Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

“Senden başka hiçbir ilâh yoktur"

Vehbi Tülek

Tarih: 2018-11-17 / Hit: 41

Resûlullah Efendimiz dedi ki:“Yâ Rabbî! Ben seni hakkıyla övemem Sen kendini övdüğün gibisin...”

 
Abdülmelik Cüveynî hazretleri Şafiî mezhebinde meşhur fıkıh ve hadîs âlimidir. 419 (m. 1028)’de İran’da Nişâbûr şehrinin Cüveyn nahiyesinde doğdu. 478 (m. 1085)’de Nişâbûr’da vefât etti. İlimdeki yüksekliğinden dolayı kendisine, “İmâm-ül-Haremeyn” unvanı verildi.İmâm-ı Gazâlî’nin hocası olan İmâm-ül-Haremeyn, bir gün ziyâret için büyüklerden birinin evine gittiğinde, âlimler ve büyükler onun etrafında toplandılar. O esnada meclisten biri kalkarak, İmâm’a Tâhâ sûresinin 5. âyet-i kerîmesini okuyarak, “Allahü teâlânın mekândan münezzeh olduğuna delîlin nedir?” diye sordu. İmâm-ül-Haremeyn“Yûnus aleyhisselamın balığın karnında (Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederim. Gerçekten ben haksızlık edenlerden oldum) diye duâ etmesidir” deyince orada bulunanlar bu cevaba hayret ederler. Ev sahibi de meselenin açıklanmasını ister. Bunun üzerine İmâm-ül-Haremeyn“Burada bin dirhem borcu olan bir fakir var. Onun borcunu öderseniz meseleyi açıklarım” der. Ev sahibi, borcu ödemeyi kabul eder. İmâm-ül-Haremeyn cevâbını şöyle açıklar:
Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), mi’râcda yüksek makamlardan, cenâb-ı Hakkın dilediği yere yükseldi ve orada “Yâ Rabbî! Ben seni hakkıyla övemem Sen kendini övdüğün gibisin” dedi ve yine Yûnus aleyhisselam denizin derinliklerinde, balığın karnında, karanlıklar içinde imtihan olurken meâlen;“Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim. Gerçekten ben haksızlık edenlerden oldum”(Enbiyâ-87) diye duâ etmesidir. Cenâb-ı Hakkın bir mekânı olsaydı, mi’râcda olan Peygamber efendimiz ve balığın karnında bulunan Yûnus aleyhisselam karşısındaki birine hitâb eder gibi hitâb ederlerdi. Bu âyet-i kerîme, Allahü teâlânın bir mekânda olmadığına delâlet ediyor.”
Cüveynî hazretleri buyurdu ki: “İlim, iki kısımdır. Birincisini öğrenmek herkese lâzımdır, ikincisini öğrenmek, farz-ı kifâyedir. Bunu taklidden çıkıp, müctehid olan âlim öğrenir. Bir şehirde, böyle bir âlim bulunursa, başkaları öğrenmeme günâhından kurtulur. Böyle âlim hiç bulunmazsa, hepsi âsiolur. Böyle bir âlim, kitaptan, sünnetten, icmâ’dan ve kıyâstan hüküm çıkarır ise, buna (Müctehid-i müstekıl) denir. Uzun zamandan beri, böyle müctehid yoktur.”

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

İmândan sonra en kıymetli ibâdet

Namazı doğru kılmakla şereflenen bir kimse, çirkin, kötü şeyler yapmaktan korunmuş olur.   Sadrül-efâdıl Harezmî hazretleri fıkıh, nahiv ve lügat âlimidir. ...

Denizde şehit olmak daha faziletlidir...

“Allahü teâlâ katında denizde şehitolanlar, karada şehitolanlardan daha üstündür.”   Ebû Muhammed Beyyânî hazretleri tefsîr ve hadîs âlimidir. 247 (m. 861)’...

Helal malından sadaka vermek...

"Kim Allahü teâlâya hâlis niyet ile ödünç verirse,Allahü teâlâ da karşılık olarak ona kat katmükâfat verir."   Bahâeddîn Kâsım bin Ali hazre...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı