Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

ŞAM YANGININDA BİR OSMANLI HÂNEDAN REİSİ

Prof.Dr.Ekrem Buğra Ekinci

Tarih: 2018-09-17 / Hit: 134

Osmanlı hânedanının şu andaki reisi, Sultan Abdülhamid’in torunu 88 yaşındaki Dündar Efendi, Şam’da tek başına hayat mücadelesi vermektedir.
 
Saltanat ve halifelik kaldırıldıktan sonra Osmanlı hânedanınınen yaşlı şehzâdesine, Avrupa monarşi ananesine uygun olarak hânedan reisi deniyor. Hâlihâzırdaki hânedan reisi, Sultan Abdülhamid’in torunu88 yaşındaki Dündar Efendi, ateş içindeki Şam’da yaşıyor.
 
Uygur Sultanı Şehzâde
 
Saltanat ve halifelik kaldırılıp, 1924 senesinde Osmanlı hanedanının yedisinden yetmişinesınır dışıedildiğinde, Sultan Abdülhamid’in büyük oğlu Selim Efendi, memleketine yakın diye Haleb’e yerleşmişti. Fakat Ankara hükûmeti, bundan rahatsız olup o zaman Suriye’yi elinde tutan Fransa’ya birnotaverince, ŞehzâdeHaleb’den çıkmak zorunda kaldı ve Beyrut’a yerleşti. Burada halkın çok hürmet ettiği Selim Efendi,sıkıntılariçinde yaşadı ve 1937 senesinde vefat etti.
Selim Efendi’nin yegâne oğlu Abdülkerim Efendi, sürgüne gönderildiğinde18 yaşında bir zâbit namzediydi. Çok sevimli, sosyal bir şahsiyet olan Abdülkerim Efendi, tarihte benzerine az rastlanır bir cesaret göstererek, kendisinifelâketesürükleyecek bir maceranın içine girdi.
Saltanatın kaldırılmasından sonra bazı şehzâdelerin,yeni teşekkül edecekMüslüman devletlerinbaşına geçirilmesi projelerine rastlanır. Bunlardan en enteresan ve bir o kadar dahazinolanı Şehzâde Abdülkerim Efendi’nin başına gelendir.
Çin’i işgal eden Japonlar, kendisiniUygur hükümdarıyapmayı vadettiler. Bu sebeple Japonya’ya giden şehzâde işlerin rast gitmemesi sebebiyleyarı yoldabırakıldı. Bunun üzerine Şarkî Türkistan’a gelerek yerli halkı teşkilatlandırmaya girişti. Ancak kendi imkânlarıyla kurduğuderme çatma birliklerÇinliler karşısında yenilince canını zor kurtararaksiyasî mültecisıfatıyla 1935’te Amerika’ya gelebildi. New York’ta bir otel odasında ölü bulundu.İntihar süsüverilen cinâyetin, Japonya projesinden rahatsızlık duyanÇin veya Rusya’nın ajanlarıtarafından işlendiği tahmin edilmektedir. [Bunu daha evvelki bir yazımızda anlatmıştık.]
 
İstenmeyen evlilik
 
Abdülkerim Efendi, ailesindenbir sultan ileevlenmek istemişse de, mümkün olmadı. Bunun üzerine Beyrut’ta komşusu olanMarunibir kıza âşık olup, babası razı gelmediği için Haleb’e giderek orada evlendi. Burada dedesinin yakınlarından Şeyh Ebulhüdâ es-Sayyâdî’nin ailesinden olan nakîbüleşraf nikâhlarını kıydı. Bir müddet burada kaldıktan sonraŞam’agelip yerleşti. Müslüman olarak Nimet adını alan bu hanım, Türkçe; Abdülkerim Efendi de Arapça bilmediği için, genç evliler aralarındaFransızcakonuşurlardı.
Eski zaman adamlarının ekserisi gibiciddi ve prensiplibir zât olan Selim Efendi bu evlilik sebebiyle oğlu ile bütün münasebetlerini kesti. Torunları Dündar ve Harun Efendileri bile görmedi. Babalarının müessif vefatı üzerine, dederikkategeldi. Torunlarını kabul etti; ancak kısa bir zaman sonra yüreğini dağlayanevlad acısıyüzünden, o da vefat etti. İki genç şehzâde, dedelerinin Câmiü’l-Emevî’dekitantanalı cenazemerasimine iştirak ettiler.
 
Tetikte bir hayat
 
Biri 7, diğeri 5 yaşındaki iki çocuk,genç ve çaresizbir annenin ümidine kaldılar. Genç yaşta dul kalan Nimet Hanım kendisine yapılan evlilik tekliflerini hep geri çevirdi.“Ben bir Prens'le evlendim. Göreceğimi gördüm. Artık evlenmem”derdi. Muhâcirîn semtinde bir kira evinde yaşadılar.
Nimet Hanım, çokdirayetlibir hanımdı. Dinine fevkalade bağlıydı, peçesini indirmeden sokağa çıkmazdı. Oğullarının bir Osmanlı şehzâdesi haysiyetiyle yetişmesi için gayret etti; buşuuruonlara aşılamaya çalıştı. Bu sebeple hem dinlerini iyi öğrenmelerini, hem de Türkçeyi güzel konuşmalarını temine uğraştı. Zevcinin şâibeli vefatından sonra, çocukları hakkında devamlı tetikte yaşadı. Öyle ki kapıyı hep arkadan kilitler; eli altındasilah ve bekçi düdüğübulundururdu. Fazla kimseyle de görüşmez, kapıyı, pencereyi açtırmazdı.
 
“Siz şehzâdesiniz!”
 
Nasıl geçindiler? Abdülkerim Efendi’nin sadık dostlarından eski bir Osmanlı zâbiti olan GürcüNizameddin Bey, devamlı aileye yardım etti. Eski devir adamı olduğu için memleketine dönmemiş; hayatını bu aileyehizmeteadamıştı. Hububat ofisinde muhasebecilik yapar, bekâr olduğu için eline geçen 500 liranın 400’ünü aileye verirdi.
Ana dili Türkçe olmayan genç şehzâdelereTürkçeöğretti. İstikbali düşünerek, Suriye vakıflarından aileye cüz’i bir maaş bağlattı. Gençlere devamlı “siz şehzâdesiniz, şöyle yapmayınız, böyle yapmayınız” diye ikaz eder,dost ve düşmanıonlara tanıtırdı. Dündar Efendihaysiyetineçok düşkündü. Hatta çocukken bayram gibi vesilelerle kendisine verilen bahşişi, çıkınca atar veya başka birine verirdi.
Beyrut’ta bulunanŞehzâde Cemâleddin Efendi, imkânı nisbetinde aileye yardımcı olur; sahip çıkardı. İki şehzâdenin 1942’dekisünnet cemiyetlerinio yapmıştı. İki kardeş, yazları buraya giderler, 15-20 gün kalırlardı. Büyük amcalarıÂbid Efendiile görüşürlerdi.
 
Mükerrem Yaşadık
 
Mekteb çağı gelince, anneleri Dündar ve Harun Efendileri birAmerikanmektebine yazdırdı. SonraFransızFreres Mektebi’ne girdiler. Sonra bir devlet mektebine girip, ikisi de liseyi bitirdiler. Dündar Efendi’nin tabiriylededelerinin ismisayesinde “mükerrem ve müreffeh” yaşadılar.
Dündar Efendi, Şam’daaskerî bir fabrikanın muhasebeciliğiniyaptı. Şam’ın meşhur ailelerinden KuseybatîlerdenYüsrâ Hanımile evlendi. Çocukları olmadı. Çok sevdiği zevcesi birkaç sene yatalak yaşadıktan sonra, 2016’da 90 yaşında vefat etti.
Sürgün kararının kaldırıldığı 1974 senesinden sonra Türk vatandaşlığı alınca Osmanoğlu değil,Âliosman soyisminikabul etti ki, Arapça Osmanlı ailesi demektir. Askeriyede memur olarak çalışan biraderi Harun Efendi iseailesiyleİstanbul’a yerleşti. Nimet Hanım da yanına gelerek burada 1981’de vefat etti.
Saltanat devam ediyor olsaydı, Dündar Efendipadişaholacaktı. Sıhhati iyi iken zaman zaman İstanbul’a gelirdi. Kendisiyle dâhilî harbden evvel, Şam’dakiçiçeklerle süslümütevâzı evinde; birkaç defa İstanbul’da görüşmek şerefine eriştim.
 
Unutulmayan Türkçe
 
Az konuşur, çok düşünür, mütevâzı, kibar ve ince düşünceli şehzâde,dinine bağlıdır, beş vakit namazını bırakmaz. Konuşacak kimse bulamadığı için Türkçe’yi unutmaktan şikâyetçi idi.Türk radyo ve televizyonlarını dinliyor; Türkçe gazeteleri takip etmeye çalışıyordu.
Zevcesinin vefatından sonra,ayakları ağrıdığı ve düştüğüiçin evinden çıkamıyor; gözleri az görüyor; kulakları duymuyordu. Zevcesinin ailesinden akrabaları arada bir kendisini yoklamaktadır. İstanbul’da yaşayan yeğenleribinbir zorluklakendisini Beyrut üzerinden İstanbul’a getirdiler.Burada bir müddet kaldı. Biraderi tarafından ihtimamla bakıldı.Ancakresmî makamlardanbir alâka görmedi. Eskimiş vatandaşlık muamelelerini yeniletmek maksadıyla koltuk değneklerine tutunarak birkaç defa devlet dairelerine gitmek mecburiyetinde bırakıldı. Bir yandan da Suriye hükûmetinin gareze gelip, kendisinimütevâzı kira evinden çıkaracağıve üç beş kuruşluktekaüt maaşına el koyacağı, hatta vatandaşlıktan tard edeceği endişesiyle, geldiği gibi sessiz sedasız Şam’a döndü.
TV dizilerinde arz-ı endam eden, hava meydanlarına isminin konulması konuşulan Sultan Abdülhamid’in bu muhterem torununun hâli,padişahın mirasına hakikatte ne kadar sahip çıkıldığınında hazin bir nişânesidir. Kendisine bir ev, araba, hizmetli, makul de bir tahsisat verilmesi zor muydu, bilinmez.

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

HÜRRİYET GEYİĞİ ve ÖLDÜRÜLEN BASIN HÜRRİYETİ

Sarı Ceket, Fransa’daki halk ayaklanmasının sembolü oldu. Son devirde sembolsüz ne isyana, ne ihtilale rastlanıyor. Fransız İhtilali'nde kırmızı külah; Portekiz’de ...

SONUN BAŞLANGICI: SURİYE BOZGUNUNUN HİKÂYESİ

Filistin-Suriye cephesinin çözülüşü ve Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasının üzerinden tam yüz sene geçti. Burada cereyan eden hâdiselerin içyüzü bugün bile iyi bil...

RODOS VE 12 ADA NASIL ELDEN ÇIKTI?

Rodos’un merkezi olduğu ve 4 asır Osmanlı hâkimiyetinde kalan 12 Ada’nın, Lozan ile elden çıktığını söylemek hiç de ‘cahilce’ bir söz değildir...   Anadolu’...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı