Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

Vücudumuz bir hârikadır... Allahü teâlânın merhameti, ihsânı, ni'metleri, o kadar çokdur ki...

Fahrettin Tacar

Tarih: 2014-01-07 / Hit: 5344

 

 

 

VÜCUDUMUZ BİR HARİKADIR

Türkiye Takvimi-12 Ocak 2011

İnsan, kendi vücudunun ne muazzam bir fabrika ve laboratuvar olduğunun farkında değildir. Hâlbuki, yalnız nefes alıp vermek bile muazzam bir kimya hâdisesidir. Havadan alınan oksijen, vücutta gıda maddelerini yaktıktan sonra, karbon dioksit hâlinde dışarı çıkarılır. Sindirim sistemi ise, ayrı bir fabrikadır. Ağızla alınan gıda maddeleri ve içecekler, mide ve bağırsaklarda parçalanıp öğütüldükten sonra, vücuda faydalı kısmı, ince bağırsaklarda süzülerek kana karışmakta ve posası dışarı atılmaktadır. Bu muazzam hâdise, devamlı ve otomatik olarak ve büyük bir intizam ile yapılmakta, bütün vücut büyük bir fabrika gibi işlemektedir.

İnsanın vücudunda türlü türlü ve çok karışık formüllü maddeler imal eden, türlü türlü kimya reaksiyonları meydana getiren, analiz yapan, tedavi eden, tasfiye eden ve zehirleri yok eden, yaraları tedavi eden, türlü maddeleri süzen, enerji veren tertibat olduğu gibi, mükemmel bir elektrik şebekesi, manivela tertibatı, elektronik bilgisayar, haber verme tesisatı, ziya, ses alma, basınç yapma ve ayarlama tertibatı, mikroplarla mücadele ve onları yok etme, savunma sistemi mevcuttur. Kalp ise, hiç durmadan işleyen muazzam bir pompadır.

İnsanda bütün bu maddî mükemmeliyet yanında, anlama, düşünme, ezberleme, hatırlama, hüküm ve karar verme, sevişmek, akıl, kalp ve ruh gibi çok muazzam, manevî kudretler de bulunmaktadır. Bu kuvvetlerin ve hazinelerin kıymetini ölçmek, insanlar için imkânsızdır. Demek ki, insanın bedeni yanında bir de aklı ve ruhu mevcuttur. Beden ölür, ruh ölmez.

Herkese Lâzım Olan İman (83-84)

 

 

134
YÜZOTUZDÖRDÜNCÜ MEKTÛB

Hakîkat Kitâbevi Yayınları-Mektûbat Tercemesi Sf.177

Bu mektûb, yine molla Muhammed Sıddîka yazılmışdır. Vazîfeyi gecikdirmenin zararlı olduğu bildirilmekdedir:

Hak teâlâ, kendine yaklaşdıran derecelerde ölçüsüz yükselmenizi ihsân eylesin! Bizi seven kardeşim! Vakt, keskin bir kılınç gibidir. Yarına çıkacağımız belli değildir. Mühim işleri bugün yapmalı, mühim olmayanları yarına bırakmalıdır. Aklı olan böyle yapar. Doğru düşünen akl,(Akl-ı mu'âd)dır.(Akl-ı me'âş)değildir. Dahâ ne yazayım? Vesselâm.

 

 

 

MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ RÛMÎ HAZRETLERİNİN HOCASI ŞEMSİ TEBRİZÎ

(RAHMETULLAHİ ALEYHİN) NASİHATİ.

 

 

Hakîkat Kitâbevi Yayınları-Tam İlmihal Se`âdet-i Ebediyye-Sf.5-6

Allahü teâlânın merhameti, ihsânı, ni'metleri, o kadar çokdur ki, sonsuzdur. Kullarına çok acıdığı için, onların dünyâda râhat, huzûr içinde, kardeşce yaşamaları, âhıretde de, sonsuz se'âdete, bitmez, tükenmez ni'metlere kavuşmaları için, yapılması lâzım olan iyilikleri ve sakınılması lâzım olan kötülükleri, Peygamberlerine, melek vâsıtası ile bildirmiş, bunları bildiren bir çok kitâb da göndermişdir. Bu kitâblardan, yalnız Kur'ân-ı kerîm bozulmamış, diğerlerinin hepsi, kötü kimseler tarafından değişdirilmişdir. Dinli olsun, dinsiz olsun, inansın inanmasın, herhangi bir kimse, bilerek veyâ bilmeyerek, Kur'ân-ı kerîmdeki ahkâma, ya'nî emr ve yasaklara uyduğu kadar, dünyâda râhat ve huzûr içinde yaşar. Bu, fâideli bir ilâcı kullanan herkesin, derdden, sıkıntıdan kurtulması gibidir. Şimdi, dinsiz, îmânsız çok kimsenin ve müslimân olmıyan, hattâ islâm düşmanı olan ba'zı milletlerin birçok işlerinde, muvaffak olmaları, râhat, huzûr içinde yaşamaları, inanmadıkları, bilmedikleri hâlde, Kur'ân-ı kerîmin ahkâmına uygun olarak çalışdıkları içindir. Müslimân olduklarını söyliyen, âdet olarak ibâdetleri yapan, çok kimselerin ise, sefâlet, sıkıntılar içinde yaşamalarının sebebi de, Kur'ân-ı kerîmin gösterdiği ahkâma ve güzel ahlâka uymadıkları içindir. Kur'ân-ı kerîme uyarak âhıretde sonsuz se'âdete kavuşabilmek için ise, önce buna îmân etmek, inanmak ve bilerek, niyyet ederek uymak lâzımdır.

İslâm dînini bilmedikleri için, ona karşı olanlar, asrlar boyunca yapdıkları kanlı ve acı tecribelerle anladılar ki, îmânını yıkmadıkça, müslimân milleti yıkmağa, imkân yokdur. Hakîkatde her ilerlemenin ve yükselmenin hâmîsi ve teşvîkcisi olan islâmiyyeti, ilmin, fennin ve yeğitliğin düşmanı gibi göstermeğe yeltendiler. Genç nesllerin, bilgisiz, dinsiz kalmasını, onları ma'nevî cebheden vurmağı hedef edindiler. Bu yolda milyonlar dökdüler. İlm ve îmân silâhları çürümüş, hırs ve şehvetlerine kapılmış olan ba'zı câhiller, kâfirlerin bu hücûmları ile hemen bozuldu. Bunlardan bir kısmı, ismlerini siper edinip, müslimân görünerek, fen adamı, kalem sâhibi ve din âlimi, hattâ müslimânların hâmîsi şekline girip, temiz gençlerin îmânlarını çalmağa koyuldular. Kötülükleri hüner şeklinde, îmânsızlığı moda şeklinde gösterdiler. Dîni, îmânı olanlara softa, gerici denildi. Din bilgilerine, islâmın kıymetli kitâblarına, irticâ', gericilik ve te'assub diyenler oldu. Kendilerinde bulunan ahlâksızlık ve şerefsizlikleri, müslimânlara, islâm büyüklerine atf ve isnâd ederek, o temiz insanları kötülemeğe, evlâdları babalarından soğutmağa uğraşdılar. Târîhimize de dil uzatıp, parlak ve şerefli sahîfelerini karartmağa, temiz yazılarını lekelemeğe, vak'a ve vesîkaları değişdirmeğe kalkışdılar. Böylece, gençleri dinden, îmândan ayırmağa, islâmiyyeti ve müslimânları yok etmeğe çalışdılar.

 

 

AKINCILAR

Türkiye Takvimi-01 Kasım 2013

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik;

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!

 

Ak tolgalı Beylerbeyi haykırdı: İlerle!

Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kâfilelerle...

 

Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan.

Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan.

 

Bir gün dolu dizgin boşanan atlarımızla,

Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla..

 

Cennette bugün gülleri açmış görürüz de,

Hâlâ o kızıl hâtıra titrer gözümüzde!

 

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik,

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!

Yahya Kemal Beyatlı

 

Kırkbirinci Menâkıb

Hakîkat Kitâbevi Yayınları-Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn Sf.347

Alî "radıyallahü teâlâ anh" hazretlerinin fazîletleri hakkında bildirilen menkıbedir. Gazâlardan birinde alınan ganîmeti, Resûlullah "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" hazretleri, Sahâbe-i güzîn "rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma'în" hazretleri arasında taksim edip, herbir gâziye bir pay verdiler. Alî "kerremallahü vecheh" hazretlerine iki pay verdiler. İslâm askeri arasında, kendi dâmâdı ve amcaoğluna meyl edip, iki pay verdi diye konuşmalar oldu. Resûlullah "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" hazretleri onların bu sözlerini işitip, minbere çıkdı. Hamd ve salevâtdan sonra, buyurdular ki, yâ islâm askeri. Hiç bildiniz mi ki, bu küffâr askerini kim susdurdu. Kim vurdu ki, düşman behâdırlarının yürekleri titredi. O nâranın heybetinden, canları bedenlerinde kurudu. O kim idi. Dediler ki, yâ Resûlallah! Gördük bir merd ki, yeşil sarık başında. Ablak ata binmiş ve yüzünü sarmış. Her nâra vuruşunda, dağ titredi. Hamle ederdi; yer debrenirdi. Kılınç çekerdi, havada şimşek çakardı. Darbe vurduğunda, havayı buhâr kaplardı. Kılınç vuranı görmez idik. Ammâ düşmanın baş, el ve ayağını görürdük. Hazret-i Resûl-i ekrem "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" buyurdular ki, (O Cebrâîl aleyhisselâm idi ki, bu cengi yapdı ve kâfirleri yerle bir etdi ve geri döndü ve dedi ki: (Yâ Muhammed! Benim hissemi Alî bin Ebî Tâlibe ver.) İki hissenin birisi kendi nasîbidir. Ve birisi Cebrâîlindir. Ta'n etmeyiniz ki, bir kimseye iki hisse vermem ve kimseye meyl etmem.)

 

KİMSESİZLER

Türkiye Takvimi-25 Ağustos 2013

 

Bir sabah kahvaltıda çayımı yudumlarken,
Bir çocuk sesi geldi kulağıma aniden.


"Amcacığım sadaka!" diye yalvarıyordu,
İncecik zarif sesi soğuktan titriyordu.

Ayağında çizmeler, her çizmede bir delik,
Üstündeki elbise sanırsın kırk senelik.

Pantolonu kısacık ceketi ise boldu,
Ben onu seyrederken gözlerim yaşla doldu.

Aşağıya inerek kapıyı araladım.
"Yavrucuğum, gelsene!" diye onu çağırdım.

Cam yeşili gözlerden iki damla süzüldü,
Mini mini ağzından şu feryatlar döküldü:

"Bugüne kadar bana kimse yavrum demedi,
Kapısını açarak kimse gülümsemedi.

Üç günden beri açım, bir yiyecek yemedim,
Fakat gidip kimseden bir şey de istemedim.

Ne annem var, ne babam, amcam sizlere ömür,
Geçenlerde kaybettik, tam otuzdokuz gündür.

Amcam da ölünce ben şu sokaklarda kaldım."
"Üzülme yavrum dedim, seni yanıma aldım,

Unutma ben de senin gibi bir kimsesizim,
Senin gibi bir kardeş arayan kardeşsizim."

O anda kardeş olduk, artık sarmaş dolaştık,
Sanki bir anlık değil, kırk yıllık arkadaştık.
Mahmut Öztürk

 

 

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

Mübârek zemzem suyu

  SOHBET...................... MÜBÂREK ZEMZEM SUYU Türkiye Takvimi - 17 Mayıs 2019 Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarına göre; dünyanın en sağlıklı sula...

Ramazan muhabbet ayıdır

... Bir hadîs-i şerîfte, “Ramazân ayında, özürsüz olarak, bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazândaki o bir günkü sevâba kavuşam...

Seâdet-i Ebediyye

  SOHBET.................................... SEÂDETİ EBEDİYYE Türkiye Takvimi - 10 Mayıs 2019 Tam İlmihâl Seâdeti Ebediyye kitabı, ciltli ve 1248 sayfa o...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı