Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

ESKİDEN BEYOĞLU’NA ÇIKANA KIZ VERİLMEZDİ

Prof.Dr.Ekrem Buğra Ekinci

Tarih: 2019-03-11 / Hit: 288

Son dedikodulara göre, Osmanlıda ilk rakı fabrikası Sultan Abdülhamid tarafından kurulmuş; ilk umumhane de onun zamanında açılmış!..
 
Son zamanlarda sağda solda Osmanlılardailk içkifabrikasının ve umumhaneninSultan II. Abdülhamiddevrinde açıldığına; padişahın Yahudi bir banker ilefâizişi yapıp borsa oynadığına dair iddialar dolaşıyor. ‘Dindar dediğiniz’ padişah, neler yapmış meğer!..
Evet, Sultan Hamid, şehzâdeliğinden beri Londra, Paris, Viyana gibidârülharbmemleketlerinin borsasında muamele yaparak para kazanırdı. Böyleceservetelde edip, bunu hem hizmette, hem de saltanatını muhafazada kullanmıştır. Bu işi elbette birbankeryapacaktır. O zaman da bu işler Yahudilerin elindedir. Dârülharbde, Müslüman olmayanların parasını bu gibi yollardanrızasıylaalmak şer’an caizdir.
Müslüman memleketi bile olsa, bir yerdealkollü içkifabrikasının açılması gayet tabiîdir. Zira dârülislâmda gayrı müslimler alkollü içkiimaledebilirler, alıp satabilirler, içebilirler. Şer’î hukuk bunlara o hakkı verir. Hükûmetmüdahaleedemez. Osmanlınüfusunun yarısıgayrı müslimdir. Ancak Müslümanların alkollü içki içmesi, imal etmesi ve alıp satması mevzubahis değildir. Zira bu fiiller, Müslümana haramdır. Şu kadar kigizli kapaklıyaparlarsa da bunu takip etmek kolay değildir.
 
Kerhane Yönetmeliği?
 
Gelelim fuhuş meselesine: Güya İstanbul’da ilk yerleşikumumhaneler1812 yılında açılmış. Resmî olarak 1884 yılında Sultan II. Abdülhamid’in izniyle ve‘kerhane yönetmeliği’ile Galata ve Pera’da açılmış. Arkası gelmiş. Bunlar, tamamen uydurmadır.
Fuhuş,insanlık tarihikadar eskidir. Umumhaneler de gayrı resmîolarak her zaman her devirde mevcut olmuştur. Bilhassaşehirlerdebu gibi sosyal meselelerin önünü almak kolay değildir. Hele tabiatı itibarıylagizli kapaklıcereyan eden fuhuş ile devletin mücadele etmesi çok zordur. Padişahın umumhane açtığını söyleyene ise ancaklâ havledenebilir.
Osmanlılar, fuhuş ve gayrı tabiî temayüllerle öteden berimücadeleederdi. Bunun için kadınların tamtesettüre riayetive erkeklere karışmaması için lâzım gelen tedbirleri alınmıştır. Kadın ve erkekler vapurlarda, kayıklarda, tramvaylarda ayrı seyahat edebildiği gibi, sinema ve tiyatrolarda bileayrızamanlarda veya salonlarla oturabilirdi. Lokantalarda, çay bahçelerinde bile kadınlarla erkeklerinkarışmasıyasaktı. Kadınların çarşıya inmesi, hatta câmiye cemaate gitmesi bile mümkün değildi.
 
Eyüb’ün Kaymağı
 
Eyüb’ün kaymağı meşhurdur. Vaktiylekaymakçıdükkânları hakkında şaibeler ortaya çıkınca; kadınların bu dükkânlara girip çıkmasımenedilmişti. Taşradan İstanbul’a gelenbekârerkeklerin, kaldıkları han ve odalarda fuhuş yapması, kavgaya karışması, kargaşa sırasında yağmaya girişmesi endişesiyle, 1826’da bekâr erkeklerinşehre girmesiyasaklanmıştı.
Şehir, kasaba ve köylerde,vatandaşlarbirbirine zimmetlidir; komşular birbirinin kefilidir. Herkes komşusunun ne hâlde olduğunutakipetmeye; etrafında olup biten anormal hâdiselerihükûmete bildirmeyemecburdur. Hükûmetin her evin kapısına birzaptiyedikecek hâli yoktur.
Bütün bu tedbirlere rağmen, bilhassa kadınla erkeğinrızasıylagayrı meşru münasebete girişmesininayıpkarşılanmadığı Avrupa ile ticarî ve sosyal münasebetlerin arttığı XIX. asırda, başta İstanbul olmak üzereliman ve ticaretşehirlerinde yaşayanecnebilerarasında fuhuş ve benzeri faaliyetler doğdu.
 
İtalyan Şehri Galata
 
Öteden beri bir İtalyan şehrimanzarasıarz eden Galata’nın üzerinde Beyoğlu, nam-ı diğerPerasemti teşekkül etmiştir. Beyoğlu XX. asır başlarından itibaren birAvrupa şehrigibidir. Avrupa’daki gibi kârgir apartmanlar, iş hanları, sokaklar, mağazalar, pastaneler, lokantalar, gazinolar veeğlence yerleriarz-ı endam eder.
Esas İstanbul sayılanSuriçi’ndeki Müslüman halktan buraya giden gelen çok azdır.Gözü açıkgençlerden buradaki ışıltılı havanın lezzetini alanlara iyi gözle bakılmaz; ‘felancanın oğlu Beyoğlu’na çıkıyormuş’damgasıyapıştı mı, kolay kolay kimse kendisine yüz/kız vermezdi.
Sultan Hamid’in devri yıkılıpJön Türkleriktidara gelince, sosyal hayattaki gevşemeye paralel olarak Beyoğlu’na çıkmak daharahathâle geldi.Sadece edip ve şairler, gazeteciler değil, politikacılar, paşazadeler, yeni zenginler buradaarz-ı endametmeye başladı.
Her gün pastanelerde oturup çay içip pasta yemek moda oldu. Ama aslında kimseçay ve pastaiçin bu zahmete katlanmıyordu. Esas sebep buraya ecnebi kadınların serbestçe gelip gitmesiydi.Kaç-göçdevrinin kaideleri, burada esniyordu.
 
Emraz-ı Zühreviyye
 
Kırım Harbi esnasında İstanbul’a ekserisiaskerolmak üzere çok sayıdaecnebigeldi. Bununla Beyoğlu’nda fuhuş zuhur etti. Gizli kapaklı bu lüks batakhanelere Fransızca ev manasınamaisondenirdi. Sahipleri ecnebi olduğu için,diplomatikimtiyazlardan istifade eder; polis kolay kolay kontrol kuramazdı. Çalışan kadınlar da ecnebi asıllıydı. Yoksa resmenruhsatile bir umumhane açılması mevzubahis değildir.
8 Mart 1884’te çıkarılanSıhhiye Nizamnâmesiile tabiblere, umumi kadınları da muayene ve tedavi etmeleri emredilmiş; böylece zührevî hastalıkların önlenmesi hedeflenmiştir. 1915’te deEmrâz-ı zühreviyyenin men-i sirâyeti nizamnâmesiçıkarılmıştır. Bunlar, kerhane açıp fuhşa izin vermek demek midir?
 
Sodom ve Gomore
 
Ahmed Rasim ve Reşad Ekrem gibi yazarların canlıtasvirlerinebakanlar, eskiden fuhşunyaygınolduğunu zanneder. Halbuki bir şeyin çok anlatılması, nadir olup bu sebeple alâka çektiğini gösterir.Vak’a-ı âdiyeden olsaydı anlatılmazdı.
Cihan Harbi,servetide,sefaletide arttırdı. Beyoğlu’nun sefahat merkezi hüviyeti, Müttefiklerin İstanbul’u işgal ettiği ve sosyal hayatın altüst olduğumütarekedevrinde daha bariz bir hâle geldi; Avrupaî hayat tarzının resmî politika olduğu cumhuriyet devrinde giderek arttı.
Beyaz Rus mültecilerin de rolü bulunan mütareke devrinin ahlâk zaafını, Yakub Kadri, Sodom ve Gomore romanında anlatır. Bunlar, gayrı tabiî alışkanlıkları sebebiyle helâk edilen Filistin’de iki şehirdir.
Bubatakhanelerdeçalışan kadınların neredeyse tamamı ekalliyetlerden ve ecnebilerden, ekserisi de Rum'dur. Beyoğlu’ndaMüslümanbir kadının fuhuş yaptığı işitilmemiştir. 1930’dafuhuşla mücadele kanunuile umumhanelerin faaliyetleri tamamen menedilmek istendiyse de, 1933’teresmen izinverildi. Beyoğlu’nun en parlak devri de bu oldu.

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

ESKİDEN BEYOĞLU’NA ÇIKANA KIZ VERİLMEZDİ

Son dedikodulara göre, Osmanlıda ilk rakı fabrikası Sultan Abdülhamid tarafından kurulmuş; ilk umumhane de onun zamanında açılmış!..   Son zamanlarda sağda ...

PADİŞAHIM ÇOK YAŞA!

Tahta çıkışın tescillendiği biat merasiminde, saray çavuşları hep bir ağızdan “Padişahım çok yaşa! Mağrur olma padişahım senden büyük Allah var!” diye alkış tutarla...

SÜRGÜNÜN SON ŞÂHİDİ

* “Etrafımdaki herkes ağlıyordu. Nezle olmuşlar deniyordu. 6 yaşındaydım. Anormal bir şey olduğunu hissettim...” Böyle diyordu ailesiyle sürgüne gönderilen Bilûn Ha...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı