinde, bu büyük hanlık yıkıldı. Bununla kalmadı; tarihçi Peçevî’nin de dert yandığı üzere, Harzem’den Kırım’a kadar olan mıntıkada yaşayan Türk ve Tatar kabilelerini kırıp kaçırdı. [Tatar, Kıpçak Türklerine verilen isimdir.]
 
Türk tarihinin en büyük felâketlerinden biri olan bu hâdiseler üzerine, Osmanlıların Deşti Kıpçak Hanlığı dediği Altınordu toprakları üzerindeküçük ve ehemmiyetsizKazan, Kasım, Sibir, Ejderhan (Astırhan) ve Kırım Hanlıkları kuruldu. Moskova ve Kiev prenslikleri bu vaziyetten istifade etti. Böylece Fransa İmparatoru Napoléon’un Ren Konfederasyonu’nu teşkil ederek Birleşik Almanya’ya yol açtığı gibi;Rusya’nın teşekkülünde en mühim rolüTimur’un oynadığını meşhur tarihçiler söyler.
 
 
Emîr Timur'un Taşkent'teki heykeli
 
Don-Volga Kanal haritası
 
Ya vaftiz ya ölüm!
 
İşte Moskova Prensi Büyük İvan, bu zeminden istifade etti. Bir Bizans Prensesi ile evlendiği için kendisini Bizans vârisi gördü;çift başlı Bizans kartalını sahiplendi. Altınordu’danmedeniyet dersialırken; bir yandan da bu hanlıklarla mücadeleye girişti.
 
Korkunç İvandiye bilinen IV. İvan ise 1546’da kendisini Rusya Çarı (imparator) ilan etti. 1552’de Kazan ve 1557’de Ejderhan Hanlıklarını yutup, Hazar Denizi’ne dayandı. 1656’daSibir ve 1681’de de Kasım Hanlığı düştü. Artık Rusların Sibirya ve Orta Asya’ya ilerlemesinin önündeengelkalmadı. Bu tehlikeyi evvelden sezen Kırım Hanlığı, Osmanlı himayesine girerek kurtuldu ve varlığını 1783’e kadar devam ettirdi.
 
Binlerce Tatar yaöldürüldü; ya dakaçmakmecburiyetinde kaldı. Zorla vaftiz edilen Tatar asilzâdeleri, Rusya’nın büyüklüğünü hazırlayan mühim işler yaptılar. Napoléon’u yenen GeneralKutuzov, romancıGogolveTurgenyev, bestekârRimsky KorsakovveRahmaninov, çarın eniştesi ve Rasputin’i öldüren PrensFelix Yusupov, baletRudolf Nureyevbunların en meşhurlarıdır. Rusya’nın hukuk, vergi, posta ve ordu sistemi, hep Altınordu tesiri altında inkişaf etti. Geçenlerde Putin’in dile getirdiği Rus atasözü şöyle der:“Hangi Rus’u kazısan, altından Tatar çıkar.”
 
Osmanlılar, bu vahâmetesessizkalamadılar;müthiş bir projeye teşebbüs ettiler. Sultan II. Selim, Don ve Volga nehirleri arasında bir kanal açarak, Karadeniz ile Hazar Denizi’ni birleştirmek istedi. Böylece Ejderhan Hanlığı kurtarılacak; Kırım Hanlığı tehditlerden korunacak; Kafkasya ve Türkistan hem Rus, hem de İran tecâvüzünden mahfuz kalacaktı. Rivayete göre bu işi ilkSultan Kanunidüşünmüş; ama sıra gelmemişti.
 
Sultan II. Selim
 
Soğuğun gücü
 
Sokullu Mehmed Paşa’nın sadâret zamanına tesadüf eden bu iş,Defterdar Kâsım Paşa’ya havâle edildi. Mıntıkaya hemen mühendisler yollandı. Don ile Volga arasındaki en kısa mesafe, bugünkiVolgagrad(Çariçin, Stalingrad) şehri karşısında 6 deniz mili ölçüldü. Ağustos 1569’da 8000 yeniçeri, 20 bin tımarlı sipahi, 3000 amele gitti. Kırım Hanı, 30 bin süvari ve bir o kadar da amele yolladı. Bir yandanEjderhankuşatıldı; bir yandan kanal hafriyatına başlandı. Korkunç İvan, Prens Serebranov kumandasında 15 bin kişilik bir kuvvet gönderip, hafriyata hücum ettirdi ise de püskürtüldü.
Ortada daha erzak ve maişet endişesi yokken, amele arasında,“Buranın kışı üç ay evvel gelir; dokuz ay sürer. Herkesin eli ayağı donar; soğuktan taşlar bile çatlar. Yazın da geceler üç saat sürdüğünden, yatsı ile sabah namazı arasında uyku zamanı kalmaz”dedikodusu yayıldı. Bunu, kanal bitince, mıntıkadaki Osmanlı hâkimiyetinin güçlenmesiyle, kendi kısmî istiklallerinin tamamen ortadan kalkacağından korkan bazı Kırımlıların yaydığı hakkında bir rivayet vardır.
 
Kuşatmayı baştan lüzumsuz bulan Kırım HanıDevlet Giray, çözülmeyi engelleyecek destek ve dirâyeti gösteremedi. Zira serdarlığın kendisine verilmesini umuyordu; Kâsım Paşa gibi askerlikten yetişmemiş bir bürokratın otoritesini tanımayı reddetti. İşi, böyle kıdemsiz birine havâle etmek,Sokullu’nun hatasıolarak gösterilir.
 
Kuşatmanın ağustos gibi geç bir tarihte başlaması hataydı. Bir yandandüşman korkusu, bir yandan budedikodularaskerin maneviyatını bozdu. Bu sırada fırtına ve yağmurlar başladı. 15-20 gün süren Ejderhan kuşatması 20 Eylül’de kaldırıldı.Askerler, nakli mümkün olmayan cephaneyi toprağa gömerek geri çekildi. Amele isekazma küreğigömmeye bile bırakmayıp savuştular.
 
Korkunç İvan
 
Kıssadan hisse
 
Böylece üç ay kadar kazılıp; kanalın üçte biri bitmişken, proje akim kaldı. O kadar emek, masraf levâzım ve askerhederolup gitti. Sultan Kanuni’den, Sultan II. Selim’e intikal eden buumumî ve millî fikir, Türklük ve Müslümanlığın istikbalini değiştirebilecek kadar parlak buideal, imkânsızlık ve biraz da sahipsizlik sebebiyle çöktü.
İşi yakından takip eden ve neticeye fevkalâde müteessir olan padişah, hesabı damadı Sokullu’dan sordu; onu,“Cümle masraflar ve zâyiat görülüp, senden tazmin olunmalıdır”diye azarlayacak kadar hiddetlendi.
 
Projeden çok korkan Korkunç İvan, rahatladı. Gerçi hâlâ Kırım Hanı’nın tehdidi altındaydı; hatta 4 ay sonra bile Kırım birlikleri Moskova’ya akın tertiplemişti. AmaOsmanlı tehlikesibertaraf edilmişti. Yemen meselesinin ehemmiyet kazanması üzerine, Kanal Projesi rafa kaldırılmış; bir daha ele alınamamıştır. Ruslar bu projeyi,4 asır sonra1952’de tamamlayabildiler.
 
Bazı Osmanlı müverrihleri ve ezcümle cumhuriyet devrinin milliyetçi tarihçileri, biraz da şuur altındakidevşirme düşmanlığısâikiyle, bu işten Sokullu Mehmed Paşa’yı mesul tutarlar. Kâtib Çelebi bu hâdise hakkında der ki: “Kıssadan hisse budur ki, küçük adamla büyük işe girişmek caiz değildir. İşin başında münasipbiri olmalıdır. Bu işe bir padişah zamanında girişirse uhdesinden gelebilir.Bu gibi işler gayretli padişah işidir.Vezirlerin ve kumandanların işi değildir.”
Akim kalsa bile bu proje, Osmanlı Devleti’nin o zamanki gücü ve vizyonunu göstermek cihetiyle ehemmiyet taşır...
 

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

SONUN BAŞLANGICI: SURİYE BOZGUNUNUN HİKÂYESİ

Filistin-Suriye cephesinin çözülüşü ve Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasının üzerinden tam yüz sene geçti. Burada cereyan eden hâdiselerin içyüzü bugün bile iyi bil...

RODOS VE 12 ADA NASIL ELDEN ÇIKTI?

Rodos’un merkezi olduğu ve 4 asır Osmanlı hâkimiyetinde kalan 12 Ada’nın, Lozan ile elden çıktığını söylemek hiç de ‘cahilce’ bir söz değildir...   Anadolu’...

BÜYÜK HARP BİTELİ 100 SENE OLDU

914 sonbaharında harbe giden gençler, Noel’de evde olmayı umuyorlardı. Ne çare; harp4 sene sürdü. Çoğu, evini bir daha göremedi...   Avusturya Veliahdi'nin,...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı