Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

KANAAT EKONOMİSİ

Rahim Er

Tarih: 2019-01-11 / Hit: 172

Bu bahse dair, çoğu da çoğumuz tarafından bilinen âyet-i kerimeler, hadis-i şerifler, deyimler, atasözleri ve nasihatler vardır:
Şükrün malı arttıracağı değişmez hükmü, misafirin on rızkıyla gelip birini yiyip dokuzunu bırakarak gitmesi gerçeği, yiyiniz içiniz fakat israf etmeyiniz emri, kanaat gibi zenginlik olmaz hatırlatması... gibi daha onlarca rehber cümle hayatlara ışık tutmaktadır.
Evet doğru; bu yüksek değerlerden basit gibi zannedilen sakla samanı gelir zamanı, ak akçe kara gün içindir atalar sözüne kadar bunların çoğunu, çoğumuz biliriz. Lakin bilmek yetmez. Önce inanmak sonra da yaşamak lazımdır. Kuru bilgi kurtarsaydı ansiklopedi naşirleri en faziletli kullar olurlardı.
Âyetlerden, hadislerden, atasözlerine dek bunların üçünü-beşini hemen her gün evde, işte, lokantada veya bir başka yerde tekrarlarız. Ama; hayat, bilindiği gibi yaşanmaya devam ettikçe bu tekrarların bir faydası olmaz. İnanmak, icra etmek ve sabretmek şarttır.
Şirketler, diğer etkenlerin yanı sıra alabildiğine israfa gömülüp de borç ödeyemez, maaş veremez duruma düşünce artık âdet hâline geldi ki hükûmetler, borcu yeniden yapılandırmaktadır. Bu durumda vergi, sigorta vs. kredi borçları yapılandırılıyor. Ancak üçüncü kişilerle çalışanlara borçlar devam ediyor. Bu yüzden yeniden yapılanmanın balayı mevsimi ömürsüz oluyor. Şirketler bir daha çıkmaza saplanıyor ve hükûmet bir daha yapılandırmaya gidiyor. Bu uygulama kısır döngü yolundadır.
Şirketin ödenmiş sermayesi küçük, borçlanması devasa olup da hesapsız-kitapsız harcamalara giderek, lükse dalınınca, iş sahibi, şirket kasasını cüzdanı gibi kullanınca vaziyet resmettiğimiz gibi şekilleniyor.
Şimdi gerçek kişiler yani vatandaşlar için de yeniden yapılandırma kapısı açılmış bulunuyor. Kredi kartı borçları bir faciaya dönüşmesin diye hükûmet bir anlamda da bunu mecburen yapmakta.
Kredi kartı, borçla yaşamaktır. Dış ülkelerde kredi kartı bizdeki para kart gibidir. Kredi kartının bankada karşılığı vardır. Kredi kartına taksit yapılması da bize mahsus bir ticari alışveriş yoludur.
Bu kartlar, hayatımıza 1983’ten sonra girdi. O tarihlerde zannedildi ki bankalar, karşılıksız para dağıtıyor. Cebinde en fazla kart olan en itibarlı adam görüldü. İşin kötüsü kartın sahibi de kendini böyle bildi. Bir zaman sonra mesele anlaşıldı fakat bu defa da kartı kartla kapatmak gibi bir borç sarmalı türedi. Bu zararlı tarz, bugün de devam etmektedir. Bugün hükûmet, yapacağının azamisini yapmış ve kredi kartlarını altmış ayla yeniden yapılandırmıştır. Unutulmamalı ki bu bir borç silme değildir. Altmış ay yani beş yıl boyunca hayat durmayacaktır. Bir taraftan eski borçlar ödenirken bir taraftan yeni borçlar doğacak ve sonuçta yine bir yapılandırma kaçınılmaz olacaktır.
Bu nedir? Borca batık olmak. Borç yiğidin kamçısıdır. Şu var ki bu söz o borcu vaktinde ödeme imkânına sahip olduğu hâlde ürkeklik yapan için söylemiştir. Sevgili Peygamberimizin -aleyhisselam- borçlu köle gibidir buyurmaları akıldan çıkartılmamalıdır. Borç, huzuru aşındırır. Şahıs, aile, şirket ve toplum planında en evvel yeniden bir üslup yapılanmasına gitmemiz lazım. Lüks, israf, görgüsüzlük devam ettikçe, ayak yorgana göre uzatılmadıkça iktisadi sıkıntılar bitmez.
Fakire, yoksula kol kanat gerilmeli, düşmüşün elinden tutmalı fakat Kanaat Ekonomisini de ninelerimizin çeyiz sandığından çıkartır gibi maziden hal’e taşımalıyız.
Şirket ve esnaf yaptığı cironun, ödediği verginin, gerçek kişi maaşının, gelirinin belli bir kısmına kadar borçlanabilmeli, kredi kartı almak ve kullanmak sıkı şartlara bağlanmalıdır.
Piyasa ekonomisi demek başıboşluk, savurganlık, sorumsuzluk demek değildir.
Kredi kartıyla borçlanarak güle oynaya tatil yapmanın bunalıma düşerek ödemesi yapılmakta veya ödenemeyip yeniden yapılandırılmaktadır.
Atalar, borç yiyen kesesinden yer, demişler.
Ayağını yorganına göre uzat, sözü de ataların.
Çılgın reklamlar, kredi kartları, taksit ve faizler böylece devam ederse yeniden yapılandırmaların da borçlanmanın da sonu gelmez. Köklü, çok köklü tedbirler lazım.

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

KAHT-I LİDER

Türkçe’de “kaht-ı lider” diye bir terkip yoktur. Arapça olan “kaht”, kıtlık, yokluk demektir. “Rical” de yine Arapça’dır ve “erkek” demek olan “recul” kelimesinin ç...

DEVLET, KURULMADI-ÇALINMADI!

CHP’nin “devleti kuran parti” veya “Cumhuriyeti kuran parti” iddiası, baskıdan doğma galat-ı meşhur yakıştırmalardan biridir. Yabancılaşmış aydının işine geldiği iç...

31 MART’A BAKIŞ!

“İslam âlemi”, “İslam dünyası” diye bir gerçek var mı? Çin Seddi’nden Tuna’ya, Kırım’dan Yemen’e, Fas’tan Endonezya’ya kadar üç kıta, yedi iklime yayılmış bir İslam...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı